15 ve 16. yüzyıllarda denizcilikte atılım yapan Avrupa devletleri, Amerika kıtasını keşfetmişler, birçok Avrupalı oraya göç ederek yerleşmişlerdi.
Servet hırsıyla gözleri dönmüş olan bu insanlar, Amerika kıtasında yaşamakta olan yüz milyona yakın Kızılderili insanları akıl almaz metotlarla soykırıma uğratarak her şeylerini gasbetmişlerdi.
Bugün ABD’de yaşayan nüfusun çoğunluğu, o gözü servet hırsıyla dönmüş olanların torunlarıdır. İşte bu insanların arasına az sayıda kendilerinin “üstün ırk” olduklarına inanan Siyonist girmiş, lobilerini oluşturarak, demokrasiyi de ifsat ederek kendi menfaatlerine hizmet edecek başkan ve yöneticileri seçtirme pozisyonuna erişmişlerdir.
Şimdi şu cümleyi kurabiliriz:
ABD’nin politikası menfaat üzerine kurulmuş olup, bin bir çeşit entrika kullanarak, dünyanın her yerinde menfaatlerine ulaşma çabasındadırlar. Bunun bir tek istisnası oluşmuştur. Yukarıda yazdığımız sebepten dolayı, İsrail seviciliği ve kayıtsız şartsız destekleyiciliği. Bu konuda menfaatlerine uygun olmasa bile, entrikaları ve politikaları değişmemektedir.
Bu ön bilgilerden sonra konumuza girelim.
ABD, yıllardır PKK ve kollarını destekledi. 1960 ihtilalinden sonra Amerikalılar, uzmanlar, ilim adamları, barış heyetleri, turizm kaşifler gibi kılıklara girerek, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizi karış karış dolaşarak, PKK’nın altyapısını oluşturdular. Devlet görevlileri ile yerli halkın arasını nasıl açtırdıklarını ve birbirlerine hasım konumuna nasıl getirmiş olduklarını, tam da o tarihlerde ve mekânlarda askerlik görevini yapmış olduğumuzdan dolayı yakinen müşahede ettik. 1970’li yılların sonuna doğru da, PKK’yı kurdurarak terör eylemlerini başlattırdılar. Terörü sona erdirecek becerisi olan yetkilileri çeşitli suikastlar ve ihtilallerle etkisiz hale getirdiler. 1993 yılındaki olayları inceleyenler bunu açıkça görebilir. Erbakan Hocamızın başbakanlığında Refah-Yol hükümetinde terörün kökünü kazıyacak olan, “Önce Ahlak ve Maneviyat” ve “İslam Birliği” gibi atılımlar başladığında, ABD kaynaklı olan 28 Şubat post-modern darbesinin yapılması ABD entrikalarının o tarihli bir örneğidir.
AKP iktidarında Irak-Türkiye-Suriye üçgeninde bin bir türlü entrika ile sahayı müsait hale getiren Amerika, PKK konusunda çok pahalı adımlar attı. 40-50 bin tır dolusu her türden ağır-hafif silahları hibe olarak PKK’nın türevlerine aktardı. Bu silahlar bugün Irak ve Suriye sınırları içinde ama namluları bize dönük olarak konuşlanmış vaziyette. Ayrıca bizzat subaylarını bu sahaya gönderen Amerika, on binlerce PKK militanını eğiterek bu silahları kullanacak hale getirdi.
Şimdi Suriye ile PKK’nın türevlerini kapıştırmak için entrikalar çeviriyor. Amerikan entrikalarını pek bilmeyen çevreler de bunu gerçek sanıyor. Güya bu entrikacı Amerika, PKK’nın arkasından çekilmiş, desteğini kesmiş gibi bir senaryo oynamaktadır. Bu kadar uzun sürede kotardığı, bu kadar yatırım yapıp, emek verip eğittiği ve donattığı PKK’dan desteğini çekmemiştir, çekmez. Çünkü onları kullanarak bilhassa Türkiye’ye karşı daha çok sürede entrika çevirmek niyetinde olduğu kesindir. Çünkü asıl niyeti Türkiye’yi bölerek Büyük İsrail’e alan açmaktır.
Bu safhada Suriye sahasında İsrail, PKK’nın acil desteğine ihtiyaç duymadan adım adım ve kolayca ilerlemektedir. O halde PKK’nın yönünü Türkiye’ye doğru çevirerek “bayrağımızı indirme” ve benzeri provokasyonlarla çatışma ortamı sağlıyormuş gibi yapsa da, şimdilik sıcak bir çatışma çıkarmadan, bizde gelecek seçimler öncesinde nice kahramanlık destanları yazdırarak “dünya liderleri (!)” çıkarmalı ki, seçimlerde kendi piyonları iktidar olabilsin.
Türkiye’de kendine boyun eğmeye amade kahramanlar iktidara geldikten sonra da, sıcak ortamları ve bin bir türlü entrikayı kullanarak “federasyon” çözümlü neticelere ulaşabilsin.
Bizimkisi bir tahmin ama Amerika’nın entrikaları detaylı bir şekilde planlanmıştır. Erbakan Hocamızın 30-40 yıl önceden isabetle tahmin ettiği gibi, Türk-Kürt savaşına doğru işi götürmek istedikleri aşikârdır.
Türkiye’yi yönetenler bir an önce Millî Görüş umdelerine kulak verip, bu güne kadar engelledikleri İslam Birliği’ni kurup, Amerikan yörüngesinden çıkmalı ve üzerimizde oynanan entrikaları bertaraf etmelidirler.
OYUNA GELMEK
İş değil, oyuna gelip gelip gitmek,
İş o ki, oyunda galip gelip gitmek…
Ekrem Şama