Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir veciz sözümüzü bir kere daha hatırlayalım. Âlim ölse ve onu geri getirmek mümkün olmasa da, onun ilmini ve eserlerini yaşatmak elimizde. Bugün bu önemli mesele üzerinde duruyor ve bir öneride bulunuyorum.
Hocaların Hocası Sabahattin Zaim in vefatı vesilesiyle bir vakıf kurulsun. Bu alandaki ihmallerimiz sona erdirilsin. İlim tarihimiz ve âlimlerimiz artık ihmal ve ilgisizlikten kurtarılsın ve aydınlık içinde olsun.
20 bin dönümlük ormanlık bir arazi Türk Âlimler Vakfı için ayrılsın.
Her yıl siyasi partilerden her yüzde beş oy için bir isim istensin. Bunlar o yılın Türk âlimi ünvanını alacaktır. Siyasi partiler milleti ülke çapında temsil ettiklerinden, bu ülkenin âlimlerini onlar seçeceklerdir. Hani biz kadir kıymet bilmeyiz ya, bazen hayatta iken âlim kabul edilmeyenlerin -ki bu durum ekseriyetle böyledir- öldükten sonra, kim bilir belki de yüz sene sonra değerleri ortaya çıkar. Bu sebeple seçiciler bu yıllık yirmi kişilik kontenjanları içinde eskiden ölmüş kimseleri de seçebilirler, hayatta olanları da seçebilirler.
Yirmi bin dönümlük alanda her yıl yirmi kişi için vakıf kurulacaktır.
Demek ki tahsis edilen bu arazi bin yıl yetecektir.
***
Site ağaçlık olacak, ormanlık olacak, doğal vasfını değiştirmeyecektir. Her âlime bir dönümlük yer ayrılacak ve bu bir dönümlük yerde iki katlı villa yerleştirilecektir. Bunun bir katına bu âlimin kütüphanesi konacaktır. Böylece hem onun hayatı boyunca edindiği kitapları korunmuş hem de bu sayede onu yakından tanıma imkânını elde etmiş olacağız. Alt katında kütüphane olacak, üst katta ise bir aile yerleştirilecektir. Aileden kira, elektrik, su, ısıtma bedeli alınmayacaktır. Buna karşılık aile kütüphanenin temizliğini, bakımını ve diğer hizmetlerini yapacak, ayrıca gerekli saatlerde kütüphaneyi açık tutacaktır.
Burada oturanların çalışmaları için de buradaki sitede o kadar kimsenin çalışabilecek işyerleri inşa edilecektir. Bu durumda buraya her yıl yirmi kişi yerleştireceğiz demektir.
Buralar aynı zamanda park ve dinlenme yeri olacaktır. Halk buralara gelip temiz hava alacak, istediği kimsenin kütüphanesine gidip onun okuduğu kitaplarını okuyacak, hayattayken yazdığı yazıları bulacaktır.
Böylece bin sene sonra "III. Bin Yıl Uygarlığı Sitesi" doğacaktır. O site artık o hâliyle varlığını sürdürecek, o site o bin yılı araştıran merkez olacaktır.
***
İlk yapacağımız iş Ekonomi Profesörü Sabahattin Zaim Hoca için böyle bir merkez oluşturmaktır. Kütüphanesi oraya taşınacak, bir yakını orada yerleştirilecektir. Ondan sonra bahsettiğim gibi bir statü oluşturulacaktır. Vakıf olarak çalışacak bu merkezlerin gelirlerinin ne olacağı hususunu da ele almamız gerekir. Mesela burası bir kitap sitesi olarak kurulabilir.
Türk seçkin âlimlik rütbesini alamayanlar da yazdıkları eserleri buraya göre satabileceklerdir. Telif haklarını alacaklardır. Sonra o kitaplar basılacak ve böylece vakıf yaşayacaktır. Bu vakfın gelirleri aynı zamanda âlimler vakfının gelirleri olabilecektir.
Bunları kimler yapabilir
a) Kültür Bakanlığı yapabilir. Atilla Koç büyüklerini hatırlasaydı şimdi böyle bir eseri bırakarak bakanlıktan ayrılmış olurdu.
b) İstanbul Büyükşehir Belediyesi de böyle bir vakfı kurabilir. Belediyenin elinde bunu gerçekleştirebilecek güç ve imkânlar vardır.
c) Türkiye Diyanet Vakfı da böyle bir site kurabilir. Halkımız bu hizmeti de diğerleri gibi olabildiğince destekleyecektir.
d) Halkımız böyle bir vakfın oluşması için harekete geçenleri her zaman olduğu gibi destekleyecektir. İstanbulluların bu hizmeti yapacak olanları destekleyeceklerinden eminim.