Malum, Müslüman’ım demekle iş bitmiyor. Emredilenlere de nehyedilenlere de uymak gerekiyor. Nitekim merhum Necmettin Erbakan diyor ki: “Müslüman; aklına uyanı, hoşuna gideni, canının çektiğini ve nefsinin arzuladığını yapan değildir.
Müslüman, aklına uysa da uymasa da hoşuna gitse de gitmese de canı ve nefsi arzu etse de etmese de Allah’ın ve Resulü’nün emirlerine kesin olarak teslim olmuş kimsedir.”
Yani;
Girmek istersen şayet, saadet bahçesine
Gafletten uyan artık, sarıl Allah’ın ipine.
Yol budur, gerisi hep angarya. Çünkü:
Hak sevgisi taşımalı vicdanlar
Böylelikle mes’ud olur insanlar.
Yanlış yollarda çözüm arayan insanlar, asla saadet ve selamete erişemez. Zira: “İki cihan saadetinin anahtarı, şüphesiz Allah’ı bilmekle olur.” Yani saadet ve selameti İslam’ın dışında aramak, Müslümanlar için ahmaklıktır. Denir ki:
Aba da bir, diba da bir; memnun olup giyene
Güzel de bir, çirkin de bir; güzellikle sevene
Acıda bir, tatlı da bir; iştah olup yiyene,
Fakir de bir, zengin de bir; haline şükredene…
Müslüman’ım diyen herkes tevazu içinde olmalı, böbürlenmemelidir. Gönül zenginliği taşımalı, dünyevileşmemelidir. Müslüman huzuru kanepe, koltuk, divan, lüks arabalarda ve kuş tüyü yataklarda aramamalı, gönül hoşluğunda aramalıdır.
Çünkü Müslüman için mutluluğun tek anahtarı, insanın hayatından memnun olmasıdır. Müslüman emir bi’l-ma’rûf, nehiy ani’l münkere uydukça da hayatından memnun olur, saadete kavuşur.
İmam Gazzâlî der ki: “Her gün ömürleri azalmasına rağmen, malları arttığından dolayı sevinen (Müslüman) ahmaklar gibi olma. (Unutmamak gerekir ki) mal artıyor ancak ömür de azalıyor. Bunun neresinde hayır var? İlim ve amelin dışında artan hiçbir şeye sevinme.” Yani dünyevileşme, mankurtlaşma.
İnsan aceleci olmamalı, sabırlı davranmalı zira devran dönecektir. Yapılan tüm haksızlıkları Yaradan görmektedir. Onun için herkes hesaba çekilecektir. Maalesef iyilik azaldı, fitne ise çoğaldı. Artık Müslüman olduğunu iddia eden bazı insanların ar damarları dikiş tutmuyor, artık yüzleri kızarmıyor, yürekleri asla sızlamıyor. Onun içinde yanlışa devam ediyor, bir türlü insanlığa örnek olamıyor.
Günümüzde ar, hayâ, edep buharlaştı, ahlaksızlık tavan yaptı, dinsizlik, deistlik, ateistlik moda haline geldi, utanma rafa kaldırıldı, kötülükler prim yapmaya başladı, harama yöneliş ziyadeleşti.
Yunus Emre, huzuru bulmanın yolunu şöyle ifade etmektedir:
Gezdim Halep ile Şam’ı,
Eyledim ilmi talep;
Meğer ilim bir hiçmiş,
İlla edep, illa edep…
Zaten ilmin, ahlakın olmadığı yerde huzurun olması ve hayattan insanın huzur duyması mümkün değildir. Şimdilerde ülkemizde edep ölçüleri değişmiş gibi, edepsizliklerden kimse rahatsız olmuyor.
Oysa edep, bir anne-babanın çocuklarına bırakacağı en değerli hazinedir. Edepten habersiz kalan, cümle hayırdan da mahrum kalır. “Edebi olmayanın ilmi, sabrı olmayanın dini, korkusu ve iffeti olmayanın da (Müslüman’ın da) Hakk’a yakınlığı yoktur.” (Hasan-ı Basrî) Edepsiz insanla yola çıkma, yorulursun, biedep olursun.
Malumdur ki:
Ehl-i irfan meclisinde arayıp kıldım talep;
Her hüner makbûl imiş; illâ edep, illâ edep!
Bu konuda Necip Fazıl da der ki:
İnsanda yok ise edep, neylesin medrese, mektep,
Okusa âlim olsa, yine merkep yine merkep…
Zira insan ile hayvan arasındaki en önemli fark edeptir. Hak dostlarının ifade ettiği gibi: “Sedirde edepsizlik eden eşiğe red, eşikte edepsizlik eden kapıya tard edilir.” Ayrıca denilir ki:
Ehl-i irfân meclisinde ne gezer şu hergele
Tut kolundan at dışarı, çek kapıyı sürgüle.
Onun için herkes tavrına dikkat etmeli, ukalalıktan uzak durmalıdır. Zira insanın ilmi ve edebi en büyük varlığıdır, eskimez, çürümez, kaybolmaz. Unutulmamalıdır ki, edepsiz insanlardan hayır gelmez. Gelmediği de cümlenin malumu olduğu halde, onlara iltifat etmekten vazgeçilmiyor.
Edepsizler, karşılarında bulunan insanları kısa zaman diliminde edepsiz eder. Onun için edepli olanların elleri daima öpülür, bazı eller de itilir, öpülmez.
Sonuç olarak;
· Edepsizin sözüne bakma, rezil olursun.
· Edepsizden vefa, zehirden şifa olmaz.
· Edepsize inanma, eloğluna dayanma.
· Edepsizin eli ermez, gözü görmez, gücü de yetmez. Edepsize karşı cesaret göster, onun tahribatına çalış.
· Edepsizi tanımak, tehlikeyi bertaraf etmektir.
· Su uyur ama edepsiz insan uyumaz.
· Edepli insan namuslu olur, dürüst olur, ahlaklı olur. Edepsizlerden uzak durur, doğru yolda yürür, batıl olan her şeyden uzaklaşır. Böylece huzura ve saadete kavuşur.
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).