İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları aylardır gündemde. Ancak artık Batı’da, özellikle Almanya’da, bu saldırılara verilen körü körüne desteğin toplumsal tabanı sarsılıyor. Allensbach Enstitüsü’nün Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) için yaptığı anket, Almanya halkının vicdanının yöneticilerden çok daha farklı bir yerde durduğunu gözler önüne seriyor.

Araştırmaya göre Almanya’da halkın %57’si İsrail’e karşı “olumsuz” ya da “çok olumsuz” bir izlenime sahip. 2022’de bu oran yalnızca %23’tü. İsrail’e olumlu bakanların oranıysa %54’ten %20’ye düşmüş durumda. Dahası, katılımcıların %65’i İsrail’in Gazze saldırılarını onaylamıyor. Ve en çarpıcısı: %73’lük büyük bir çoğunluk, “İsrail’in Gazze’de yaptıkları bana göre soykırımdır” ifadesine hak veriyor.

Bu araştırma doğrudan Gazze özelinde yapılmış olsa da, Almanya kamuoyunun aynı duyarlılığı İsrail’in İran’a yönelik saldırgan tutumu konusunda da taşıdığını öngörmek mümkündür. Zira toplumda büyüyen tepki, sadece Filistin halkına değil, genel olarak savaşlara, işgale, bombardımana ve sivil ölümlerine karşı bir vicdan uyanışını yansıtıyor.

Ancak ne yazık ki bu güçlü toplumsal vicdan, Almanya’nın siyasi karar mekanizmalarında karşılık bulmuyor. Berlin yönetimi, sadece Gazze konusunda değil, İran meselesinde de net bir şekilde İsrail’in yanında yer alıyor. İsrail’in İran’a yönelik askeri eylemlerini doğrudan ya da dolaylı olarak destekleyen açıklamalarla, Almanya adeta bir taraf olarak sahneye çıkıyor.

Bu durum yalnızca utanç verici değil, aynı zamanda tehlikelidir. Çünkü yöneticiler kamuoyunun sesini değil, dış baskıların ve lobi gruplarının beklentilerini esas aldığında, demokrasi sadece sandıktan ibaret kalır; vicdanını kaybeder.

Oysa bugün Almanya’da halk, açıkça şunu söylüyor: Savaşın değil, barışın yanındayız. İşgale değil, adalete destek veriyoruz. Propagandaya değil, hakikate inanıyoruz.

Evet, bu araştırma sadece bir istatistik değil; bir uyarıdır. Siyasetçiler duymasa da, tarih bu sesi kaydedecektir.