Ekonomiyi yönetenlerin karşı karşıya kaldıkları en önemli sorun hazine açığı olsa gerek!

Devletin giderleri gelirlerinden katbekat fazla olunca hazine doğal olarak açık veriyor.

Ve sonrasında bu açığı kapatmanın yolları aranmaya başlıyor.

Hazine açığını kapatmanın bir yolu gelirleri artırmak!

Yani devlet tarafından verilen hizmetlere zam yapmak!

Bir diğer yolu da devletin vatandaşlarından aldığı vergileri artırmak!

Görüyoruz ki öncelikle ikisi de yapılıyor.

Oto yollar ve köprülerden geçişler zamlanıyor.

Bunun yanı sıra dolaylı ve dolaysız vergilerin artırılması için de kollar sıvanıyor.

Ama hazine açığını kapatmanın bir yolu daha bulunuyor.

O da devletin giderlerini azaltmak!

Yani devlet harcamalarında tasarrufa gitmek!

Yani gereksiz yatırımlardan kaçınmak!

Yani üretimi mutlaka artırmak!

Uzun bir süredir devlet harcamalarının alabildiğine arttığına tanık oluyoruz.

Kimilerinin israf olarak kabul ettiği harcamalar kimileri tarafından “çerez parası çerez” diye küçümseniyor.

Hal böyle olunca harcamaların önü alınamıyor.

Ancak gelinen noktada “çerez parası çerez” diye har vurup harman savrulan paraların bile önemli olduğu itiraf ediliyor.

Tasarruf olayı bir dünyaya bakış meselesi olarak ortaya çıkıyor.

Evet, şimdi herkesten tasarruf yapması isteniyor ama ekonomiye yön verenler bu hususta öncülük etmezlerse arzulanan sonucun elde edilmesi kocaman bir hayal olur!

Önce ekonomiye yön verenler tasarruf edecek.

Gereksiz tüm harcamaları sonlandıracaklar.

Sonra arkadan gelenlerden tasarrufta bulunmaları istenecek.

Suyun başındakiler iyi örnek teşkil etmedikçe arkadan gelenlerden bir şeyler yapmaları beklenmemelidir.

Hazine açığının kapatılması bir yandan gelirler artırılırken bir yandan da giderler sıfırlanmalıdır ki hedefe ulaşılabilsin.

Gereksiz tüm yatırımlar durdurulmadan, gereksiz tüm harcamalar sonlandırılmadan yapılan hiçbir zam, açığı kapatmaya yetmeyecektir.

Dipsiz kuyu misali tüm zamlar etkisiz kalacaktır.

Ekonomiye yön verenler elbette bütün bunların farkındalar ama karşılarında har vurup harman savurmaya alışmış kadrolar var.

O kadrolar aşılabilirse ne âlâ!