Büyük oyunu görüyor ve yaşıyoruz. Zaman ve süreç çok şey öğretiyor. Aklı başında olanlar neler olup bittiğini ilk deneyimlerden itibaren anlarlar. Deneyimler olmasa bile yaşanmışlıklar veya tarih insana çok şey öğretiyor. Yeter ki bilinçle hayata bakılsın ve yaşansın. İnsan bilinci anlama ve kavramadır. İnsan bilinci bir daha yanlışa, oyunlara, tuzaklara düşmememedir.

Yaşları ileri olanlar daha çok deneyim sahibidirler. Ne yazık günümüz insanında deneyimler de yeterli olmuyor. Geçmişteki yanlışlara düştükleri hâlde aynısını sürdürüyorlar. Gençler kendi zamanlarını bilirler. Ne ki zamanlarının gürültülü hâli, karmaşası onlara düşünme fırsatı bile vermiyor. Onlarsa günübirlik yaşadıklarından çok şeyi umursamıyorlar.

Edinilen bilgiler güdümlüdür, yönlendiricidir, reklama dayanır.

Hakikat, medeniyet ve insan olma bilincinin yoksunluğu, kısırlığı insanın düşünme ve var olma alanını daraltıyor. Bunlar olmayınca da kendisini rastlantılara terk ediyor.

Dünyayı tahakkümü altına alan güçler büyük oynuyorlar. Oyunlarının her ayrıntısının hesabını yapıyorlar. Öncelikleri kendileri ve çıkarlarıdır. İdeolojileri ve inançları onların araçlarıdır.

Emperyalizm korku salıyor, gücünü güçler üstü olarak sunuyor. Böyle olunca da insanlığın cesareti kırılıyor, yenilgiyi peşinen kabulleniyor.

Biz Müslümanız, bir bölgemiz bir dünyamız var. Gücümüz bir millet oluşumuz, ortak bir medeniyete sahipliğimiz, inanç ve iman ile seçkinliğimiz. Bunları birleştirdiğimizde, birliğimizi sağladığımızda güçlüyüz. Ayrıntılarımız, farklılıklarımız doğamız gereği çoktur. İnsan olarak birlikte yaşamayı ilke edinir isek yaşamayı kolaylaştırırız. Buluşma alanlarımızı çoğaltır isek güçleniriz.

Haçlı ruhlu emperyalizme, ırkçılığa, ayrıştırmaya güvenmeyelim. Irkçılık derken bunu salt halkların kendi konumlarını kastetmiyoruz. Günümüzde dünyayı kasıp kavuran bir ırkçı emperyalizm var ki kendileri ve inanışları dışında kimsenin hakkıyla yaşamalarına izin vermiyor. İnsanları kullanıyor, kullandıklarını yeri ve zamanı gelince bir safra olarak görüyor ve atıyor.

Ey halklar emperyalizmin nesine güveniyorsunuz, neden onlardan medet umuyor ve onlara yaslanmaya çalışıyorsunuz? Olaylar günlük olarak çok sıcak gelişiyor. Venezuela örneği ortada. Bir gece, bir anda Nicolás Maduro’yu, karısıyla birlikte derdest etti aldı götürdü. Kimsenin gıkı çıkmadı.

Bölgemizde başına on milyon dolar ödül koyduğu Ahmed Şara’yı bir anda Suriye’nin başına geçirdi. Saraylarında kabul etmeye başladı. On yıllardır kullandığı kimi halkları terörize etti, besledi, umut verdi, süreç gereği kapının önüne koydu.

Emperyalizmin oyunları bitmiyor. Birini bitiriyor bir başka sahneye geçiyor. O oyunda çıkarlarını, ortamını, olması gerekenleri sağladıktan sonra yeni birine geçer. Bir zamanlar birilerini karalar gözden düşürürken bir anda parlatır öne çıkarır.

Ey Müslümanlar, sizler bir inancın sahibisiniz. İnancınızla birlikte özgürsünüz. Özgürseniz onurlusunuz. Onurluysanız kişilik sahibisiniz. Köle olmak, diz çökmek, teslim olmak size yakışmaz. Bütün Müslüman halklar birbirinize gerek ırk, mezhep, inanış, dil farkı, renk farkı gibi kimi ayrıntılarda üstünlük gütmeden birlikte olmanın ve yaşamanın yoluna bakın. Emperyalizm çıkarlarını öncelese de öncelikle medeniyetinize, inancınıza ve dininize karşıdır. Sizi birbirinize karşı kullanır, sonra ortada bırakır.

Halkların özgürlükleri emperyalizmin eliyle sağlanmaz. Kendi adamlarını kullanabildiği sürece kullanır, işi bitince yerine bir yenisini getirir. Bir halkın güçlenmesine asla izin vermez.

Onun gözü senin topraklarındaki yeraltı ve yerüstü servetlerdedir. Onları kendine hak bilir. Sana ancak kırıntılarını bırakır. Bütünü kendisine aittir.