Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.


İslam’ın ekonomik düzeni Adil Ekonomik Düzen’dir. Materyalizmin ürettiği; biri faizci kapitalist düzen, diğeri komünizm olmak üzer iki düzen vardır. Kapitalist düzende faiz de kâr da serbesttir, komünizm de ise kâr da faiz de yoktur. Kapitalizmde sermaye milleti sömürürken, komünizmde ise devlet sömürür. Bu iki düzen ile de insanlık saadet bulamaz. İnsanların saadet içinde yaşayacağı tek düzen Adil Düzen’dir. Bu düzende, faiz benzeri yollar ile kazanç elde etmek yoktur. Bu düzeni tanımaya çalışalım. Bu düzen, Kur’an ve sünnetin bildirdiği hak ve adalet ölçüleri, maruf ve münker, helal ve haram esaslarına dayanır. Bu düzenin genel ilkeleri şunlardır: 1. Özel mülkiyet yasal, batıl ve haksız yollarla mal kazanmak yasaktır. 2. Bu düzende faiz, kumar ve zulüm vergileri yoktur. Çünkü bunlar, insanların mallarını haksız olarak yeme aracıdır. 3. Bu düzende servet belli ellerde toplanmaz, geniş halk kitleleri arasında paylaşılır. 4. Yoksulların, zayıfların ve yetimlerin malını korur. 5. İslam’ın adil düzeninde vergiler, tüketim ve emekten değil üretimden alınır. Bunun için adildir.


Zekât konusu bu bağlamda ele alınmalıdır. 6. Ailenin reisi erkektir; eşinin, ergen olmayan çocuklarının, ana ve babasının geçimlerini sağlamaktan sorumludur. 7. Hangi ulustan ve milletten olursa olsun, her vatandaşın geçimini sağlamak, mağdur ve mazlumları gözetmek devletin görevidir. Ancak, hakka ve adalete düşmanlık edenler bunun dışındadır. 8. Adil Düzen, yoksulları gözetir. 9. Sosyal yardımlaşmaya, hak ve adaletin ayakta tutulması için infakta bulunmaya önem verir. 10. Adil Düzen cimri bir düzen değildir. 11. İsrafı ve savurganlığı kötü görür. 12. Adil Düzen’e hâkim olan şey maneviyatçılıktır. Bu düzende dünya tutkusu, mal yığma hırsı olmaz. 13. Adil Düzen’de üretim ve iktisat esastır.

KÖTÜ EKONOMİ
Faiz, haksız vergi, israf ve yolsuzluk ile milleti soyan ekonomidir. Bu gün AK Parti’nin inatla yürüttüğü kapitalist düzen, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yaptığı için kötüdür ve yanlış bir düzendir. Bu düzenden hayır gelmez. Çare Adil Düzen’dir. Bu kapıyı ise Saadet Partisi tutmuştur.

HİZMETİN MÜKÂFATI
İnsanları doğru olana yöneltmek, Adil Düzen’i ve tevhit inancını tebliğ etmek, hayra çağırmak önemli bir görevdir. Bu görev, para karşılığı yapılacak bir görev de değildir. Şuara 109: “Nuh, kavmine şöyle dedi: Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi, mükâfatımı verecek olan, ancak âlemlerin Rabbi Allah›tır.” Furkan 57: “Ey Resulüm de ki: Ben bu yaptığım tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum, ancak Rabbine bir iman ve itaat yolu tutmak isteyen kimseler olmanızı istiyorum.” Bu asırda bu tebliğ görevini Milli Görüş mensupları yapmaktadır. Bunun karşılığında da, tıpkı iman ettikleri peygamberler gibi kimseden bir ücret de istememektedirler. Erbakan Hocamızın TBMM’de yaptığı bir konuşmada, “Ben bunları siz bana oy veresiniz diye değil, Allah rızası için yapıyorum” sözü bu asil duruşun en güzel örneklerindendir. Bu millet kime tabi olacak? Rabbimiz buyuruyor. Yasin 21: “Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tabi olun, onların sözlerine kulak verin; çünkü onlar hidayete (hak ve adalet yoluna) ermiş kimselerdir.” İnsanlar ise, bu hak söze kulak tıkıyor, kendilerine hakkı tebliğ eden bu kimselere değil, zulmeden zalimlere meylediyor, zelil bir hayat yaşıyor. Milletimiz bilmelidir ki Adil Düzen’den başka çare yoktur.

ADİL DÜZEN HİZMET EDER
Adil Düzen’de esas olan hizmettir. Bunun için bütün insanlığın saadeti için çalışır. Müslüman bir devlet adamının imanında samimi olduğunun, yalnızca Allah’ın rızasını gözettiğinin en büyük göstergesi, basit çıkarlar peşinde koşmaması, ihlâslı ve dürüst olarak Allah’ın rızası için çalışmasıdır. Peygamberimizin şu beyanı önemlidir: “Müslümanların idareciliğini üzerine alıp da, onlar için çalışmayan ve onların iyiliğini istemeyen bir idareci onlarla birlikte asla cennete giremez” (Müslim). Her nimetin Allah’tan geldiğini kavramış, yalnızca O’nun rızasını hedefleyen, O’ndan isteyen ve sakınan mümin bir devlet adamı, elbette basit ve küçük bazı hesapların peşinde koşmayacaktır. Dolayısıyla yaptığı işlerde çıkar gözetip gözetmemek, bir insanın doğrudan imanıyla ilgilidir. Burada çok önemli bir nokta vardır. Devlet adamı Adil Düzen’e yaklaşırken, buradan ben nasıl bir çıkar elde ederim gibi sapkın bir mantıkla değil, nasıl milletime hizmet edebilirim, ilahi rızaya nail olabilirim düşüncesinde olmalıdır. Aksi bir tavır samimiyetsizlik, münafıklık ve Yahudileşme temayülü olur. Adil Düzen’in bir özelliği de maddi ve manevi kalkınmayı birlikte ele alıp yürütmesidir. Bu özellik başka hiçbir düzende yoktur. Adil Düzen’in dayandığı Milli Görüş, önce ahlak ve maneviyat bayrağı ile yola çıkmış, iktidar olduğu dönelerde, milletimize hizmet etmek için gece gündüz çalışmıştır. Çünkü Milli Görüş; bütün insanlığın dünya ve ahiret saadetini temin etmek için, materyalizmi değil maneviyatçılığı, nefse esir olmayı değil nefis terbiyesini, kaba kuvveti değil hakkı üstün tutarak hidayet, feraset ve dirayet sahibi insanlar olmayı, “Barış, Hürriyet, Adalet, Refah, İzzet” esasları ile Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye’yi kurmayı hedefler. “Savaş değil barış, çatışma değil diyalog, çifte standart değil adalet, sömürü değil işbirliği, baskı ve tahakküm değil insan hakları, hürriyet ve gerçek demokrasi” esaslarının hâkim olacağı Yeni Bir Dünya kurmayı benimser. Bu istikamette disiplinli, ciddi ve teşkilatlı bir şekilde çalışmayı inancın gereği kabul eder. Selam hidayete tabi olanlara…