Günümüzde sağcı hükümetler, solcu hükümetler, kapitalistler ve komünistler bir yerde birleşiyorlar, o da ekonomiyi eğitimin önüne almada.

Dünyanın her yerinde ister geri kalmış ülkeler olsun, ister gelişmiş ülkeler olsun, parlamentolarından çıkardıkları kanunların çoğunluğu ekonomiyle ilgilidir.

Eğitim için çıkarılan kanunlar, ekonomik kanunların yanında hiç seviyesindedir.

Ekonomide ileri gittiği söylenen Türkiye’mizde kişi başına düşen dolarda artma olmuş.

Henüz bana yansıyan yok ama olsun, eğer doğruysa “komşuda pişer bize de düşer” diyerek teselli bulacakken ekonomisi düzeltilen insanlarımızın eğitimindeki virüsler, mikroplar temizlenmediğinden halk otobüslerini yakıyorlar, gariban halkımızın birçoğunu işine giderken yürümeye zorluyorlar, küçücük maaşlarla evini geçindirmeye çalışan Anadolu çocuğu polisler taşlanıyor, ekonomik yönden kudurtulmuş gencecik delikanlılar camide içki içebiliyor.

Yaşları on beşle yirmi beş arasındaki delikanlıların hepsi bu yönetim zamanında eğitim almış insanlar.

İmam-Hatip okullarındaki gelişmeler yeterli değil.

İmam-Hatip okullarında liselilerin yüzde onu okuyor.

Yüzde doksanı bu ülkenin çocuğu değil mi

Aslında şu anda İmam-Hatipte okutulan dersler, bütün lise öğrencilerinin asgari bir din bilgisine sahip olması için okuması gereken derslerdir.

İmam-Hatibi bitiren bir delikanlımız, okulunda Kur’an hafızı olmalı, Arapçayı ana dili gibi yazabilen, konuşabilen, Arap çocuğuna masal anlatabilecek, onunla oyun oynayabilecek hale gelmeli ki, ilahiyat fakültesini bitirdiğinde “Hoca” sözünü hak edebilsin.

Efendim, bu hareketlerin arkasında yerli işbirlikçi holdinglerle yabancı ajanlar varmış.

Ülkemizin gelişmesini engellemek için her on yılda bir darbe yaptırmışlar, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, Turgut Özal’ın zehirlenmesi doğru ise beş darbe yapmışlar.

Darbecilerin aklı başına gelmeye başladığı, batının kendilerine yar olmayacağına kanaat getirdikleri anda ağızlarını açamadan kendilerini hapishanede buldular.

Şimdi, ülkenin kalkınmasını istemeyen bu güçlerin altıncı darbe teşebbüsüne girdiklerini hükümet dillendiriyor.

Eeee, o yabancı ajanların devletleri öğrencilere dost ve müttefik olarak anlatılırsa dost dostun kötülüğünü istemez mantığıyla sözlerini tutmuş olamazlar mı

Irak ve Afganistan’da iki milyon Müslüman’ın öldürülmesini sağlayan, tarihteki Drakulalara, Kazıklıvoyvodalara rahmet okutan Bush, Türkiye’ye geldiğinde bir Bakanımızın elinin temiz olup olmadığını ekranların önünde kontrol ettikten sonra Bush’la tokalaşmaya izin veren ajanların sözünün de saygıyla karşılanmasına biz öncülük yapmış olmayalım.

“İşbirlikçi holdingler” ülkenin en yağlı kuyruklarını değil, ciğerlerini yiyerek gelişip genişlemişlerse ülkenin en gözde adamları sayılırlar.

Onların da sözleri dinlenmeye değer değil mi

Milli gelirden kendi payına düşen dolarları ömründe hiç görmeyecek olan birçok delikanlımız, dolarlarının emin holdinglerde olduğu kanaatinden dolayı onların sözünü tutmuş olmasınlar.

Kur’an eğitiminde dost ile düşman açık ve seçik olarak anlatılır ve düşman bile bu açık eğitime saygı duyar çünkü iki yüzlülük yapılmamaktadır.

Aklımızı başımıza alalım ve ilkokuldan son okula kadar bütün eğitim kurumlarında okutulan kitaplarda akıllı insanları çıldırtan, dağlara çıkaran, hortumcu yapan, bütün bunlara yardım ve yataklık yapan insanlar yetiştiren, saf Anadolu çocuğunu kurnaz yapan kitapları dezenfekte edelim.

Ülkemizde cirit atan ajanlar ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan olsun ehli kitabın cennete gideceklerini 2003’te devletin bir kurumu tarafından yayınlanan bir tefsir garanti verdikten sonra o ajanlara kulak vermemek doğru olur mu

Cennette de beraber olunacaksa bu dünyada vur patlasın çal oynasın, altta kalanın canı çıksın, zayıflar ölsün, güçlüler yaşasın mantığıyla hareket etme eğitiminin zorunlu sonuçlarından şikâyet etmemeli. Sevgili Peygamberimize Mekke döneminde inen ayetlerin hepsi Müslüman olanların eğitimi ve kâfirlerin davetine yönelikti.

Başta yaratan, yaşatan ve yönetenin yalnız ve yanız Allah olduğu inancının kabul edilmesi, ikinci olarak bu dünyanın fani ahiretin baki olduğu inancı veriliyor ve bu dünyada Ebucehil gibi insanların akıllarıyla diğer insanların yönetilemeyeceği, bütün akılları ve akıllı insanları yaratanın koyduğu kuralların daha faydalı olduğu anlatılır.

Mekkeli insanperestler, Sevgili Peygamberimizin ekonomiyi düzeltmesini isterler.

Madem Allah’ın sevgilisisin haydi Allah katından bize hazineler getir veya Uhud dağını altına çevir isteğinde bulunuyorlar.

Sevgili Peygamberimiz ise Rabbimizin ayetlerine uygun olarak onların eğitimine ağırlık veriyor.

Kur’an’a göre eğitilen ashabıyla Medine’ye hicret ettikten sonra medeni hukukla, ticaret hukukuyla, ceza hukukuyla ve diğer hak ve sorumluluklarla ilgili ayetler nazil olunca ashabı kiram hiç tereddüt etmeden hukuka uygun olarak yaşamaya başlamışlar.

İçkisiz hayata hayat demeyen ashabın çoğunluğu, içki yasağı geldiği gün evlerindeki şarap küplerini devirivermişler ve hukuka uygun hayatı hayata sokuvermişler.