Bir gazetenin dünkü nüshasında yer alan, “ABD, PKK’ya silah fabrikası kordu” başlıklı haberi görünce şaşırmadım. Çünkü yıllar önce ilan edilen, “Büyük Ortadoğu Projesi”nin bölge ülkelerini küçük parçalara ayırma projesi olduğunun bilinmeyen yanı kalmadı. Böyle olunca ABD ve müttefikleri, önce bölgede birtakım terör örgütleri oluşturdular, oluşturulmuş olanları ise hem askeri eğitimden geçirmeye başladılar hem de silahlandırdılar. Şimdi bir adım daha atılmış ABD, PKK-YPG’ye silah fabrikası kurmuş. Haber ne kadar doğrudur şimdilik bilinmiyor ama haberin kaynağı, yakalanmış olan bir terörist itirafları olduğuna göre tamamen hayali de olduğunu sanmıyorum.

Böyle olunca olayın üzerinde düşünmeden ve yorumlamadan geçmek yanlış olur. Ancak ABD’nin bölgemizde bir terör örgütüne silah fabrikası kurmuş olması ilan edilmemiş birtakım hamlelerin gündemde olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. Söz gelimi, bir terör örgütüne silah fabrikası kurmak için önce kurulacak olan fabrikanın kendine ait toprakları olması ya da bölge ülkelerinin önemli bir kısmının terör örgütlerinin kontrolüne alınmış olması gerekir. Çünkü hiçbir ülke kendi topraklarında bir terör örgütü adına silah fabrikası kurulmasını istemez. Çünkü bilirler ki, o fabrikada üretilecek olan silahlar bir gün kendilerine dönebilir. Ayrıca ABD, bölgemizdeki terör örgütlerine yeterince silah vermiş olmasına rağmen, terör örgütlerine bir de silah fabrikası kurmuş olması, bu işin bundan sonraki adımının PKK’yı devletleştirme yönünde atılacak adımı akla getiriyor.

Hemen belirteyim ki, planın bu yönü de geçmişte açıklanmış ve ilan edilmişti. Bu arada ABD ile İran arasında 6 milyar dolarlık takas anlaşması imzalanarak ABD’nin nükleer yaptırım adı altında el koyduğu 6 milyar doları iki taraf 5’er tutukluyu serbest bırakmıştır. Yani olay sadece ambargo sebebiyle el konulan İran’ın 6 milyar dolarının serbest bırakılmasından ibaret değil. Bu arada bir de 5’er tutuklunun serbest bırakılması var. ABD ile İran arasında arabuluculuk yapan ülke ise Katar. Bu bakımdan bölgede gelecekte atılacak adımlar için zemin oluşturma çabalarını da görmek gerekiyor. Çünkü ABD bir taraftan Ermenistan ile ilişkilerini geliştiriyor, adeta Ermenistan’ı birtakım saldırganlıklarında cesaretlendiriyor.

Buna karşılık İran ile Azerbaycan’ın ilişkilerini gerecek adımlar da atılıyor. Çünkü Ermenistan’ın ABD ile ortak tatbikat yapmasına zemin hazırlamak ciddi bir gerilimi göze almak demektir. Ancak ABD, genellikle ülkeleri birbirine düşürerek sonra da aracı gibi devreye girmeyi usul haline getirmiş durumda. Bu hususta destek bulunursa Siyonizm’in istediği Büyük Ortadoğu Projesi’nin uygulamaya konulması için PKK’ya silah fabrikası kurulması ilk yatırım olarak görülebilir.

Bu arada Türkiye’nin parasını ödediği uçakların verilmiyor olması da ülkemizi birtakım bahanelerle köşeye sıkıştırma operasyonu olabilir. Çünkü bölgemizde oluşturulacak terör devletçiklerinin sahiplerinin sesine uyarak ülkemize yönelik birtakım terör eylemlerini artırmaları sürpriz olmaz. Bu bakımdan öncelikli olarak kendi içimizde birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, ABD’nin bazı terör örgütlerini devletleştirme hamlesinin ülkemize yansımalarına hep birlikte cevap vermeye hazır olmamız lazım. Kısacası, su uyur düşman uyumaz misali, düşmanlarımızın boş durmadığını görerek ve bilerek bir bütün olarak hazır olmamız gerekiyor. Yoksa içeride birbirimizle uğraşırken bir oldubitti ile yüz yüze gelmemiz sürpriz olmayacaktır.