Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Taassup, günümüz kullanımıyla fanatiklik sahibinin gözünü kör edermiş. Milli Gazetede 23 Eylül 2015 tarihinde yayımlanan “SAADET PARTİSİNİ VE TABANINI HAFİFE ALMAK” başlıklı yazımı okuyan bir okur E-Mailime şu değerlendirmeyi göndermiş. Okurumuz şöyle diyor: “Selamün Aleyküm, Bayramda mezkûr yazınızı okudum, ona dair eleştirilerim olacak. MG teşkilatında görev yapan biri olarak söylüyorum ki tabandan kasıt bizlerin düşündüğü hiç size benzemiyor. Seçim işbirliğinin olmamasının faturası SP’ye kesilmek isteniyor, bizler kestik bile. Beynimizi Kamalak ve Asiltürke kiraya vermedik ve verilmemesi için elimizden geleni yapıyoruz, kafanızı kumdan çıkarın lütfen… …SP olarak en zelil dönemi yaşıyorsak bu da sizin gibi düşünenlerin eseri…  …SP, iyi ki sizlerin elinde, yoksa AKP’nin işleri zorlaşır. Kamalak % 15’le geliyoruz diyordu, şimdi de tarih yazmak istiyorsunuz, doğru bu hareketi yerlerde süründüren olarak tarihe geçtiniz. SP şimdi pirincin içindeki beyaz taştır. Bizler AKP’nin inanan MG kadroları olarak "küçük hesapları" yapanları çok iyi biliyoruz ve bunu da bizlere Erbakan hocam öğretti. Mekânı cennet olsun. Selam ve Dua ile hoşça kalın.” Bu değerlendirmeyi gönderen okurumuzun üç temel vasfının olduğunu söyleyebiliriz. 1- MG teşkilatlarında çalışan birisi olduğunu söylemesi, 2- Beynini YİK başkanımız, değerli dava büyüğümüz ASİLTÜRK’E ve Milli Görüşün tek temsilcisi SAADET PARTİSİ’NİN saygıdeğer Genel Başkanı KAMALAK’A kiraya vermemiş bir kimse olması, 3- AKP’nin inanan MG kadrolarına mensup birisi olması. Okurumuzun temel vasıfları bunlar.

Yazdığım yazıda SAADET PARTİSİ ile AKP’nin aynı zihniyetin partileri olmadığını, iki partiyi birbirinden ayıran farkları yazmıştım. Bir de iki parti arasında yaşanan seçim işbirliği görüşmeleri hakkında kısa bir bilgi aktarmış ve bu görüşmelerin istismar edileceğini, böylelikle uzlaşmaz tarafın SAADET olduğu ilan edilerek, tabanının AKP’ye yönlendirilmek isteneceğini beyan etmiştim. Nitekim saldırılar başladı, AKP’nin Sosyal Medyadaki fanatikleri işbaşı yaptılar. Saldırıların YİK Başkanımız ASİLTÜRK ile Genel Başkanımız KAMALAK etrafında yoğunlaşacağı anlaşılıyor. 1 Kasım seçimlerine giderken SAADET PARTİSİ’NİN ve yöneticilerinin, AK PARTİ’NİN fanatik taraftarlarının bu tür saldırılarıyla karşı karşıya kalacağı ve bunun giderek artacağı görülmektedir. Bu saldırılar birkaç sebepten yapılmaktadır. Bunlardan bir tanesi ve en önemlisi CEHALETTİR. Cehalet; hakkı batıl, batılı da hak olarak görme hastalığıdır. Bu hastalık sahibini hayır zannıyla şerre hizmet ettirir. Bir diğeri de KORKUDUR. Bu korku, sevdikleri dünyayı ve dünyalıkları kaybetme korkusudur. AKP, en fazla SAADET PARTİSİ’NDEN korkmaktadır, çünkü SAADET PARTİSİ çocuğun anası ve ev sahibidir. SAADET PARTİSİ’NİN güçlenmesi, AKP’nin yok olması ve BÜYÜK OYUNUN bir parçası olan KÜÇÜK OYUNUN bozulması sonucunu doğurur. Bir başka sebep ise ACİZLİKTİR. AKP sağlam bir davaya, hayırlı bir icraata sahip olmadığı, günahları sevaplarını bastırdığı için, bütün günahlarını sevap işleyenlerin sırtına yüklemeyi akıllılık saymaktadır. ACİZLİĞİNİ gizlemek için SAADET PARTİSİ’NE saldırıyor ve nefret dilini kullanıyor. AK PARTİLİLER bilmelidirler ki her kemalin bir zevali vardır ve korkunun ecele bir faydası yoktur. SAADET PARTİSİ-MİLLİ GÖRÜŞ korkulacak bir şey değil, sığınılacak emin bir limandır. Kurtulmak isteyen gemisiyle birlikte bu limana sığınır.

