Uçak piste iniyor. Uçağın kapısına merdiven atılıyor. Ajanlar merdivenden inip çıkıyorlar. Akşam üzeri, karanlık çökmek üzere. Bir kişi merdivenden iniyor. Sonra geri çıkıyor. Arkasından bir kişi daha çıkıyor. Sonra bir kişi iniyor. Daha sonra birkaç kişi çıkıyor. Sonra birkaç kişi iniyor. Sonra çıkan inen görünmez olunca uçağın kapısındaki ışık yanıyor. Yarı aydınlıkta yine beş altı kişi iniyor, çıkıyor uçağa. Bütün bunlar canlı yayında veriliyor. Kırk dakika sonra ülkesinden kaçırılan ‘başkan’ yavaş yavaş uçağın merdivenlerinden indiriliyor. Merdivenden indirildikten sonra elleri kelepçeli ve ayağı zincirli olduğu görülüyor. Bir ayağı aksak şekilde yürüyor. Etrafında bir manga ajan. Bütün bunlar canlı yayında dakikası dakikasına veriliyor. Dünya izliyor.

Evet izlerken insanda bir dehşet duygusu oluşturuyor. Elleri kelepçeli ayağı zincirli kaçmasının mümkünü yok. Kelepçeli zincirli olmasa kaçmasına imkân var mı, yok. Etrafında birlikte yürüyen onlarca silahlı arasından kaçmasının mümkünü yok. Peki, neden kelepçeli ve zincirli. Ve etrafında onlarca silahlı ajan/polis/asker. Olayı izleyenlere dehşet duygusu vermek için yapılıyor yapılan. Ben büyük devletim benim dehşet gücümü her yerde göreceksiniz ana fikriyle hareket ediliyor. Her yerde dehşet şekilde büyüğüm ana duygusu verilmeye çalışılıyor. Dünyaya korku salacak güçteyim denmek isteniyor. Evet olayı izleyenlere izlerken dehşet duygusu yaşatılıyor. Onların ellerine düşmektense ölmek daha iyi duygusu veriliyor. Tüm dünyaya korku salınmak isteniyor. Ayağınızı denk alın mesajı veriliyor.

Olayı izlerken dehşet duygusu olsa da izledikten sonra insanda ‘hadi lan’ düşüncesi gelişiyor. Madem büyük devletsin de neden savunmasız bir insana hem kelepçe hem zincir takıyorsun. Madem dehşet güçlüsün de elleri kelepçeli savunmasız bir insana onlarca silahlı gücün eşlik ediyor. Madem güçlüsün de insanlığın nerede. Doğada vahşi hayvanların kurallarını insanlara uygulayarak güçlü olduğunu ispatlamak gerçekte güçsüz korkak olduğunun kanıtıdır. İnsanla vahşi hayvanları ayıran ana ayrım insana insan gibi davranmaktır. Büyüklük insanlıktan gelir, ne kadar insansan o kadar büyüksündür. Ne kadar insanlar insanca yaşaması için sana sığınıyorlarsa o kadar büyüksün ama insanlar senden korkuyor kaçıyorsa büyük değil korkak dehşet komplekslisindir. Gerçekte güçsüz olduğun için insanlık dışı davranarak güç gösterisinde bulunma ihtiyacı hissediyorsun. Bir Amerikan filmi izlemiş gibi oluyor insan olayı izledikten sonra. İzlerken etkileyici izledikten sonra ‘hadi lan’ duygusu vererek etkinin ciddiyetsizliği ortaya çıkıyor.

ABD, Venezuela’nın petrol başta olmak üzere bütün yer altı kaynaklarına çökmek için Venezuela Devlet Başkanı’nı askeri operasyon yaparak kaçırdı. Bir devlet başkanını iki saatte kaçırmak kaçıranın gücünü değil kaçırılanın içeriden satılmışlığını gösterir. ABD istihbaratı öyle çalışmış ki söz konusu başkanın etrafındakileri satın almış. Satılmayanları da operasyonda bombalayarak öldürmüşler. ABD bu olayla dünyaya ben ne dersem o olur mesajını tekrar ediyor. İstediğim şekilde istediğim ülkeye girer o ülkenin yer altı kaynaklarını yağmalarım diyor. İstediğim şekilde istediğim ülkeye askeri müdahale eder rejimini değiştiririm diyor. ABD sistemi tam olarak böyle bir düzendir. Gücünün yettiği her yeri işgal etmek ve yer altı ve yer üstü zenginliklerini ABD’ye taşımak. Kimi ülkeleri işgal etmeden başındakileri satın alarak o ülkeyi her türlü yağmalıyor, kimi ülkeleri de işgal ediyor. Her ülkenin yer altı ve yer üstü zenginliklerini çalıyor. ABD, ülkelerin zenginliklerini çalmak için kimi zaman demokrasi diyor kimi zaman hukuk diyor kimi zaman güvenlik diyor bütün bunları hırsızlığına kılıf yapıyor. Venezuela’da başkanı kaçırmakla İran’da sokakları karıştırmak aynı amaç içindir. ABD düzeni, hırsızlık düzenidir. Dünya ülkeleri, ABD hırsızlık düzenine son vermek için topluca ABD’ye saldırmalıdır.

Elbet ABD er ya da geç yıkılacak, gönül ister ki Müslüman Türkler eliyle yıkılsın!