Birkaç ay önce Twitter da paylaşılmıştı.
Gülme beklentisi ile muhtemelen servis edildi,
Lakin ağlanacak bir görüntüydü.
Bir yer sofrasında kalınca bir dizi lahmacun başında yemek yiyen Güney Doğulu kız çocuğu yerel şivesi ile babasına övgüler dizmekteydi,
“Baba sana kurban olurum,
seni doğuran anana da kurban olam”
Muhtemelen karşısında görüntüyü çeken annesiydi,
Babasına gönderip aferin almayı murad etmişti belki de.
Fakat ortaya çıkan lahmacun için ya da başka bir yemek için kurban olma cümleleri iltifat değil, ürkütücüydü.
Bir çocuk babasına, ağabeyine bağımlı değil bağlı olarak yetiştirilmeli.
Ki o çocuk büyüyünce eşine de bağlı olsun, hastalıklı bir bağımlılık göstermesin.
Bugün yemek için babaya kurban olurum diyen çocuk yarın eşine yalvaracaktır.
Ki bizde reklamlar eşine yalvaran bir kadının arabasına kavuşması üzerinedir.
Onurlu insan yetiştirmede referansımız, insanlığın önderidir.
Kızı Hz. Fatıma odaya girdiğinde ayağa kalkıp yerini verecek kadar kız çocuğuna saygı, itibar ve sevgi çıtasını en yükseğe çekmişti Peygamberimiz.
Erkeğe bağımlı yetiştirilmek marazi, kriminal sorunlara da yol açmakta.
Bu konuda en korkuncu G. Maxwell örneği.
Pedofili suçlusu J. Epstein’in yaşam arkadaşı G. Maxwell.
Epstein için cinsel amaçlı insan ticareti ile ilgili suçlamalarla anılan Maxwell, Yahudi asıllı çok zengin medya kralı Robert Maxwell’in dokuz çocuğundan en küçüğüydü.
Baba Maxwell onca zenginliğine karşın öldüğünde milyonlarca sterlinlik yolsuzluk soruşturmaları sürmekteydi.
Hayatını anlatan belgeselde baba Maxwell, ailesine çocuklarına kötü davranan bir canavardı. Hatta küçük kız, babasından bir şey istediğinde yabancı insanların yanında ağlayarak babasının önünde yere kapanarak yalvarmıştı.
Baba, çocuğunu zavallı duruma düşürmüş, yalvarmasını memnuniyetle izlemişti.
Korkunç bir psikolojiyi onun zihnine yerleştirmişti.
Zengin babanın kızı çok iyi eğitim almış, Oxford’u bitirmiş, babasının medya şirketlerinde çalışmış, daha 20’li yaşlarında Londra sosyetesinde boy göstermişti.
Ne ki babanın hırsızlık soruşturmaları devam ederken ölmesi ile Amerika’ya beş kuruşsuz gitmişti.
Fakat Amerika’da seçkinler arasında çevre edinmiş, gizli fonlarla daima desteklenmişti.
Yolu, kirli ve karanlık yollardan servet yapmakla ünlü J. Epstein ile kesişmiş, bu kez babası gibi zengin bir adamın yanında sosyetede yer edinmişti artık arkadaşları devlet başkanları, prensler, mankenler, işadamlarıydı.
Trumplar, Clintonlar, Prens Andrewler.
Hatta Clinton, vakfına yaptığı yardımdan ötürü bu karanlık adamı, “bilime adanmış bir hayırsever” olarak tanımlar.
Epstein’ın özel jetinde, onun ayaklarına yaptığı masajla tanınır Maxwell.
Tıpkı istediği bir şey için babası önünde yerlere kapanıp ağlayan küçük kız, bu kez erkek arkadaşının sağladığı zengin hayat için bağımlılığını masajla da bırakmıyor.
Şu anda dünyanın en kirli işini yapmaktan suçlu bulundu, hapishanede.
Küçük kızları Epstein’e ve çevrelerindeki zengin adamlara bulmakla suçlanmakta.
Epstein, bu buluşmaları kaydetmesi için birçok yere gizli kamera yerleştirdi, kirli gelirini, şantajla büyüttü.
FBI, dünyanın her tarafından getirilen yüzlerce mağdur çocuk tespit etti.
Yıllarca süren davalarda bu çocuklar tanık olarak dinlendi.
Fakat onlar dezavantajlı, dağılmış ailelerin yoksul çocuklarıydı.
Her yere, Harvard’a bile bağış yapmış hayırsever Epstein, mahkemeleri para desteleri ile görüp kendisine yumuşatmıştı zaten görünmez çevrelerce daima korunmuştu.
Desteler, mağdur çocuklara da gitmiş, kimisi davadan çekilmişti bile.
Bu çocukların geçmişlerinde yalan, fuhuş, uyuşturucu zaten vardı, o halde kim inanırdı onlara.
Epstein’ın, hapishanede intihar mı cinayet mi ölümünden sonra görülmüştü ki, kasalarını parayla ve elmaslarla doldurmuştu.
Fakat bir caniye, iyi eğitimli ve zengin bir kadının nasıl bu denli kör köle olabileceği,
Çocukluk yıllarında kodlanan bağımlılıkla açıklanabilirdi sadece.