DÜZELTME VE NASİHAT

Okurumuz, BEYNİ KİRAYA VERMEKTEN söz etmektedir. Bu söz, ben Milli Görüşçüyüm diyen şuurlu bir kimsenin söyleyeceği bir söz değildir. Genelde bu söz, dünya çıkarı için iktidar sahipleri karşısında eğilmek ve bükülmek anlamında kullanılır. Milli Görüşte emir sahiplerine itaat esastır. Bir Müslüman Allah’a, Peygamberine ve marufu emreden, münkeri yasaklayan emir sahibine biat ve itaat eder. Bu bir Müslümanlık görevidir. Bu emri yerine getirip, Müslümanlık gayesini gözeten ve bütün insanlığın saadeti için mücadele eden bir topluğu, beyinlerini kiraya verenler olarak itham etmek en büyük nasipsizliktir ve İslam’ı bilmemenin bir işaretidir. Bu okurumuzu ve böyle düşünenleri uyarıyor ve bu sözünden dolayı bütün Milli Görüşçülerden helallik dilemelerini öneriyorum.

Yine okurumuz kendisini AKP’ye inanan bir MG olarak tanımlıyor, küçük hesaplar peşinde olmadığını söylüyor ve SAADET PARTİLİLERİ küçük hesapların adamları olarak itham ediyor. Saadet Partisi, MİLLİ GÜRÜŞ’ÜN tek temsilcisidir ve ben Milli Görüşçüyüm diyen her kimsenin SAADET PARTİSİ’NİN başarılı olması için çalışması inancın gereğidir. Bir Milli Görüşçü, SAADET PARTİSİ’NDEN başka bir partiye sempati bile duyamaz. Bu okurumuza bir kardeş olarak nasihatim şudur; gittiğin yol yanlıştır, bu yolun sonu pişmanlıktır.

ERBAKAN İSTİSMARI

Yine AK PARTİLİLERİN en fazla diline doladıkları şey “ARBAKAN Hocamız hayatta olsaydı, bugün SAADET PARTİSİ yöneticilerinin AKP’ye takındığı tavrı takınmazdı” savunmasıdır.

Geliniz “BENİ NİÇİN AKP’NİN GÜNAHLARINA ORTAK ETMEK İSTİYORSUNUZ” diyen ERBAKAN Hocamızın AKP hakkındaki kanaatlerini kendisinden dinleyelim: “Şimdi bir takım namazından niyazında insanlar; "Hocam, siz... Bu AKPnin aleyhinde bulunuyorsunuz, CHPmi gelsin " hadi oradan! Ne CHPsi Bunların arasında ne fark var AKPyle CHPnin ne farkı var yahu! Bak ben sana İŞBİRLİKÇİLER diyorum işbirlikçiler! Sen hâlâ bu Türkiye’de 2 parti olduğunu öğrenememişsin. Hiç bir şeyden haberin yok! Öyle 60 tane parti, 16 tane seçime giren parti yok! 2 tane parti var. Bir SAADET PARTİSİ - MİLLÎ GÖRÜŞ, bir de DİĞERLERİ, DİĞERLERİ... …SAADET PARTİLİ olacaksın başka çaresi yok! "Ben de AKPde hakka hizmet ediyorum" diye kendini aldatırsın. Sen orada ancak şerre hizmet edersin, niye, hakkın yolu tektir, ona da ancak SAADETLE hizmet edilir de onun için.”

AK PARTİ fanatikleri, SAADET PARTİSİ ve Yönetici Kadrolarına hakaret edeceklerine, çıksınlar millete kendilerini anlatsınlar. Herkes bilsin ki aydınlığa küfrederek elde edilecek bir iktidar ile SAADET bulunmaz. Zaman SAADET’TE birlik zamanıdır vesselam.