Alman istihbaratının neredeyse 40 yıldır Türkiye’yi dinlediği haberleri ülkede hemen her kesimi ayağa kaldırdı.

Bir yabancı istihbarat, Türkiye’de nasıl bu kadar etkin ve de etkili olabilirdi

Ben size çok daha ilginç başka bir “paralel!” husustan söz edeyim…

40 yıl değil, daha eskilere dayanan bir çalışma bu...

Çalışmanın altındaki parmak yine Alman istihbaratının.

Tarih; Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yılları…

Yani, 1923 ve hemen sonraki yıllar…

Alman gizli servisi, savaştan yeni çıkmış, kurum ve kuruluşlarını yeni yeni oluşturan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir haritasını hazırlar.

Ama bu harita öyle sıradan bir harita değildir.

Türkiye’de o andaki “etnik” ve de “mezhepsel” anlamda bölgeleri adeta “işaretleyen” bir haritadır, bu.

İşte, mesela Türkiye’de ne kadar Alevi vatandaş var ve bunlar ülkenin nerelerinde yoğun olarak bulunuyorlar, bunları örneğin “kırmızı” noktalarla gösteren bir harita…

Diğer “etnik” ve “mezhebi” kesimleri de farklı renklerde, farklı tonlarla gösteren bir harita çalışması…

***

Sahi, böyle bir çalışmanın amacı ne olabilir

*  Zamanı ve yeri geldiğinde Türkiye’nin “içi”ni daha iyi kaşıyabilmek mi

*  Yoksa, tamamen masumâne duygularla, destek olarak genç Cumhuriyetin önünü açmak mı

Sizce, hangisi

***

Birkaç not daha…

Alman vakıflarının Türkiye faaliyetlerini araştıran Necip Hablemitoğlu 2002 yılında cinayete kurban gitti…

Dikkatinizi çekerim, bu cinayetin faili hâlâ meçhul!

Ömrünü Alman vakıflarının Türkiye’deki faaliyetlerini araştırmaya adayan ve bu konuda kitaplar yazan Necip Hablemitoğlu’nu kim/kimler öldürdü, hâlâ bilinmiyor.

* Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Alman vakıflarının Türkiye’de iç siyaseti dizayn etmek ve teröre destek vermek amacıyla bazı belediyelere, siyasi partilere ve STK’lara yaptığı hibelere dikkat çekmişti.

* Hablemitoğlu, öldürüldüğü 18 Aralık 2002 tarihinden 6 ay önce Alman istihbaratları BND ve BKA çalışanlarının hazırlamış olduğu raporda, “Hablemitoğlu’nun Alman vakıflarını ve şirketlerini araştırdığı ve bu konuda çıkan kitabının da raflardan mutlaka indirilmesi gerektiği” notu ilginçti.

* Hablemitoğlu, “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” adlı kitabında, “Konrad Adenauer Vakfı, Körber Vakfı, Alexander von Humboldt Vakfı, Friedrich Ebert Vakfı, Friedrich Naumann Vakfı, Heinrich Böll Vakfı, Hans Seidel Vakfı özellikle dikkat çekenleridir” diyor ve Alman Orient Enstitüsü, Goethe Enstitüsü, Alman Kültür Merkezi, Georg Eckert Enstitüsü, Fian Örgütü’nün Türkiye’deki faaliyetleri ve hibe politikalarının mutlaka izlenmesi gerektiğini vurguluyordu.

* Hablemitoğlu, CHP ile Ebert Vakfı arasındaki ilişkiden de ilk bahseden araştırmacılardandı.

* Hablemitoğlu, neredeyse dağa çıkan her PKK militanının bu vakıflar tarafından maaşa bağlandığını belirterek, söz konusu hibelerin birtakım sivil toplum kuruluşları ve belediyeler vasıtasıyla örgüte ulaştırıldığını da dile getiriyordu.

İlginç değil mi sizce de

İşte benim adayım!

CHP Olağanüstü Kurultayı Eylül 2014’ün ilk haftasında toplanacak, ya!

Benim adayım, ne 30 Mart Mahalli seçimlerinde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bekleneni bir türlü veremeyen Kemal Kılıçdaroğlu, ne de Meclis Grup Başkanvekilliği görevinden istifa ederek Genel Başkan adaylığını açıklayan Muharrem İnce.

