Kaşın şifre, gözün şifre, konuşman, bakışın şifre Seni çözmek için, şifre memuru mu olmak lazım " Orhan Veli, o meşhur dizelerinde böyle diyor. Türkiye de de hakim paradigmanın borazanı olma işlevini layıkıyla yerine getiren medyamızın kodlarını çözebilmek için, şifre memuru olmak bile yeterli değil. Yaklaşık 8 aydır, avare kasnak misali, kendi etrafımızda dönüp duruyoruz. 22 Temmuz seçimlerinden sonra herkes zannediyordu ki, herşey çok daha harika olacak. AKP, sandıktan çıkan oy oranının gücüyle, bir önceki dönemde "mehteran bölüğü" gibi, iki ileri, bir geri gittiği konuları bile çözüme kavuşturacak. Sümen altı edilen konuları bir kenara bırakın, ülke dinamiklerine ilişkin atılan bir adım bile yok. Zamlar peşpeşe geliyor Asgari ücrete simit fiyatı ekleniyor... İnsan hak ve hürriyetleri noktasında atılan hiçbir adım yok Laiklik kavramını eğip bükerek kendilerine dokunulmaz zırhlar inşa edenler pusuda bekliyorlar Atılacak her adıma köstek olmak için türlü numaralar çeviriyorlar. Ekonomide büyüme durmuş vaziyette KOBİ lerin sırtındaki istihdam yüklerinin kaldırılması noktasında hiçbir şey yok. Enerji maliyetleri artmış Leasing sistemindeki KDV artırımı, yatırımları durma noktasına getirmiş.
Medya ise çelik çomak oynama derdinde
Gazete manşetleri tuzu kuru holdinglerin yalaka değerlendirmeleriyle dolu Televizyon ekranları insanları uyutan, afyonlayan magazinler, diziler ve kutu açmaca saçmalıklarına kilitlenmiş durumda.
Son bir yıldır küçük ve orta ölçekli işletmeler, esnaf, yatırımcı keseden yemeye devam ediyor. İyi de, bu gidiş nereye kadar sürecek
Bir ülkenin medyası, muhalefeti unutursa, o ülkenin gelecek inşasıyla ilgili hiçbir proje geliştirmesi mümkün değildir. Bir ülkenin medyası, tabandan gelen sesi, tavana aksettirmekte cimri davranırsa, o ülkeyi yönetenler attıkları her adımın doğru, aldıkları her kararın mükemmel olduğuna inanmaya başlarlar. Ve, yaşadığımız trajedi budur. Geçtiğimiz aylarda tematik bir kanalın ekonomi editörünü ziyarete gitmiştik. Ekonominin içinde bulunduğu tabloya, "Balon" yakıştırması yapmıştı. Düşük kurlu dolar, bastırılmış enflasyon, sıcak para ve IMF nefesi. Peki, içi boş bu balonla ilgili medyamız neden milleti bilinçlendirmiyor Milletin parası eriyor, esnafın sermayesi eriyor, yatırımcının karı eriyor, sanayicinin nefesi kesiliyor Siyaset tıkanmış vaziyette Ana muhalefet partisi CHP nin kendi kendisine muhalif tavrı, Türkiye yi okumaktan aciz siyasi vizyonu, 1940 larda kalan kısır kafa yapısı iktidarın ekmeğine yağ çalmaktan başka bir işe yaramıyor.
Medya ise kendi çarkını çevirmenin derdinde Yayıncılık perspektifini milleti uyutmak üzerine kurgulamış durumda. Uyusun da büyüsün ninni Menfaat çarkları yürüsün ninni