Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Emretmek ve yasaklamak iktidar sahiplerinin görevidir. Allah’ın Maruf dediğini emretmek, münker dediğini yasaklamak, hesap gününe inanan Müslüman iktidar sahipleri için mecburi bir şeydir ve inancın gereğidir. Buna riayet etmeyen Müslüman idareciler FASIK ve ZALİM olurlar. Allah, FASIK ve ZALİM olan idarecilere hidayet etmez, onlara yardımda da bulunmaz, bilakis gazap eder. Bu, olayları Kur’an ve Sünnet ile yorumlayan her akıllı insanın kolaylıkla anlayabileceği bir şeydir. 

Müslümanların kulluk görevi, her şart ve ahvalde Allah’ın rızasını kazanmaktır. Allah’ın insanlara yürütmelerini emrettiği tek şey İSLAM nizamıdır ve İslam’dan başka hiçbir NİZAMA da rızası yoktur. Allah’ın razı olmadığı bir nizamı yürüterek de, O’nun rızasını kazanmak mümkün değildir. Allah’ın rızasını gözeten her Müslümanın uyacağı esaslar, ilahi hükümlerdir. Allah’ın bildirdiği ve peygamberlerin tebliğ ettiği emir ve yasaklar, yaşandığı zaman Müslümanlık olur. Allah, FAİZİ, ZİNAYI, EŞCİNSELLİĞİ, KUMARI, İÇKİYİ, DOMUZU her bakımdan haram kılmıştır. FAİZ, ZİNA, EŞCİNSELİK, İÇKİ ve DOMUZ, Avrupa Birliğinin en temel simgelerindendir ve bu kötülüklere karşı fert, toplum ve devlet olarak mücadele etmek Müslümanlıktır. Allah, HIRSIZLIĞI, insanların mallarını haksız yere yemeyi, TARTIDA ve ÖLÇÜDE hile yapmayı haram kılmıştır, bu kötülüklerle de toplum ve iktidar olarak mücadele etmek Müslümanlıktır. Allah, İNKÂRCI ve ALLAH’I unutturan MATERYALİST ve BATICA eğitimi haram kılmıştır, böyle bir eğitim ile toplum ve devlet olarak mücadele etmek Müslümanlıktır.

İslam, İKTİDAR’I elinde bulunduran Müslümanlara, Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyi ve yönetmeyi farz kılmıştır. KUR’AN’DA bu konu şöyle açıklanıyor: MAİDE 44, 45 ve 47: “…Şu halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar KÂFİRLERİN ta kendileridir. Tevrat’ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır. Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için o kefaret olur. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar ZALİMLERDİR. İncil’e inananlar, Allah’ın onda indirdiği (hükümler) ile hükmetsinler. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar FÂSIKLARDIR.” Bu ayetlerde, Allah’ın indirdiği kitaplar ile hükmetmeyen Tevrat ve İncil müntesipleri; KÂFİR, ZALİM ve FASIK olarak nitelendirilmiştir. Bunların bu nitelemelere muhatap olmaları, ellerindeki kitapların hak hükümlerine göre değil, zanlarına ve arzularına göre hükmetmeleridir.

Allah, Peygamberimize de KUR’AN’DA şu emri vermektedir: MAİDE 49 ve 50: “(Sana da Ey Muhammed şu talimatı verdik) Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak, günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmışlardır. Yoksa onlar (İslâm öncesi) cahiliye idaresini mi arıyorlar İyi anlayan bir topluma göre, hükümranlığı Allah’tan daha güzel kim vardır ” Ve Allah inananlara emrediyor: MAİDE 51: Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları veli (dost ve yönetici) edinmeyin. Zira onlar birbirinin velisi (dost ve yöneticisidirler). İçinizden onları veli (dost ve yönetici)  edinenler, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” Kur’an’ın bu hükümlerini ciddiye almak ve ilahi ahkâma sarılmak ve yaşamak Müslümanlıktır. Allah’a inanmış, Peygamberimize ümmet olmuş Müslüman İKTİDAR sahiplerine, ABD’nin stratejik ortağı, SİYONİST İSRAİL’İN esiri, Avrupa Birliğinin kapısına bağladığı kölesi olmak yaraşmaz. Bu bir ZİLLETTİR. Onlara yaraşan MİLLİ GÖRÜŞE bağlanıp ADİL BİR DÜZEN kurarak HAKKI hâkim kılmanın kahramanları olmaktır. Tek çare MİLLİ GÖRÜŞ’TÜR ve Milli Görüşsüz SAADET ve SAADETSİZ barış olmaz vesselam.