Hemen sınırımızda çok önemli gelişmeler yaşanıyor; en uzun sınır komşumuz olan Suriye’de 61 yıllık Baas rejimi çöktü!
Muhalifler, Suriye’nin başkenti Şam’ı da kontrol altına aldı. Başkent’in düşmesi demek, 61 yıllık Baas yönetiminin de sonu demek.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın ülkeyi terk ettiği ifade ediliyor. Kimi Batılı kaynaklara göre, Esad’ı taşıyan uçak düştü ve Esad, hayatını kaybetti.
Dün yazıyı teslim ettiğim saat 15.00 civarında bir netlik yoktu. Rusya, Esad’ın Suriye’yi terk ettiğini resmen açıkladı! O kadar!
***
Peki ama şimdi ne olacak? Suriye’de bir devlet kurulabilecek mi? Yoksa Suriye toprakları üzerinde birkaç parçalı bir yapı mı oluşturulacak!
Devlet kurmak öyle kolay bir şey değil! Devlet önemlidir. “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”. TDK’nın sözlüğüne baktım; devlet ne anlama geliyor: “Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık; ülke.” An itibarıyla Suriye’de böyle bir fotoğraf var mıdır?
Dün saat 15.00 itibarıyla şöyle bir baktım, Suriye toprakları parçalı, paramparça…
***
Fakat çok bilinmeyenli bir denklemle karşı karşıyayız.
* Bir kere bölgedeki terör örgütleri PKK/YPG varlığını devam ettirecek mi, ettirmeyecek mi? Daha şimdiden PKK/YPG’nin Suriye’nin ülkemize yakın bazı bölgelerini kontrolü altına aldığı haberleri geliyor.
* Bu, şu açıdan önemli; terör devleti ABD’den gelen son açıklamalara göre, bölgede terör örgütü DEAŞ’a yönelik mücadele devam edecek!
* Peki, bölgede DEAŞ’la mücadele eden örgüt/ler kim; ABD’ye göre PKK/YPG. Demek ki PKK/YPG terör örgütleri Suriye’de varlığını devam ettirecek! Böyle bir durumu Türkiye’nin kabul etmesi mümkün müdür?
* Rusya, yönetimin devri aşamasında olmadıklarını açıkladı! ABD, “bizi bu işe karıştırmayın!” dedi. Bunların gerçekte samimi açıklamalar olmadığını Kaf Dağı’nın ardındakiler de biliyor?
* Bölgedeki gelişmelerin Türkiye’nin menfaatleri çerçevesinde gelişmesi temennimizdir!
* Bölgedeki gelişmelerin İslam dünyasının menfaatleri çerçevesinde gelişmesi temennimizdir.
EN ÇOK İSRAİL’İN İŞİNE YARAYACAK?
Cihat Yaycı Paşa, dün bölgedeki son gelişmeleri yorumlarken tüm işaretlerin Büyük Ortadoğu Projesi’ne işaret ettiğinin altını çizdi.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) demek Büyük İsrail Projesi (BİP) demek…
Emekli Tuğgeneral, İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Özgür Tör de dünkü açıklamalarında, bölgedeki son durumdan neticede en büyük faydayı işgal devleti İsrail’in göreceğini ifade etti.
***
Şu sorular da kafalarda ister istemez beliriyor;
* Darmadağınık bir Suriye bizim işimize nasıl yarayacak? Karmakarışık bir büyük sınırımız bizim işimize nasıl yarayacak?
* Devlet gibi devlet olmayan bir kara parçası bizim işimize nasıl yarayacak?
* Ne yaptığı belli olmayan, ne yapacağını kestiremeyeceğimiz, ne zaman nasıl bir adım atacağını bilemediğimiz bir komşu bizim işimize nasıl yarayacak?
* Müdahalelere açık bir alan bizim işimize nasıl yarayacak?
* Paramparça olan bir Suriye, başıboş bir mayın gibi olmaz mı? Elbette güvenlik uzmanı değiliz ama bunu görmek için güvenlik uzmanı olmaya gerek var mı? Böyle bir yapı bizim işimize nasıl yarayacak?
SIĞINMACILAR SURİYE’YE DÖNECEK Mİ?
