Birbirine zıt iki kavram.
Hayatın disiplininde belli bir düzen olduğunda insan genelde temkinli ve dikkatli olur. Dikkat insanın ne yapıp etmesi gerektiğini belirleyen bir husus. Her anı değerlidir insanın. Bunları belli bir takvime, yani zaman sıralamasına tabi tutmaksızın bir ritim ve düzen üzere yaşamasıdır da denilebilir.
Doğuştan itibaren belli bir kültür içinde hayata başlayanlar o kültürün belirlediği ilkeler veya olağanlıklar içinde yaşamaya başlar. Başlangıç nasıl ise öyle devam eder. Aile kültürü her şeyden önce en belirleyenidir. Çocuğun öykündüğü, benzemeye çalıştığı aile içinde birlikte olduğu insanlardır. Aile büyüklerinin yaşama tarzı, davranış biçimleri etkili olur. Bu daireler hâlinden içten dışa doğru gelişir. Aileden, sokağa, mahalleye, köye, kasabaya, kente ve bir ülkenin genel ortamına uygun olarak oluşur.
Belirleyicilik genelde etkin olanlardan yansır. Kız çocukları annelerini görürüler, erkek çocuklar ise daha çok babalarını. Onların her durumu çocukların üzerinde etkili olur.
Hayat helezonlarla oluşur. Ahlâk, davranış biçimleri, konuşma tarzları bir oluşumla belli bir düzleme oturur.
Ortamı belirleyen genelde bir toplumun önde gelenleridir. Onların davranış biçimleri kitleleri de etkiler.
Doğu toplumlarının duygusallığı, kimi zaman insanı kendi gerçeklerinden uzaklaştırır. Duygu elbette ki önemli. İnsanı daha çok insan kılar. Katı, acımasız. Soğuk ve sert insanlar sevimsizdirler. Bu da onları bir başka düzleme doğru götürür.
Merhamet ve sevgi kalp ile akıl arasındaki dengede olunca insanın düşünüşü daha sağlıklı olur. Merhamet ile sağlıklı düşünme olağanlaşır.
Geçmiş insanlığın laboratuarıdır. Denenmişlikler, yaşanmışlıklar örnektirler. Geçmiş yöneticileri hep dikkat alanındadır. Adil, merhametle, sevgi ile kararlı olanlar örnek alınır. Sultanlar, krallar, başkanlar genel anlamda tutumlarıyla tanımlanırlar. Zalim ve merhametsiz olanların eserleri onların yaptıklarıdır. Kişilikleriyle özdeşleşir hemen her şeyleri. Merhametli, adil, hakkaniyetli olanları da gene eserleriyle anılırlar.
Tarihin belleği kuvvetlidir, unutkan değildir. Gerek yazılı olanları gerekse bellekte kalanları yeri ve zamanı gelince anımsanır. Onların hiçbiri unutulmaz. Kimi insanlar unutabilir ama ne tarih unutur, ne de hakikatler. İslâm inancı ise bunu daha belirleyici kılar insanın her hareketini ve davranışını belli bir gözleme tabi tutar. Bir Müslüman bilir ki, bilmelidir ki yapıp ettiklerinin tamamı kayıttadır. Yazıcı meleklerin varlığı ve bilinirliği bunu belirler. Müslümanlar siyasal tarihimizde kimi sultanlar, padişahlar krallar, başkanlar yaşadıkları ve yapıp ettikleriyle anılırlar. Milletimizin kendisine idol olarak seçtiği ya da belirlediği kimi sultanların dönemleri ya örnek alınır ya da yadsınır. Sağlıklı düşünüşler olduğunda onlar hakikat terazisinde tartılırlar. Doğruları, yanlışları belli süzgeçlerden geçirilir. İpin ucu kaçırılmadan, abartılmadan her şey yerli yerine oturtulursa kişiler daha sağlıklı değerlendirilebilir.
Osmanlı Devleti’nin son dönem sultanlarından Abdülhamit somut bir örnektir. Karşıtların onu olumlu ya da olumsuz değerlendirmeleri uçtadır. Elbette ki eleştirilerin veya kimi bakışların bir değeri vardır. Hiçbiri de nedensiz değildir. Bunları eğer, sağlıklı bir zihin ve değerlendirmelerle ele almaz isek gerçekler yerli yerine oturmaz. Bir taraf için kahraman, bir taraf için kızıl ve zalim olarak tanımlanır. Dönem ve koşullar, çevre ve tutumlar her zaman için belirleyicidir.
Günümüz toplumlarında düşünceler sağlıklı bir düzleme oturmadığından her şey abartılıdır ve aşırıdır. Ya hep ya da hiçtir. Hakikat ise tektir. Onun etrafında örülecek bir yapı sağlıklı olur.