Bismillahirrahmanirrahim;
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Bu kâinatı yoktan var eden Allah Teâlâ, insanı da eşrefi mahlûkat olarak yaratmıştır. Allah, insanlara bir takım nimetler vermiştir. Bu nimetler ile insan eşrefi mahlûkattır. Bu nimetler şunlardır: 1. Akıl ve iman nimeti: İnsan bu nimet ile hakkı batıldan ayırır ve hakka iman eder. Peygamberimiz (S.A.V.) aklı şöyle tanımlamıştır. “Akıl, hak ile batılı birbirinden ayıran kalp içinde bir nurdur.” Akıllı insan, “din ve düzen” olarak İslam’a teslim olandır. 2. Düşünce ve muhakeme nimeti: İnsan bunun ile doğruyu yanlıştan ayırır. 3. His ve sevgi nimeti: İnsan bunun ile iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayırır. 4. İrade ve istek nimeti: İnsan bu nimet ile faydalıyı zararlıdan ayırır. 5. Ünsiyet nimeti: İnsan bunun ile adaleti zulümden ayırır. 6. Cüzi irada nimeti: İnsan bu nimet ile ya hakkı seçer ya da batılı seçer. 7. İslam nimeti: İnsanın saadete erebilmesi için yukarıda ifade edilen meziyetler ve nimetler, yeterli olmadığından Allah Teâlâ, Rahman ve Rahim sıfatı gereği İslam’ı tek hak “din ve düzen” olarak göndermiştir. Tekraren ifade edelim ki bu nimetleri insana ihsan eden ve veren Allah’tır. Ve Allah, bu nimetleri verdiği insanı imtihan etmek için, dünya hayatını ve ölümü yaratmıştır. MÜLK 2: “Allah, hanginizin (verdiği nimetler ile) daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” İnsan, tabi tutulduğu bu imtihanı ancak Kur’an ve sünnet rehberliğinde salim bir fıkhı esas alarak kazanabilir. İslamsız saadet olmaz ve içinde bulunulan imtihan İslamsız kazanılamaz. Aksini söyleyenler şeytanlar, inkârcılar, müşrikler, münafıklar, facir ve fasıklardır. İslam’ın bir kısmı ile saadet olur diyenler de aldatanlar ve aldananlardır. Bir insanın saadet bulabilmesi için “din ve düzen” olarak İslam’a niyet etmesi ve niyet etmişler ile birlikte olması gerekir. Günümüzde İslam toplumu geniş bir kitledir ve aralarında çeşitli fırkalara bölünmüşlerdir. Bir hadiste bu durum şöyle izah edilmektedir. İBNİ MACE 3992: Allah Resulü (S.A.V.) buyurmuştur: “Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldılar. Bunlardan biri cennette ve yetmişi ateştedir. Hıristiyanlar da yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Onlardan da, yetmiş biri ateşte ve biri cennettedir. Benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Biri cennette ve yetmiş ikisi ateştedir.” Sahabeler: O kurtuluşa erenler kimdir? Diye sordular. Allah Resulü (S.A.V.): “Onlar benim ve ashabımın gittiği (din ve düzen olarak İslam) yolundan gidenlerdir” buyurdular. Önemli olan hak üzere olabilmektir ve kurtulacak olanlar da hak üzere olanlar olacaktır.
ALDATANLAR
İnsanları “din ve düzen” olarak İslam’dan koparıp batıl yollara saptırmaya çalışanlardır. Bunları tanıyalım: 1. Şeytan: Şeytan Âdem’e secde emrine isyan edince, Âdem ve evlatlarını ifsat etmek için Allah’tan uzun ömür istemiş ve kendisine bu ömür verilmiştir. ARAF 16-17: “Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru (İslam) yolunun üzerinde elbette oturacağım. Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın.” İşte Allah, biz kullarını bu şeytandan sakındırıyor. BAKARA 208: “Ey iman edenler! Hep birden silme (İslam’a) girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.” Çünkü şeytan aldatıcıdır. 2. Yahudiler ve Hıristiyanlar: Bunlar ise inkârcı Beni İsrail ile Haçlı Siyonist Hıristiyanlardır. BAKARA 134: “(Yahudiler ve Hıristiyanlar Müslümanlara:) Yahudi ya da Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki: Hayır, biz, Hanife olan İbrahim’in dinine (İslam’a) uyarız. O, müşriklerden değildi.” Bu iki zümre de insanları ve Müslümanları aldatmanın peşindedirler. Allah bunların teklifine uymayı Müslümanlara yasaklamıştır. 3. Münafıklar: Bunlar da tıpkı işbirliği içinde oldukları inkârcı Beni İsrail ve Siyonist Hıristiyanlar gibi, insanları Allah’ın yolundan alı koymaya ve aldatmaya çalışırlar. HAŞR 16: “Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana ‘inkâr et’ der. İnsan inkâr edince de: Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım, der.” Allah bu ayette, aldatıcı münafığı şeytan ile mukayese etmiştir. Yani münafıklar aldatma konusunda şeytan gibidirler. İnsana günahı işletirler, arkasından da günah işleyeni kınarlar.
ALDANANLAR
Bunlar, İslamsız da saadet olur diyenlerdir. Bunlar, karşımıza çeşitli şekil ve yüzlerle çıkarlar. Aldananların ve kendilerini aldatanların başında kâfirler gelir. Bunlar Allah Teâlâ’nın ilahlığını kabul etmeyenlerdir. Maddenin ilahlığına inanırlar ve materyalizmi din olarak benimseler. Yahudiler ve Hıristiyanlar da aldananlardandır. Bunlar Allah Teâlâ’ya iftirada bulunan ve O’na denk ilahlar edinen zavallılardır. Bu iki zümreyi kendilerine örnek edinenler de aldanmıştır. Münafıklar da aldanan ve nefislerini aldatanlardandır. Bunlar hidayete karşılık sapıklığı satın alan ve kalplerinde hastalık bulunanlardır. Müşrikler de aldananlardandır. Avrupa Birliği, İslam Birliği gibidir diyenler aldanmıştır. Faizci kapitalist nizam, adil düzen gibidir diyenler aldanmıştır. ABD ve İsrail’i güvenilir müttefik olarak görenler aldanmıştır. Faiz dünya gerçeğidir diyenler aldanmıştır. Materyalist eğitimi Kur’an eğitiminin yerine koyanlar aldanmıştır. Aldanmak ve aldatmak istemeyenler için bu gün kurtuluş yolunu Milli Görüş hareketi tutmuştur. Bütün aldatanlar ile mücadele etmenin tek adresi ise Saadet Partisi’dir. Bazıları, işi Saadet Partisi’ne bağlamamıza bozuluyorlar. Kendileri alternatif bir öneri de getirmiyorlar. Allah’ın rızası zanlar ile değil, yaşanan İslam ile kazanılıyor. Selam hidayete tabi olanlara…