Ben CHP Genel Başkanlığına aday buldum, bile!

Benim adayım, Altan abi; nam-ı diğer Altan Öymen.

Ne özellik istersen onda var be abi!

***

* Heyecan mı, kanı fıkır fıkır kaynayan birini mi arıyorsun! İşte Karadenizli Altan abi.  1932 Yılında Trabzon’da doğdu.

* Bir zamanların efsane Karaoğlanı Bülent Ecevit’i mi hatırlatsın istiyorsun! Ecevit gibi hafiften bir gazetecilik tarafı da olsun mu istiyorsun İşte Altan abi; 1950 yılında başladığı gazeteciliği, neredeyse halen devam ettiriyor.

* Tecrübe mi istiyorsun! Adam Genel Başkanlık dahi yaptı bu partiye! 1999 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı oldu. Parlamentoya ilk olarak 1977 Yılında Ankara Milletvekili olarak girdi. Ecevit hükümetinde Turizm ve Tanıtma Bakanı oldu. 1979-1980 Yılları arasında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreter Yardımcısı olarak çalıştı. 1995 Yılında TBMM’ye Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili olarak giren Öymen, partisinin Grup Başkanvekili oldu. Daha ne olsun!

* Üstüne üstlük Kemal Kılıçdaroğlu ile bir bakıma “ortak” yanları da yok değil, hani! 18 Nisan 1999 Yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin Meclis dışında kalması nedeniyle Genel Başkanlıktan istifa eden Deniz Baykal’ın ardından 23 Mayıs 1999 Tarihinde düzenlenen 27. Olağanüstü kurultayda Genel Başkan seçildi. Kemal Kılıçdaroğlu da, seçim yenilgisi değil ama bu kez bir “kaset” darbesiyle Genel Başkanlıktan ayrılmak zorunda kalan Baykal’ın koltuğuna oturmuştu. Bu özelliği göz önünde bulundurarak, önümüzdeki Kurultayda Kılıçdaroğlu - Altan abi’nin yarışması ilginç olmaz mı

*Üstelik de öyle kolay kolay pes etmeyen bir kişiliği var Altan abi’nin. 15 ay süren Genel Başkanlığının ardından, olağanüstü kurultaya giderek, yeniden genel başkan olmayı hedefleyen Altan Öymen, yapılan seçimler ardından görevi Deniz Baykal’a devretti. Hatırlayacaksınız, CNN Türk’te “4 Bir Taraf” programında Nagehan Alçı ve Nazlı Ilıcak’a neler çektirdiğini, nasıl geri adımlar attırdığını… Valla, bir Karadenizli damarı tuttu mu…

Kim ne derse desin, o yüzden benim adayım Altan abi.

***

Hem kimseler duymasın, aramızda kalsın ama, bence Deniz Baykal ve avanesi de Altan abi’yi Genel Başkanlık adaylığına ikna etse ve de destek verse iyi yapar.

Neden mi

Genel Başkanlık koltuğunu Altan abi’den geri almak daha kolay olur da ondan…

Köşk’ten ilk kez resmi bir davet aldım!

Önceki gün sabah saatlerinde cep telefonum çaldı. 

Arayan Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden bir görevli;

- “26 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı Tarabya Köşkü’ndeki programa siz de davetlisiniz…”

Teşekkür ederek telefonu kapadım.

* Neredeyse 30 yıldır aktif medya mensubuyum.

* 6 Nisan 2011 tarihinden bu yana da, ara vermeden Türkiye’nin en etkili gazetesi Milli Gazete’de köşe yazısı yazıyorum.

* İnanır mısınız; bugüne kadar “özel davetle” hiçbir Başbakanın uçağına binmedim.

* İnanır mısınız, bugüne kadar “özel davetle” hiçbir Cumhurbaşkanının uçağına binmedim.

* Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde Köşk’ten hiçbir resmi, gayri-resmi davet almadım.

Üstelik de devir teslimin yapılacağı tarihe 2 gün kala, Köşk’ten böyle bir davet gelince biraz şaşırdım.

Ama orada olacağım ve orada olup bitenlerden sizleri de haberdar edeceğim.

Haydi hayırlısı!..

NOT: Bugün 25 Ağustos 2014, Pazartesi… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır! NOT: Bugün 25 Ağustos 2014, Pazartesi… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!