Necmettin Erbakan

Milli Görüş

Hizmet

Fabrika temelleri

Ağır Sanayi

İkinci Abdulhamid

Hakkı hakim kılmak

Millilik

Alın teri

Maneviyat ve ahlak

Sata sata bitiremedikleri fabrikalar

Fabrika yapan fabrikalar

Gümüş Motor

Devrim Otomobili

Tümosan

İlk denk bütçe

Hortumların kesilmesi

Gelirde yüzde 300 artış

Emeklinin bayram etmesi

D.8 oluşumu

Havuz sistemi

Pırıl pırıl bir mazi

Tek bir yolsuzluğun konuşulmadığı dönem

Satılmayan dava

Onurlu dış politika

***

Bunlar anahtar kelimeler…

Peki, neyin anahtar kelimeleri

Bu kelimeleri ifade eden  Prof. Dr. Mustafa Kamalak.  Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, SP İlçe Başkanları Kampı’nda önemli ve her satırının altı çizilmesi gereken bir konuşma yaptı. Dikkatle takip ettim, konuşmayı.  Yukardaki kelimelerle Milli Görüş’ün bugüne kadarki kilometre taşlarını adeta ortaya koydu, Mustafa bey.  Tempolu, somut verilere dayanan ve içeriği zengin bir metindi. 

Metnin hazırlanmasında, güçlü kalemi olan Mustafa Yılmaz’ın büyük emeği olduğunu biliyorum. Kimin/kimlerin katkısı varsa ellerine sağlık diyorum.

***

Saadet Partisi, “baskın” olma olasılığı yüksek olan 2015 seçimlerine hızlı bir başlangıç yaptı.

İşi baştan sıkı tutma kararlılığını bir kez daha gösterdi.

Haydi, hayırlısı…

CAN YAKAN SORU!

Akşamları oraya buraya fazla gidemiyorum.

Üniversite öğrencisi iken bazı akşamlara 3 paneli sığdırırken, son yıllarda nedense yerimden fazlaca kıpırdamak istemiyorum.

Fahri Sarrafoğlu, “İlla seni de bekliyoruz.” deyince Perşembe akşamı, yıllardır Cağaloğlu’nda hizmet veren TİMAŞ’ın yolunu tuttum.

***

Mehmet Nuri Yardım’ın kurucusu olduğu Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) her Perşembe Timaş Kitapkahve’de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri’nin konuşmacısı bu kez iş dünyasında önemli bir yer edinen, kültür sanat dünyamıza katkılar sağlamış İsrafil Kuralay’dı.

Kuralay’la okuldaşız.

Ankara Üniversitesi BYYO’da (Basın Yayın Yüksek Okulu), bizler üniversiteye başladığımızda Kuralay ve Mehmet Ali Şenol gibi okuldaki bir avuç muhafazakar kanatta yer alan isim, iş hayatına atılmıştı bile. Zira, bizim okul uzun yıllardır solun kalesi konumundaydı. Mülkiye’nin kanatları altında bulunmasının bunda elbette rolü vardı.

Neyse, bu belki ayrı bir yazının konusu…

İsrafil Kuralay, sohbette güncel bir mesele olan “İş Dünyası ve Kültür Sanat” konusunu anlattı.

Ben de hep merak etmişimdir; “Bizim mahalle”de bulunan işadamlarımız bugüne kadar kültür-sanata gereken önemi neden vermediler, vermiyorlar   Deneyimlerinden örnekler verdi, İsrafil bey.