Suriye’de gelinen son nokta itibarıyla…
* Bizi ilgilendiren en önemli hususlardan biri, Suriye’den ülkemize gelen sığınmacıların ülkelerine dönmesi!
* Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Doha’da önce İngilizce sonra da Türkçe yaptığı açıklamada, “Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğüne çok büyük bir önem atfediyor. Bu anlamda ülkelerini terk etmek durumunda olan milyonlarca Suriyeli, artık ülkelerine geri dönebilir” ifadesini kullandı.
Bu, önemli bir açıklamadır.
* Milyonlarca Suriyeli sığınmacının ülkelerine dönmesi hiç kuşkusuz yeni gelişmeleri de beraberinde getirecektir…
BAKAN YUSUF TEKİN'E BİR TEŞEKKÜR, BİR DE HATIRLATMA!
* Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların kılık ve kıyafet yönetmeliğinde değişiklik yapıldı. Velilerin tepkisini çeken, sürekli değişen kıyafetler, belirli mağazalardan kıyafet alınması zorunluluğu gibi konularda köklü değişime gidildi. Yeni yönetmeliğe göre, okul kıyafetleri 4 yıl boyunca değiştirilemeyecek. Veliler her yıl kıyafet için çuval çuval para ödemek zorunda kalmayacak! Bunun için Bakan Yusuf Tekin’e teşekkürler…
* Bakan Yusuf Tekin’e bir de hatırlatma; Sayın Bakan, mülakat mağduriyeti devam ediyor. Mülakat puanlarında şehirden şehre farklılık gösteren kriterlerin uygulandığı ortaya çıktı. Mesela, İstanbul puanları yuvarlarken, İzmir’in 8-10 puan fazla verdiği ileri sürüldü. Uzatmayayım; burada bir haksızlık olduğu ifade ediliyor. Bakan Yusuf Tekin’in, hakkı olana hakkını teslim edeceğine inanıyorum. Bu, Meclis’te bütçe görüşmeleri sırasında mı telafi edilir ya da bir başka formül mü bulunur, bu da MEB bürokratlarının pratikliğine bağlı…
***
Bir de… Mülakat mağdurlarının Meclis’e girişlerinin neden yasaklandığını da anlayamadım. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında olay mı çıkarmışlar? Kavgaya mı sebebiyet vermişler? Meclis eşyalarına zarar mı vermişler. Ne olmuş da Meclis’e girmelerine yasaklama gelmiş!
ZEHRİN ALTIN TASTA SUNULMASI: MİLLİ PİYANGO!
“Yılbaşı yaklaşıyor…
Toplumları uyutmak için uydurulmuş, icat edilmiş bir oyun tartışılmaya başlanacak!
Yılbaşı; fakirin elinde kalan son üç beş kuruşu elinden alarak, zengine aktarmak için uydurulmuş tüketim günüdür.
Yılbaşı; kalbinde ve zihninde inanç kırıntısı kalmış Müslümanları fuhuş, zina, kumar yoluyla aldatarak inancından uzaklaştırma, inançsızlık bataklığına sürükleme günüdür.
Yılbaşı, bir milleti kendi değerlerinden uzaklaştırarak, başka kavimlere benzetme çabalarının zafer günüdür.
"Zenginin parası fakirin çenesi" denir.
Yılbaşında yüksek enflasyon unutulur, umut satılır!
Fakir, zengin olma hayaliyle birkaç gün mutlu olur!
Birileri piyango bileti satar, kazanır. Herkes mutlu olur(!) Yapay bir mutluluk!
Yine de biz kardeşlik görevimizi yapalım, hatırlatalım;
Siz bakmayın başında "milli" yazdığına, "Milli Piyango" "milli" kelimesini istismar ederek kendi milletine yıl sonu kazığı atmadır.
Milli Piyango kumardır. Kumar da şeytan işi pisliklerdendir. Piyangonun "milli”liği, batılı hak gösteren sistemin yoksullaştırdığı, fakirin umudunu sömürmek için zehri altın tasta sunmasıdır.
Yılbaşı, Batı medeniyetinin inanç değerlerindendir, kapitalizmin sömürü günüdür.
Unutmayın, bir kavme benzeyen, o kavmin kutsalını kendi kutsalı kabul eden, o kavimdendir. Selam ve dua ile…”
(Cuma Şahin, MGV-AGD, Adana)
