BU yazıyı Adıyaman da yazıyorum.

Adıyaman Üniversitesi nin daveti üzerine geldik. Konumuz:

İslâm Düşüncesinde Edebiyat Geleneği .

Medeniyetimiz şiir ruhludur. Efendimizin şiire ruhsat

vermesi, yanında kuvvetli şairlerin bulunması ve onların şiir söylemelerini

istemesi şiirin kapılarını aralamıştır. Böyle olması şiire özel bir ihtimam

gösterilmiştir.

Efendimizin en yakınında bulunanlar da şiir söylüyor.

Peygamber şairleri var öncelikle. Hasan b. Sabit ile Kab b. Züheyr. Onların

özellikle şiir söylemeleri isteniyor. Onların şiirleri dönemi en iyi anlatanlar.

Şiir hiçbir zaman yitmiyor.

Hasan b. Sabit in Kaside-i Bürde si şiir

anıtlarımızdandır. Üstat Sezai Karakoç un çevirisi ile bu şiir güçlü bir soluk

olarak ruh dünyamızda yer alıyor. Hasan b. Sabit in savaş alanında söylediği

şiiri de öyle. Bir atışma ve bir hiciv şiiridir. Peygamberimiz huzurunda

söylenir. Burada şiirin gücü ve kalıcı sesi o zamandan bize ulaşıyor. Atışmanın

son iki kıtası şöyledir:

Yok eğer siz geldiyseniz

Kanınızın akışını durdurmak için

Ve önlemek için paylaşılmasını mallarınızın

Savaştan sonra yiğit savaşçılar arasında

Ortak koşmayınız Allah a

Müslüman olunuz

Ve bürünmeyiniz bize yaraşmaz

Yabancılarınkine benzer bir kılığa

(İslâm ın Şiir Anıtlarından, Çeviren: Sezai Karakoç,

Diriliş Yayınları, İstanbul, 2011).

Peygamber sevgisi bize daha çok şiir üzerinden gelir.

Şiir soyutlamadır. Nesnelere dayanan putlaştırma değil. Böyle olunca Peygamber

şiir dili ile sevilir. Mevlit, naat, gazel, kaside, ilahi gibi şiir türlerinde

hep bu sevgi şiir gibi içimize akar durur.

İslâm devletlerinde ve toplumlarında şiir merkezdedir.

Kültürümüzde, şiir hayatın hemen her alanında karşılık bulur. Tekkelerde,

dergâhlarda, medreselerde şiirin hası söylenir. Yunus Emre, Fuzuli, Baki, Şey

Galip, Mevlâna, Nabi ve binlercesi kültür dünyamızın zenginlikleridir. Dönemin

medreselerde okutulan alet kitapları bile şiir dili iledir. Kaldı ki

medreselerde okutulan beyan, bedi gibi güzelliğe ait çalışmalar zaten şiirin

özünü oluşturur.

Mevlitler Peygamberi anlatır. Bu şiirler toplumun hemen

her kesimini etkiler duygusu ile. Toplumun en alt katmanında yer alan kesimler

ile üst katmandakiler şiirden etkilenirler ve duygulanırlar. Haz alırlar.

Süleyman Dede nin (Çelebi) güçlü Mevlid-i Şerif i bir şaheserdir. Kültürümüzde

başka diller ile konuşanları da etki altına alır. Kürtçe, Arapça, Avarca,

Boşnakça mevlitler var. Bunlar kendi dillerinde Peygamber sevgisini ve aşkını

dile getirirler.

Nabi nin o muhteşem na tı şerifi dilimizin tadıdır.

Üniversitede başka kültürler ile karşılaştırmalı bir

söyleşimiz oldu. Eserlerimi okuyan öğrencilerin beni soru yağmuruna tutuşları

sevindirdi. Üç saati bulan bu zevkli toplantıda, üniversitenin değerli

hocaları, öğrencileri ile birlikte yoğun bir gün geçirdik.

Akşam üniversite rektörümüz ve yardımcıları ile

hocalarının AGD de toplantımıza katılmaları bizim için çok da anlamlı oldu. İki

saati aşkın süren sohbet doğaçlama ve çeşitlemeliydi. Unutulmayacak bir gün ve

gece oldu bizim için.

Not: Gerek gündüz ve gerekse gece bizleri yalnız

bırakmayan, ağırlayan, Rektör Prof. Dr. Talha Gönül ile yardımcıları, sevgili

dostlarım, arkadaşlarım Mehmet Sümer, Selim Somuncu, Halil İbrahim Tuğluk

hocalar, öğrenci kulübü başkanı sevgili Recep Toktamış, AGD Adıyaman Şube

Başkanı Bedrettin Beyazkaya, yönetim kurulu üyelerini, bizi yalnız bırakmayan çok

aziz dostlarımı sevgi ile selamlıyorum.