Öncelikle ortada bir sorun varsa bu sorunun adını koymak lazım.
Türkiye’de hiç kimse bir sabah kalkıp Azerbaycan’ı eleştirmedi.
Hatta Azerbaycan’ı demek de doğru olmaz İlham Aliyev yönetiminin uygulamasını desek daha doğru olur.
Ama ne hikmetse kendi ülkesinin şehit ve gazi çocuklarına gözyaşı döktürmekten imtina etmeyen İlham Aliyev, bu vicdansızlığı eleştiren ve hatta “aman gardaş yapma, etme” diyen herkesi düşman ilan etti.
Hem zulüm yapıyor, hem de aşırı alıngan!
Verdiği tek cevap; içişlerimize kimseyi karıştırmayız!
Alınganlıkla da yetinmeyen Aliyev yönetimi, başörtüsü zulmü hakkında kelam eden bütün Türk vatandaşları hakkında komik bir şekilde “kırmızı bülten” çıkarıyor.
Azerbaycan’ın içişlerine karışılıyormuş.
Azerbaycan’ın içişlerine karışmanın feriştahı “Azerbaycan’da başörtüsü zulmü başlatmaktır.”
Başörtüsü zulmünden geri adım atmayan Aliyev yönetimi ev baskınları ve tesettür dükkanlarına baskı gibi yeni zulüm türlerine geçti.
Kendi yönettiği ülkenin huzurunu kendi elleriyle kaçırıyor.
Sonra da karşımıza geçip “Azerbaycan’ın içişlerine karışmayın” diyor.
Azerbaycan’daki el kadar çocukların okul kapılarında gözyaşlarına boğulması ülkemizde vicdan sahibi herkes tarafından eleştirildi.
Bu zulmü dahi mezhepsel taasuplar üzerinden okuyan vicdansızlar da yok değildi elbette Allah onlara da akıl-fikir ve şuur nasip etsin.
Demin de dediğimiz gibi zulme karşı ülkemizden yükselen eleştirilere farklı kesimlerden katılanlar olurken Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da bu hatadan dönülmesi yönünde bir çağrıda bulundu.
Üstelik Oktay Saral’ın mesajında öyle sınırları zorlayacak bir üslupta yoktu.
O Oktay Saral ki ülke meseleleri hakkında çok sert açıklamalar yapan bir isim ve bu güne kadar da başına bir iş gelmedi.
Evet bugüne kadar başına bir iş gelmese de bu akşam itibariyle görevden alındı.
Hem zulmü başlatan taraf olan Aliyev kanadı bir de alınganlığın dozunu artırarak Türkiye’nin içişlerine epeyce karışmıştı.
Hatta aleni olarak da kelle istemişlerdi.
Yani ortada bir iftira yok, hakaret yok ve tabi suç da yok ama pişkince “kelle isteyebiliyorlardı”.
Geçtiğim gün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi yapmıştı.
Bu akşam itibariyle istedikleri kelleyi de fazlasıyla almış bulunuyorlar.
Peki ama neden?!
Aliyev gardaşımızsa bu durumda Oktay Saral neyimiz oluyor?
Ya da bu uygulama ne karşılığı yapıldı.
Sadece “gardaşlık hukuku mu?”
Bir gardaşın hatırına başka bir gardaşın kellesi feda edilebiliyor mu?
Bari Azerbaycan’da devam eden başörtüsü zulmünden vazgeçilmiş olsun da Oktay Saral’ı da bu zulme kurban vermiş olalım.
İnşallah bundan sonrası için Aliyev yönetiminin komik bir şekilde 31 Türk vatandaşı için çıkardığı Kırmızı Bülten hayata geçirilmez.
İnşallah o 31 Türk vatandaşı da tutuklanıp Aliyev’e teslim edilmez.
Bu yazıdan sonra inşallah 32. kişi de biz olmayız.
Görevden alınmasının ardından bir açıklama yapan Oktay Saral:
“Biz makamlarla kaim değiliz. Sayın Cumhurbaşkanımız göreve getirdi, kendisinin talimatıyla ayrıldım.
Kimseye kırgınlığım yok.
Azerbaycan’la ilgili açıklamalarım nedeniyle ayrıldım gibi görünüyor.
Önemli olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Önemli olan Sayın Cumhurbaşkanımızın başarısıdır.”
