Allah; ırkçılık yapanlar, ateistler, kâfirler, deistler hariç, “Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin…” (Hucurât: 10) buyurmaktadır. Bu emre, her inananın uyması gerekir. Kürt'ü de, Türk'ü de, Laz'ı da, Çerkez'i de, Abaza'sı da, Muhacir'i de herkes uymak mecburiyetindedir. Aksi halde, sadece namaz kılmak, hacca gitmek, zekât vermekle insan mümin olamaz. Bu sebeple her ana baba için bu hükmü evlatlarına hakkıyla anlatmak bir mecburiyettir.

Zira hadiste; “Allah, sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Sizin amellerinize ve kalplerinize bakar” buyrulmaktadır. Yani Allah makama, rütbeye, mala, şöhrete bakmaz, çünkü bu sayılanlar fanidir.

Onun için, “De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.” (Âl-i İmrân/31) müjdesi verilmektedir. Dolayısıyla firavun ruhlulardan, Karunlaşanlardan, tâgûtlaşanlardan uzak durmak gerekir. Bir de kula kul olmaktan uzak durulmalıdır.

Çünkü insanı yoktan var eden, yaşatan, en güzel kıvamda şekillendiren, olgunlaşmaya, iyiliğe ve güzelliğe giden yolları gösteren tek güç Allah'tır. O’nun emirlerini göz ardı ederek, genel başkanlara kutsiyet atfeden insanların peşinde koşup durmak, haram değil de nedir?

Allah ayrıca; “İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.” (En'âm/82) buyurmakta ve inananları ikaz etmektedir.

Maalesef insanlar, fiziki ve biyolojik özelliklerinden uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır. Ahlakını bozmak için ar ve hayâ, örf ve gelenekler, milli ve manevi tüm değerlerimiz hedefe alınmış durumdadır. Hemen belirtelim ki, fıtratı bozmaya yönelik bu tür müdahaleleri reddetmeliyiz. Bunun sağlanması iktidarlardan istenmelidir. Aksi halde ne din, ne devlet ne de millet kalır.

Peygamberimiz buyuruyor ki; “Bana itaat eden, Allah'a itaat etmiştir. Bana isyan eden, Allah'a isyan etmiştir.” (Müslim, İmâre/32-33) Yani itaat edilmesi gereken sadece Allah ve O’nun peygamberidir. Ayette de; “Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resul’e itaat edin ve yaptıklarınızı boşa çıkarmayın.” (Muhammed/33) emri verilmektedir. İşte bu emre riayet edenler için: “Kim Allah'a ve Peygamber’e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütufta bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kişilerle beraberdirler; Bunlar ne güzel arkadaşlardır” (Nisâ/69) ayetiyle, en hayırlı netice bildirilmektedir.

Buna rağmen iman zaafı içinde olanların, bu emirleri ve beyanları kulak ardı edip, bilgisiz, beceriksiz, muhtevasız cahil-cühelaları örnek olarak hayatlarını düzenlemeye çalışmakta olduklarını gördükçe hafakanlar basıyor. Hele hele cim karnında bir nokta olamayanları dehalaştırmaları içimizi yakıyor. Unutmamak gerekir ki, kuru ağaçtan meyve devşirilmez.

Söylemekten, yazmaktan, konuşmaktan artık yorulduk. Ama mücadeleden asla geri kalmayacağız. Zira cihat farzdır. Keza; “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur” (Fussilet/34) yönlendirmesi de ne güzel bir yönlendirmedir.

Bu sebeplerle ‘Adil Düzen’ için gayretimiz ziyadeleşmelidir. Siyasi anaforlara ise yuvarlanmamak gerekir. Fani dünya için, siyasilerin akıl almaz sataşmalarına değer mi? “Allah eceli gelince hiç kimsenin ölümünü ertelemez. Allah, yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır” (Münâfikûn/11) ayeti açıktır. Ölüm var, ona göre hareket etmeli, hak yolda yürümeye çalışmalıdır. Batılın her renginden uzaklaşmamız gerekir. Çünkü her nefes alışımızla, o büyük güne biraz daha yaklaşmaktayız.

Sonuç olarak; “Andolsun ki, ölseniz de, öldürülseniz de Allah'ın huzurunda mutlaka toplanacaksınız” (Âl-i İmrân/158). Bundan, gerçekten kurtuluş yoktur.

Bir atasözünde denildiği gibi; “Öyle insanlar var ki; arpaya katsan at yemez, kepeğe katsan it yemez.” Onun için, bazen de olayları izlemek lazım.

Dost kim?

Düşman kim?

Kurt kim?

Çakal kim?

Mümin kim?

Münafık kim?

Cai sualdir.

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). 09.07.2026