2026 İran Savaşı olarak isimlendirilmeye başlayan ancak açıkça İran-Siyonizm Savaşı olarak ifade edilmesi gereken savaş (Bu ifadeleri kullanarak aslında lafı çevirmektedirler. Zira sanki ABD ve İsrail’in bu savaşta etkisinin olmadığı izlenimi veya İran’ın bir edilgen mekanizma gibi kullanılması durumu ön plana çıkartılmaya çalışılmaktadır.), 28 Şubat 2026'da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in, İran’ın çeşitli şehirlerine yönelik geniş çaplı hava saldırılarıyla başladı. Ve İran'ın bölgedeki ABD üsleri ile İsrail topraklarını balistik füzelerle hedef almasıyla hızla bölgesel bir askerî çatışmaya dönüştü. Tabi şimdiye kadar yazdıklarımız herkesin malumu ancak bunu tekrar ifade etmemizdeki ana unsur; sanki İran durup dururken hiçbir neden yokken Körfez’deki masum kardeşlerine saldırı yaptı gibi bir bakış açısını inşa etmeye çalışan bir kesim olduğundandır. Bakınız İran ile sorunumuz, sorununuz veya başka herhangi bir derdimiz olabilir. Ancak konunun özünden kopmamak adına gerçekleri çarptırmak doğru değil. Hep ifade ediyoruz. İran zamanında şunu yaptı, İran zamanında bunu yaptı. Veya hâlâ bir şeyler yaptığını da düşünüyor olabilirsiniz. Belki bunda haklı da olabilirsiniz. İşin özü bu durum bugünün konusu değil… Bitti… Konular kapansın savaş bitsin gelin hep beraber tartışalım… Tabi işin özünde bu iş bitmeyecek gibi görünüyor. Daha doğrusu biz dur demediğimiz sürece bu İsrail ve vekil kuvvetine, Epstein meseleleri yüzünden dönüşmüş ABD durmayacaktır. Çünkü “İsrail ancak güçten anlar”. Çünkü İsrail’i biz durdurmadıkça kendisi durmayacaktır. Bunu reel politiğe uygun olarak değerlendirmiyor olabilirsiniz, bunu küresel sosyal, siyasal ve ekonomik dengeler açısından uygun olarak görmüyor olabilirsiniz, bunu kurumsal Daron Acemoğlu gibi ulusların katılımcı ve yeniliği teşvik eden kapsayıcı kurumlar üzerinden görüyor da olabilirsiniz. Bunlar İsrail’in Siyonist teopolitiğinde ve hiçbir şey ifade etmiyor. Tek hedef var dünya hâkimiyeti ve buna giden süreçte Arz-ı Mev’ud’u kurmak.

Savaş Bitti mi?

İran-Siyonizm Savaşı, 8 Nisan 2025 itibari ile 40 gün aradan sonra 15 gün sürmesi beklenen bir ateşkes ile şimdilik durdu. Ancak buna bir ateşkes demekten çok “İran ve Siyonizm arasındaki savaş yeni bir evreye geçti” demek daha doğru olacaktır. Yaklaşık 6 haftalık çatışmanın ardından 7–8 Nisan 2026’da geçici ateşkes ilan edilmesi bir yeni savaş fazı veya çatışma öncesi es almaktan başka bir şey değil. Bu ateşkes savaş ortamına iki haftalık bir pencere açtı ve taraflara müzakere fırsatı verdi. Savaş bitti mi? Sorusunun cevabında birkaç husus ön plana çıkıyor.

Savaş ABD’nin baskıları özellikle Hürmüz Boğazı krizi üzerinden ciddi manada artan baskının yönünü değiştirmek için kullandığı bir ara dönem gibi değerlendirilebilir. Nitekim ateşkes görüşmelerine yönelik tavrı ilk aşamada masa oluşana kadar çok iyi iken masada bir anda sert bir tavır sergilemeye başladı. Masa oluşması noktasında direnen İran’ı ikna etmek için ilk başta yaptırımlar noktasında söz verildi. Bu çerçevede İran’ın bloke durumunda olan 6 milyar dolarlık Güney Kore bankalarındaki parası Katar’daki bankalara aktarıldı. Sonrasında özellikle İran’ın müzakereci olarak güvenmiyoruz dediği iki emlakçı Witkoff ve Kushner’in (neden böyle diyoruz, zira birinin yine özel temsilcilik görevi var, ancak Kushner’in bir herhangi görevi de yok, tek özelliği damat olması o yüzden ikisi için de asıl mesleklerini yazmak gerek) yanına başkan yardımcısı J.D Vance’in de dâhil edilmesi de önemli bir jest olarak değerlendiriliyordu. Buna ek olarak ilk intibada İran’ın talepleri ile ilgili çok sıcak yaklaşımlar sergilendi ve neredeyse hepsinin kabul edildiği veya edileceği konuşuldu. Bu durum Pakistan’daki görüşmeler ile bir anda kesildi. Sanki önceki görüşmeleri başkaları yapmıştı. Bakınız bu noktada ifade edilmesi gereken bir husus da devletler savaş halinde olsalar dahi birbirleri ile doğrudan veya dolaylı olarak görüşürler. Bu durum bir acziyet veya zafiyet değildir. Savaşın veya çatışmanın doğasında vardır. Buna rağmen ikisi de görüşmüyoruz da diyebilir, bu da kabul edilebilir.

İfade ettiğimiz gibi iki ülke arasındaki görüşmelerde ABD’nin tavrının bir anda değişmesinin de bir taktik olduğu daha net bir şekilde görüldü. Bu nokta hedeflenen ABD’nin saçma Hürmüz planını veya ablukası ne derseniz deyin onu kabul ettirmek ve İran’a yönelik bunlarla anlaşacaktık da bunlar savaştan başka bir şey istemiyorlar anlayışını yerleştirmektedir. Savaşlar sadece silahlarla yapılmaz bunun bir de enformatik boyutu vardır. Trump işin içinden çıkamayınca olayı çarpıtma ve hedef değiştirme derdine girmiştir. Buradan bir sonuç çıkartabilir mi? Çok zor her şeyi zaman gösterecek… Ne konuşursak konuşalım, Allah mazlumların yardımcısı olsun.