Hayatta ve bilhassa siyasette, yola çıkmadan önce; “Dostlarını iyi seç, yarın aran bozulunca seni satmayacak kadar adam olsunlar” namertlik yapmasınlar. Her elini sıkanla dost, her canını sıkanla da düşman olmak doğru değildir. İbn-i Rüşd der ki: “İnsanlara akılları yettiği kadar hitap ediniz, ötesine geçmeyiniz.” Zira üzülürsünüz.
Bu sebeple;
· Hiç kimseye gereğinden fazla değer verme, sonra üzülürsün.
· Kimseye değerinden fazla kulak verme, sonra yanılırsın.
· Hiç kimseyi kendinden üstün görme, enaniyeti okşanır.
· Hiç kimsenin aklıyla hareket etme, zira herkes kendi aklını kullanmalıdır.
· Hiç kimseye derdini anlatma, o da başkasına anlatır.
· Hiç kimseye ziyadesiyle güvenme, hayal kırıklığına uğrarsın.
· İyilik yaptığın kişiden gelecek darbeye daima hazırlıklı ol. Zira menfaati bitenin, nankörlüğünün başlayacağını unutma.
Çünkü insanoğlu hokkabazdır, onun için:
· Cahille asla dost olma, insanı yorar.
· Cimriyle, haris olanla yoldaş olma, aç kalırsın.
· Çok konuşan gevezeye asla sır verme, sırrını açar, dedikodu yapar.
· Asla hiç kimsenin hayatına, malına, rütbesine makamına haset etme. İstemesini bilirsen Allah verir.
· Hiçbir zaman akraba ile ticaret yapmaya kalkışma, sonra pişman olursun.
· Mutlu anında bile hemen karar verme, temkinli ol.
· İstemediğin şeylere, davetlere hemen evet deme.
· “Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.” (Hz. Ali) Erdemli insan böyle olur.
Zikredilenler, elmas değerinde sözlerdir. Ama altının değerini ancak sarraflar bilir!
Merhum Erbakan’ın dediği gibi; “Bu milletin külüne üflesen altından iman çıkar.” Yani tarik-i müstakimde bulunan, hayatını buna göre düzenleyen insandan korkulmaz. Nitekim bu gibiler nefislerini asla şımartmaz, adil olurlar. Helali haramdan ayırırlar.
‘Adil Düzen’ taraftarı olanlar içkinin haram olduğunu, bundan alınan verginin de helal olmadığını bilir. Faizin haram, yemesinin helal olmadığını bilir. İsrafın her türlüsünün haram olduğunu bilir. Ayrıca camilere, toplantılara konvoylarla gitmenin helal olmadığını bilir. Milletin imkânlarını cebe indirmenin de haram olduğunu bilir. ‘Milli Emlak'e el uzatmaz, helal lokma ile beslenmeye çalışır.
“At gözlüğü takmış sabit fikirli insanlardan uzak durmak bazen en büyük kafa rahatlığıdır.” (T. S. Eliot) Onun için aymazlıklardan uzak durulmalı ki, ülkede selamet ve saadet alan bulasın. Bazen en büyük huzur, insanları değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmektir. Zira herkes kendi doğrularını tekrar etmekten asla vazgeçmez. Bunu haklılık sayarlar, böylece nefsin tuzağına düşerler, doğru olanı görmezler, doğru olanı duymazlar. Bu gibilerin gönülleri mühürlenmiştir.
“Seninle uğraşan insanla sen uğraşma, uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Onu al, yolun kenarına bırak, yoluna devam et.” Yoksa boşuna zahmet çeker, hayırlı yoluna devam edemez, yorulursun. Yol arkadaşlığı çok önemlidir. Bu yolda sadakat vazgeçilmezdir.
“Bir ülkede ekonomi ve ahlâk iflas ederse bir nesil her meselede fakir kalır. Ama insanlarda vicdan iflas ederse, sonradan gelecek tüm nesiller, insanlıktan mahrum kalır” unutma.
Sabahattin Ali'nin dediği gibi: “Biz istiyoruz ki, bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun.” Böylece hiç kimse Karunlaşmasın. Doğru olanın mücadelesine devam edilmeli, sistemin baskısından korkmadan dik durulmalıdır.
Şehit Cevher Dudayev isabetle şu tespiti yapmaktadır:
“Sistemden korkan Allah’tan korkmaz,
Allah’tan korkan, sistemden korkmaz.”
Bir türkümüzde yer alan şu sözler de hatırlanmalıdır:
“Asalet bir altın idi pul oldu
Türlü türlü bedenlere çul oldu.
İmanın yolu keseden geçeli,
Kimi pula, kimi kula kul oldu.”
Zira insanların büyük bir bölümü dünyevileşti. Nefsi azgınlaştı, haram ziyadeleşti. Unutmamak gerekir ki; “En tehlikeli insan hasedini gizleyen insandır. İyi olmanızdan rahatsız olur ama belli etmemeye çalışır. Bazı insanların yanında mutsuz ve huzursuz hissetmeniz tesadüf değildir.” Çünkü bunlar doyumsuz insanlardır. Her şeye sahip olmak ister. Onun için de her türlü dolabı çevirmekten geri durmazlar.
“Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni (sizi) aldatmasın” (Âl-i İmrân/196) ayeti noktayı koymaktadır. Sonuç olarak, sakın kimse sizi aldatmasın.
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).