Şu cümleler, Kuralay’a ait;

“Devletler zannedildiğinin aksine kısa zamanda büyük işler yapabilir. Birlikte uğraştığımızda büyük hamleler kaydedebiliriz. Bilinçli olmadıkça kültür sanata ilgi gösteren bir toplum olabilmek için maddi yeterlilik de bir anlam taşımaz. Eğitimle kültür sanat tüketimi doğru orantılıdır. Biz Batı’nın kültürünü yaşamak iddiasında olduğumuz için kendimizle çelişiyoruz. Çayı bardaktan değil de fincandan içmek misalinden gidersek, burada kompleks taşıdığımız anlaşılır. Türk ve Müslüman olmak derdindeyken, Türklüğümüzü ve Müslümanlığımızı gizlemeye meylediyoruz. Yurt dışında bilhassa Türklerin yoğun olduğu Almanya’da bir iki tane kitabevi olması da bunun bir göstergesi. Batı kendi kültürüne daha çok sahip çıkıyor. Öz kültürlerinin üzerine yeniyi bina ederek geliştiriyorlar. Biz büyük bir kopuş yaşadığımız için halen kimlik arayışındayız. Batılı değerlerle çatışmaktan da kendimizi alamıyoruz…”

***

Benim en çok merak ettiğim, gençlerin, çocukların akıllı telefon ve internet kâbusundan nasıl kurtulacaklarıydı;  “Gerçek değerlerimize, öz benliğimize ve kültürümüze gençleri nasıl yönlendirecektik Çocuklarımız “çocuk oyunları”nı unuttu, çelik-çomak, misket oyunları hayattan silindi, gitti. Kaçımızın çocuğu bugüne kadar bir kez olsun uçurtma uçurdu Çocukları, gençleri nasıl kurtaracaktık bu illetten!”

İsrafil beyin, “Can yakan soru” olarak dile getirdiği bu dipsiz kuyu için çözüm teklifi şu oldu: “Bu konuda mutlaka Şura’lar toplanmalı, sorun bilimsel komisyonlarda ciddi olarak ele alınmalı…”

***

42 yıllık geçmişiyle Milli Gazete’nin kültür, sanat, edebiyat dünyasına kattıkları, kazandırdıkları yadsınamaz ölçüde büyük.

Bir dönem Bünyamin Yılmaz’ın çaba ve gayretleri ile sürdürdüğü bayrak yarışını şimdilerde Bilali Yıldırım devraldı. Sayfadaki değişimi hemen fark etmişsinizdir; Bilali, kendine özgü üslubu ve derinliği ile kültür sanat sayfasını daha bir takip edilir hale getirdi bile.

**

ESKADER yöneticileri bir Perşembe sohbetini de Milli Gazete’ye neden ayırmasın

42 yıllık pürüzsüz yayın anlayışını, kültür sanata “milli” ve “manevi” katkısını takipçilerine duyurmak, aktarmak için Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş’ı aynı platformda ağırlamalarını şahsen öneriyorum.

Gençlere bir de tüyo; sohbete gelenlere çay ve de dilimlenmiş simit de ikram ediliyor… En önemlisi de ücretsiz…

NİHAYET CEVAP GELDİ!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve partinin önemli isimlerinden Tuğrul Türkeş, “Cemaat partiye sızmak istedi, engelledik!” açıklamasını yaptı.

Ben de önceki yazımda, “En küçük habere bile açıklama yapan Cemaat böylesi ciddi bir itham karşısında neden suskun ” dedim.

Cemaatten açıklama geldi.

Fethullah Gülen’in avukatı Nurullah Albayrak, müvekkilinin parti kurma ve bir partiyi ele geçirme girişiminde bulunduğu yönündeki iddialara şu açıklamayı yaptı:

“Bazı yayın organlarında müvekkilim Sayın Fethullah Gülen’in parti kurma ve bir partiyi ele geçirme girişiminde olduğu şeklinde doğru olmayan değerlendirmelere yer verilmiştir. Müvekkilimin herhangi bir kişiye parti kurma konusunda tavsiye, telkin ya da talimatı olmadığı gibi hiç kimseye de bir partinin ele geçirilmesi konusunda tavsiye, telkin ya da talimatı söz konusu değildir.”

Duyururum…

NOT:  Bugün 26 Ekim 2014, Pazar… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!