İnsanlığın başbelâsı. Bu azmanlaşmanın getirdiği türevler var. Globalleşmesi, küreselleşmesi vesaire... Say sayabildiğin kadar. İnsan sağlığına dönük en anormal türev ise obezite. Yani aşırı şişmanlık...

Buna anormalleşme, dengesizleşme de diyebiliriz.

Komünist Rusya mevcut iken başbelâsı iki idi. Kapitalizm ve komünizm olarak, iki kutuplu bir çekişme ya da odaklaşma söz konusu idi. Komünizm siyasî haritadan silindikten sonra ise, Siyonizmin güdümünde olan yeni bir ortam, yeni bir süreç başladı.

Biz bu anormal kutuplaşmaya "kapitalizmin azmanlaşması" desek, daha net bir tesbit yapmış oluruz.

Esas konuya girelim. Bu anormalleşme asla böyle devam edemez. Etmemelidir. İnsanlık ne yapıp yapıp, tehlikeli şekilde gelişen bu köleleşme çemberini kırmalıdır. Bu hâl, eşyanın tabiatına aykırıdır. Zira Allah ın adaleti bu zulüm düzenini kabul etmez. Çünkü zulm ile abad olanın sonucu berbad olur.

Görüldüğü gibi, bu anormal durum, dünya genelinde kendisini çoğunluğa o kadar kabul ettirmiştir ki, adeta dünyamız tersine dönmüştür, kavramlarımız ters yüz olmuştur. Faiz aracılığı ile, büyük sermayenin geniş halk kitlelerini insafsızca sömürmesi, adeta kanıksanmıştır. Ahvali adiyeden önemsiz bir mesele olarak kabul edilmiştir.

Dünya tarihini incelerseniz, zalim Firavunların, Nemrutların yaptıkları, noktasal istismarlar, bugünkü faiz ve kara para Firavunlarının istismarı yanında, devede kulak derecesinde kalır. Meselâ basit bir alış-veriş aracı olan dolar, bütün dünyada, en acımasız sömürü aracı olarak kullanılıyor. Bu hal tabiî sayılıyor.

Ama her kemâlin bir zevali vardır. Bir zamanlar dünyanın tümünü tehdid eden komünizmin yerinde şimdi nasıl yeller esiyorsa, bir zaman gelecek, azmanlaşmış olan kapitalizmin de yerinde yeller esecektir.

Lenin in Rusya da proleter ihtilâlini gerçekleştirdiği günlerde bir genç, komünizmin aldatıcı vaadlerine kapılarak, bu hareket kısa zamanda bütün dünyaya tek başına hakim olacak iddiasında bulunmuş, bu iddiayı duyan Mehmed Âkif rahmetli, o gence evlâdım bu dengesiz hareketin ömrü uzun sürmez, sen işin sonunu bekle deyince, genç ısrar etmiş, Âkif in cevabı şöyle olmuş:

"-Evlâdım, senin baban kadar benim sakalım var. Boşuna inat etme" diyerek muhatabını azarlamış.

Paranın put yapılması olayı zaman zaman daha önce de yaşanmıştır.

Hatta Muhyiddin-i Arabî hazretleri, Şam daki zenginlerin, taparcasına paraya rağbet ettiklerini görünce celâllenerek:

"-Sizin taptığınız benim ayaklarımın altındadır" şeklinde bir söz sarfettiği için mahkemeye verilmiş asılarak idam edilmiştir.

Bilindiği gibi Yavuz Sultan Selim Hân, Şam ı fethettiği zaman, Muhyiddin-i Arabî Hazretlerinin:

"İzâ dahale sini fiş şîn zahara kabri Muhyiddin" sözünün altında gizli şifreyi çözmüş, sîn harfi Selim demek, şîn harfi Şam demek. Benim ŞAM ı fethimden sonra, bu büyük velinin kabrini ben bulacağım diyerek, tahkikat neticesinde belirlenen yeri kazdırmış, önce mezar ortaya çıkmış, sonra o mahalde gömülü olan zengin bir hazine bulunmuş.

Görülüyor ki, paranın putlaştırmasını protesto etmek için, günümüzde de Muhiyddin-i Arabilerin uyarılarına benzer uyarılara muhtacız. Yanlış hesap Bağdat tan döner derler. İnsanlığın ortak vicdanı yakın zamanda mutlaka harekete geçecek ve bu azmanlaşmış kapitalizmin bu acımasız sistemine son verecektir.

Zira karanlığın en zifirî olduğu saat, tan yerinin ağaracağı saattir.

Bu istikamette, D-8 ler girişimi ile, ilk ciddi adım atılmıştır. Milletimiz tarih boyunca hak ve adaleti savunmuştur.Zulme asla razı olmamıştır.

İktidarlarımız, Siyonizm güdümünde dünyayı fesada veren bu faiz sömürüsüne karşı tavır almalı, ekonomik politikamızı, milletimizin gösterdiği istikamete yönlendirmeli ve insanlık âleminin kurtuluşu için D-8 lerin ilkeleri istikametinde çabalarını sürdürmelidir.

Komünist çözüm, hem fâizi ve hem de ticareti yasaklamıştır.

Kapitalist çözüm ise, hem faizi ve hem de ticareti serbest bırakmıştır.

İnsanlık haysiyetine uygun düşen en tabii çözüm ise fâizi yasaklamak, ticareti serbest bırakmaktır...