Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na imza attı. Anlaşmaya göre İttifakın herhangi bir üyesine yapılan saldırı, anlaşmanın tüm taraflarına yapılmış sayılacak.
Yapılan bu anlaşma sonrası ise akıllara 2015 yılında büyük vaatlerle kurulan ancak zamanla unutulan "İslam Ordusu" girişimi geldi. Kamuoyunda en çok sorulan soru ise şu oldu: Bu kez süreç farklı mı işleyecek?

İSLAM ORDUSU BÜYÜK UMUTLARLA KURULMUŞTU
Ortadoğu'da artan güvenlik tehditleri ve Filistin başta olmak üzere İslam coğrafyasında yaşanan krizlerin gölgesinde, 15 Aralık 2015 tarihinde 34 ülkenin katılımıyla "İslam Ordusu" adı verilen ortak askeri yapı oluşturulmuştu. Dönemin en dikkat çekici girişimlerinden biri olarak görülen oluşumun temel hedefi, üye ülkeler arasında savunma alanındaki koordinasyonu güçlendirmek ve ortak güvenlik mekanizması oluşturmaktı.
Kuruluşun ardından çeşitli askeri toplantılar düzenlenmiş, ortak tatbikatlar gerçekleştirilmiş ve savunma alanında iş birliğinin artırılacağı mesajları verilmişti. Ancak ilerleyen yıllarda yapı kamuoyunun gündeminden uzaklaştı. Beklenen ortak askeri refleks ortaya konulamazken, teşkilat fiilen etkisiz hale geldi. Özellikle Gazze'de yaşanan saldırılar ve bölgesel krizlerde örgütün aktif bir rol üstlenememesi dikkat çekmişti.

Bugün ise Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede yeni bir savunma adımı atıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" imzalandı.
İmzaların ardından yayımlanan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Üç devlet arasındaki köklü tarihi bağlardan, kardeşlik ve İslami dayanışma temelindeki kalıcı ilişkilerden hareketle, ortak stratejik çıkarları ve uzun yıllara dayanan savunma iş birliğini daha da ileri taşımak amacıyla Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, üç devletin ortak güvenliklerini daha da güçlendirme, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etme konusundaki ortak kararlılıklarını yansıtan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamıştır. Bu anlaşma, güvenli ve müreffeh bir gelecek hedefi doğrultusunda atılmış bir adımdır."

ASIL SORU: BU KEZ KALICI BİR YAPI OLUŞABİLECEK Mİ?
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın açıklanmasının ardından akıllara ilk gelen örnek, 2015 yılında büyük beklentilerle kurulan İslam Ordusu oldu. Aradan geçen yıllarda bu girişimin etkisini büyük ölçüde yitirmesi, yeni anlaşmanın geleceğine ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getirdi.
Uzmanlara göre savunma alanındaki uluslararası anlaşmaların başarısı yalnızca imza törenleriyle değil, ortak askeri planlamaların hayata geçirilmesi, düzenli tatbikatların sürdürülmesi, siyasi iradenin korunması ve kriz anlarında ortak hareket edebilme kabiliyetiyle ölçülüyor.
Bu nedenle Mekke'de atılan imzanın tarihi bir başlangıç mı olacağı, yoksa geçmişteki benzer girişimler gibi zamanla gündemden düşüp düşmeyeceği önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak. İslam dünyasında savunma iş birliğinin geleceği açısından bu anlaşmanın uygulama aşaması, imza töreninden çok daha belirleyici olacak.





