Biliyorum ki, yazının hemen başında Süper Kupa’nın favorisi kim diye bakınırsınız. Acele etmeyin. Yaza yaza ortaya belki de kendiliğinden çıkacaktır.

Önce şampiyondan başlayalım. Fenerbahçe, geçen sezonki kadrosunu koruyor. Ne var ki Diego Ribas’ı transfer ederek başına iş açtı diyebilirim. Çünkü kalecileri bir kenara bırakalım, kalıplaşmış geri dörtlüsü, bol değişimli ama kurguya uygun orta sahası ve dörtte üç, zaman zaman da dörtte dört kullanılan ileri bloku aynen devam ediyor. Yani, futbolcular artık örneğin sol kenarda Caner’le bir top bulduklarında, o eylemin nereye nasıl gidebileceğini biliyorlar. Orta alanda Topal topla çıkarsa biliyor ki, Caner ve Gökhan kenarlardan kendilerini gösterecekler ya da Emre, Meireles veya Alper her kimse alış veriş için hazır olacak. Genelde Kuyt, Sow ve Emenike’den oluşup, sıkışık anlarda veya ter attırma anlamında Webo’nun girişlerinde de hiç bir şey değişmiyor. Bu alışılmış yapıda, topla gezmeyi seven, teknik kapasitesini daha çok ferden hücumda kullanmayı seven Ribas, oynadığı maçlarda da gördük, özellikle arka kenar beklerinin yıkılmasına sebep oluyor. Nereden nereye demeyin. Ribas, Meireles ve Emreli takımda öndeki eleman sayısını ikiye düşürmek zorunda kalıyorsunuz. Haaa Emre veya Meireles’ten birini kenara oturtursanız da, Ribas’ın savunma yönü zayıf olduğundan rakibin ortadan çabuk çıkışlarında Topal ve arka bloğun önü düşer. Bu analizden de anlaşılacağı gibi Fenerbahçe ezbere oyunuyla, tabii ki Ribas hariç, neredeyse klasik kadrosuyla maçın favorisidir. Üstüne üstelik duran top avantajı da Fenerbahçe tarafındadır.

Galatasaray ise bence yanlış transfer kurbanı olarak henüz takım gibi oynayamamaktadır. Arka dörtlü Veysel, Semih, Hakan ve Telles olabilir. Orta aşağı yukarı belli; Melo, Selçuk, Sneijder... Kalecide de Muslera ile yabancı kontenjanı kullanıldığından geriye bir tek yabancıdan yararlanma şansı kalıyor. İşte asıl mesele de buradadır. Henüz benim anlayışıma göre Galatasaray’da ön kanat adamı yoktur. Hamit de artık temelli sakata ayrılacağından, görev Yasin, Olcan, Bruma, Aydın, Amrabat beşlisinden ikisine kalacak. Prandelli, Mancini gibi Selçuk, Sneijder ve Melo’dan kanat orta alanı çılgınlığı yapmayacağına göre... Bu beşliden hiç biri alış-veriş oyuncusu olmadığından orta alandaki iyi isimleri de hücumdan uzak tutarlar. Yapacakları en önemli katkı rakip bekleri kovalamaktır. Ama hücumda ancak Galatasaray çekilip de ayağa kullanılacak puslarla uzun driplingli kontralarla etkili olabilir. Ancak büyük takım felsefesi içinde rakibin üstüne yerleşerek baskı kurup iş yapmaz. Bu benim görüşüm. Dolayısıyla da Galatasaray her şeyden önce topu paylaşmasını seven, ama adam da eksiltebilen ön kenar oyuncusu almalıydı. Biliyorum ki, benim müthiş spor medyam her Galatasaray yenilgisinde arka dörtlüyü hedefe oturtacaktır. Yazık!

Tabii ki bir özel paragraf da var. Bir büyük gazetede okudum. Haber müthiş idi. Fenerbahçe, elindeki yabancı fazlasını gönderemediğinden Ribas’a federasyondan özel izin istemiş. Federasyon da buna sıcak bakmış. Eh, pes! Yahu Ribas oynayıp da Fenerbahçe kazansa, kendi başına ne işler açar biliyor musunuz Hoş yıllar önceki Fenerbahçe-Rizespor maçında Fenerbahçe’de bir, Rizespor’da iki illegal oyuncu oynamıştı da ne olmuştu ki Desenize burası Türkiye, ne hukuk işler, ne talimat, ne statü, ne kural... O halde yürüyün be sizi kim tutar Pardon UEFA’yı ve FİFA’yı unuttum...

Bir haber daha okudum ki, o daha da dehşetti. Artı bir var ya, hani 5+3’ten sonraki... Hah, o isim belirlenip bildirilecekmiş ve 34 maç oynayamayacakmış. Yahu Federasyon; sen milletle alay mı ediyorsun Allah aşkına! Ya da bu haberi hemen tekzip edin...