Hak ve adalet olgusu ve duygusu değişken değildir, olamaz da. Kişiye, kuruma, mensubiyete, günün şartlarına veya o anın heyecanına göre değişmesi beklenemez. Zaman ve mekana da bağlanamaz. Hak ve adalet, her şartta ve durumda aynı keskinlikte olmak zorundadır.
Nasıl ki, mesela kul hakkı kavramının kapsamı ve şartları duruma veya zaman göre değişkenlik göstermeyip 1400 yıldır aynı hassasiyetteyse, her ahlaki ve hukuki norm gibi dini prensiplerden kaynaklanan hak ve adalet kavramları da belli bir norma sahiptir. Zaten hukukun terazisinden kasıt da bir standart ve norm getirmesi olsa gerektir. Subjektif yargı ve çıkarımları değil de objektif bir kriteri ortaya koymasıdır.
“Keseri kendine yontmak” veya kişiye, gruba, mensubiyete göre hüküm vermek belki şekle hukuki olabilir, ancak adil değildir. Şeklen hukuki olması da, özü itibariyle hukuki olduğu anlamına gelmez ki, adalet üretmeyen hukuk da tartışmalıdır. Hak ve adalet kavramları, her şartta ve durumda aynı istikameti gösteren şaşmaz bir pusula olmalıdır. Pusulanın ibresi bir kere şaştı mı toplumu da yanlış yönlere sevk etmesi de kaçınılmazdır.
Doğru, dürüst, hak hukuk gözeten ve adil bir kimsenin sözüne ve hakemliğine herkes güvenir. Terazide veya ticarette hile yapmayacağını herkes bilir. Adalet terazisinin bozulması toplumdaki işte bu “duyguyu” zedeler en başta. Adaletin olmadığı yerde insanlar kendilerini güvende hissedemez, tehlikelerden emin olamaz, korkuya kapılırlar.
Nasıl ki zenginlik veya yoksulluk, mazlumluk veya muktedirlik gibi güç de bir imtihan vesilesidir. Herkese karşı, her şartta ve durumda adil olmayı, Hakkın ve halkın rızasını, hakkı ve hukuku gözetmeyi mecbur kılan bir ağır imtihandır hem de…
Dolayısıyla en basit bir meselede bile işine geldiği gibi hukuku eğip bükmek veya kendinden olana ayrı, olmayana ayrı bir hukuk icat etmek de en basitinden adil olmamaktır. Ki bu da hak ve hukuk kavramlarıyla çelişir, toplumun güven duygusunu zedeler.
Adaletin olmadığı bir yerde insanlar arasında saygı, güven, hoşgörü, huzur ve sükun da olmaz. Birbirine karşı şüpheyle yaklaşan, hukukun terazisine güvenmeyen, hak ve adalet duygusu zedelenmiş bir toplum ortaya çıkar. Böylesi bir toplumda kutuplaşmanın ve düşmanlıkların artması da mukadderdir.
Her işin başı adil olmaktır, başkalarının kendinden emin oldukları bir ortam tesis etmektir. Kendi hakkını, hukukunu koruduğu gayretin belki de daha fazlasını başkasınınkini korumak, gözetmek için harcamak gerekecektir. Bunun yolu da sadece kendinden olanlara değil de herkese karşı adaleti gözetmek, hak edenin hakkını teslim etmektir.
Toplumda infial uyandıran bazı eylem ve söylemlere karşı mensubiyete göre şekil almak, adaletle bağdaşmayan bir tavırdır. Hak ve adalet duygularını bu kadar eğip bükmenin neticesi de, bir başkasının fırsat bulunca aynısını yapması sonucunu doğurur. Sağlam bir toplumun temelinde ahlak ve maneviyat ile üretebilme gücü kadar adaleti gözetmesi de yatar. Bir eylemi veya söylemi, birisi için suç sayıp, diğeri için saymamak olsa olsa trajiktir.
Hal-i pürmelalimiz de maalesef budur.
Adil olmak
Burak Kıllıoğlu
Yorumlar (1)
En Çok Okunanlar
Özgür Özel ayrılığı ilan etti! "Bugün bu kürsüye vakti gelmiş bir vedanın hüznüyle çıktım”
Haluk Levent'ten cezaevinden veda mektubu: "Tüm rezaletlerimi itiraf ediyorum"
O pankartın arkasındaki gizem, sır nedir? Arjantinli futbolcular o pankartı neden açtı? Bize göre bu pankartın bir de NATO ayağı var
Erbakan olmasaydı harekât başarılı olamazdı! Ecevit ürkek, Erbakan cesur davrandı! “Kıbrıs barış harekâtı olmasaydı hayatta olmayacaktık!” İşte tarihi gerçekler…
Umre vizesinde yeni dönem başladı! Suudi Arabistan kuralları açıkladı
O kritik karar herkesten nasıl gizlendi? Yakın çalışma arkadaşları da dahil... Karardan ev halkı bile haberdar olmayacaktı! “Neler çektik neler, soğuk terler döktük!”
Fenerbahçe - Gornik Zabrze maçı hangi kanalda saat kaçta? Şifresiz izlenecek!
Rezillikleri diz boyuydu... İslam ve İslam'a aykırı hareket eden eden Fatma Soydaş hakkında soruşturma açıldı
Kahramanmaraş'taki okul saldırganının anne ve babasına istenen ceza belli oldu
Kritik karar öncesi MGK Toplantısında neler yaşandı? Oğuzhan Asiltürk, Cumhurbaşkanı Korutürk’e ne cevap verdi?