Çiftçi, çömlekçi, seyyah/gezgin, yağmurun yağması konusunda aynı görüşte olamazlar.
Çiftçi, ilkbaharda yağmasını, mahsul alacağında yağmamasını isterken, çömlekçi kurutmak için, seyyah iyi gezmek için yağmamasını ister.
Allah’ın yarattığı bir ağaca bakarken, kalburcu, marangoz, mobilyacı, nahtçı/oymacı aynı gözle bakmazlar. Bir ülkeye bakarken, bir Müslüman, herkesin gönlüne bakar ve Müslüman olmasını isterken, kapitalist, o halkın servetlerine bakar öldürmenin ve soymanın yollarını arar.
Tarihçiler, sosyologlar da öyle.
Herkes kendisine eğitimle ayar verene göre olayları değerlendirir.
“Mecmua-i Münşeâtı Feridun” isimli eserde Osmanlı padişahlarının diğer devlet başkanlarına yazdıkları mektuplarda geçen ayetlere ve verilen manalara baktığımızda onlar da padişah koltuğunda okuduklarından aynı ayetten kendilerine bir başka ders almışlardır.
Şifa Tefsiri’me başlamadan önce tefsir kitaplarının yanında, tarihçilerin, edebiyatçıların, sosyologların, sufilerin, radikallerin kitaplarında geçen ayetlere verdikleri manaları da dikkate alırken ayağımın kaymaması için Ehl-i Sünnet çizgisinden ayrılmamaya dikkat etmişimdir.
İbni Haldun, (732/1332-808/1406) Mukaddime’sinde iktibas yaptığı 270 kadar ayet-i kerimeyi tarihin hikmetini ve sosyal hayatın yönetimini anlamak ve açıklamak için alıntılar.
İbni Haldun, medreseden yetişmiş, devlet başkanlarına danışmanlık yapmış, Timur’un dikkatini üzerine çekmiş, Mısır’da kadılık yapmış, o günün sanat dallarının hepsi hakkında bilgi sahibi olmuş ve “Mukaddime”siyle hâlâ dünya düşünürlerinin dikkatlerini üzerine çekmeyi başarmış nadir insanlardan biridir.
Hz. Ali’nin: “Ünzur ilâ ma Kale, Velâ tenzur ilâ men kale= Söylenene bak, söyleyene değil” sözüne binaen ben, İbni Haldun’u tanıtmak yerine İbni Haldun’un “Mukaddime”sindeki görüşlerinde hangi ayetlerin etkisinde kaldığını sunacak ve ben yine dikkatinizi İbni Haldun’un sözlerinden ziyade Kur’an ayetlerine çekmeye çalışacağım.
Lokman Hekim, İbni Sina ve çağdaş eczacılar aynı tabiattan, herkes kendi çağının hastalıklarına ilaç bulduğu gibi, Kur’an ayetlerinden de her çağın âlimleri kendi çağının ilacını bulması gerekir.
Kur’an ayetleri anne sütü gibidir.
Bir günlük çocuğa, bir günlük gıdayı verir, altı aylık çocuğa altı aylıkken lazım olan gıdayı verir.
Rektörün aynı ayetten anladığı ile dağdaki çobanın anladığı ayrı olacaktır.
Altı milyar insan anlamak için gönlünü verirse Rabbimizin murat ettiğine yaklaşılır.
Gıdaların tabii olanı daha iyi olduğu gibi, sözlerin ilahi olanı yani Allah’a ait olanı daha iyidir.
Bu dünya yolculuğunda en ünlü hatipleri yaratan Allah’ın hitabına kulak verelim.
Hak ile batıl da Kur’an’ın adalet ölçüleri içinde belli olur. Kur’an’ı toplum hayatından çektiniz mi korkaklar kahraman, devleti soyanlar baba, kadın ticareti yapanlar vergi rekortmeni kutsal insan olup çıkıveriyor.
Güneş, hava, su, toprak ilk insandan son insana kadar herkese faydalı olarak yaratıldığı gibi, Kur’an-ı Kerim de, son insana kadar insanlığa yol göstermeye devam edecektir.
İbni Haldun’un hayatını ve Mukaddime’sini okumak isteyenler, Cemal Aydın Beyefendi’nin terceme ettiği, Timaş Yayınları’nın bastığı Mukaddime’yi okuyabilirler.