Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

Allah İsrail oğullarına Tevrat’ı göndermişti. Sonra onlar Hazreti Musa’ya biatla anlaşma yapmışlardı. Bugün ise Kur’an her okunuşta yeniden nazil olmaktadır. Âlimlerin icması da Allah’ın doğrudan hitabıdır. Ayrıca istişare kararları ile içtihatlar ise topluluk tarafından bizimle görüşmedir. İçtihatlar hakemler denetiminde oldukları için topluluk kararı kabul edilmektedir.

“İnnîmeakküm / Ben sizinle beraberim.” (Maide 12)

Gelişme ve ilerlemenin olması için çatışma ve rekabetin olması gerekir. Canlılar âlemi böyledir. Türler arasında çatışma olduğu için tekâmül olmakta. Çatışma demek ayıklanma demektir. Kurtlar kuzuları yiyerek yaşar. Kuzu kaçar, kurt koşar. Kuzu zayıfsa kurt onu yakalar, yer ve kurt hayatını devam ettirir. Güçlenir ve başka kuzuları yakalayıp yer. Kuzu sağlamsa, kurt zayıfsa, bu sefer kuzu kaçar, kurtulur ve kurt aç kalır. Daha zayıf hale gelir, başka kuzuları yakalayamaz, bu sefer kurt ölür. Kuzular onları yiyen kurt kalmadığı için çoğalırlar.

Canlılardaki bu çatışma türler arasında da vardır.

İnsanlarda ise bu çatışma topluluklar arasındadır. Topluluklar yarışırlar. Sağlıklı topluluklar ayakta kalır, diğerleri ezilip giderler. Ne var ki iki çeşit topluluk vardır; yapıcı topluluklar ve yok edici topluluklar. Yarış olabilmesi için onların var olması gerekir, ama sonunda hâkimiyet yapıcı topluluklara ait olmaktadır. Mikroplar yenerlerse hasta ölmekle kalmaz, hastayı öldürmek isteyen mikroplar da ölürler.

Allah sağlıklı toplulukları galip getirecek silahları da onlara vermiştir. Bu silahta da taraf tutmamıştır. Tebliğ herkese yapılmaktadır. Kabul edenler galip geleceklerdir. Kabul edenler sağlıklı topluluklar gibi, kabul etmeyenler ise mikroplar gibidir.

“Ben sizinle beraberim” derken; sonunda siz galip geleceksiniz, zafer sizin olacak, sizi yok edip ortadan kaldırmak isteyenler yok olacaklardır.

Yukarıda bir soru sormuştuk.

-Yeryüzünün güvenliği müminlere verilince İsrail oğullarının işi ne olacaktır?

Allah şimdi onlara diyor ki; ben sizden bu görevi aldım, gönüllü müminlere verdim. Ancak siz de mümin olabilirsiniz. Ayrıca ben yine sizinle beraberim, yine de sizi seçkin ulus olarak bırakacağım. Ne var ki artık şartım var. Şartları yerine getirirseniz ben sizinle beraber olacağım, şartları yerine getirmeyenlerle beraber olmayacağım demektir.

Bundan sonra o şartlar sayılmaktadır.

“Leinekamtum es-salâte / Salâtı ikame ederseniz.” (Maide 12)

Yani toplantılar yaparsanız. Toplantılarda ne yapacaksınız?

Sabah kalkacaksınız, evde vitir ve sünnet namazınızı kıldıktan sonra mescide gelecek, orada da farz namazı cemaatle kılacaksınız. İşlerinizi müzakere edecek, Allah’ın kitaplarını okuyacaksınız. Buradaki “Lam” harfi şartın kesinliği için gelmiştir, yani bu şartı yerine getirmezseniz ben sizinle beraber olmayacağım demektir. Burada hasr var ama bu mefhumu muhalefetle değil, nassın ona delaleti ile böyledir. “Lam” harfi bunu ifade eder.

“Namazları kılarsanız” denmiyor da “namazı ikame ederseniz” diyor. Yani salâtı birlikte ikame edeceklerdir. Bu “salât” da maruf/bilinen salâttır, Kur’an’ın emrettiği salâttır. Tevrat da bundan başka bir şey emretmez.

“Ve âteytüm el-zekâte / Ve zekâtı ita ederseniz.” (Maide 12)

Zekât” temizlik demektir. Kazancınızda haram vardır. Çünkü siz bütün insanların ortak şeylerini kullanarak üretiyorsunuz; onların kira payları vardır. Onları ayırıp kamuya vermezseniz sizinle beraber olmam. Bu emir bilhassa Yahudilere çok büyük emirdir.

Haramdan kurtulmak için:

-Vergileri eksiltmeden vereceksiniz.

-Faiz almayacaksınız, faiz vermeyeceksiniz.

-Karşılıksız para, karşılığı olmayan para çıkarmayacaksınız.

-Tekel oluşturmayacaksınız, serbest pazar sistemine dikkat edeceksiniz. (Devamı var.)