İsrail Gezi Parkı Olayları sebebiyle çok mutluymuş, olayların Erdoğan düşene kadar devam etmesi için duaya çıkılıyormuş. İsrail’in Türkiye’nin karışmasından memnun olacağını bilmek için ille de bazı İsrailli devlet adamlarının bunu itiraf etmelerine gerek yok. Sadece Türkiye’nin değil, bölge ülkelerinin hepsinin karışması İsrail’in işine yarar, onlara rahat hareket edecek bir ortam hazırlar. Bu noktada aynı şeyleri ABD için de düşünmek yanlış olmaz. Çünkü bölge politikaları konusunda ABD ile İsrail yapışık ikizleri andırdığı düşünülür, özellikle de ABD’nin İsrail’den farklı bir politika izlemediği/ izleyemediği de dikkate alınırsa Türkiye’deki olaylar sebebiyle “Moşe’nin ağzının kulaklarında” olması sürpriz değildir. Bu tespiti yaptıktan sonra düşünülmesi gereken başka hususlar daha vardır. Bölgemizde İsrail ve ABD, İran’a karşı da ortak bir cephe oluşturmuşlardır. Gerçi son zamanlarda İran’ı vurmakla tehdit etmiyorlar ama bu onların politikalarında bir değişiklik olduğu anlamına gelmez. ABD ve İsrail’in İran ve Türkiye konusunda aynı çizgide saf tuttuklarını da söyleyebiliriz. Böyle ise o zaman sorulması gereken bir başka soru vardır. O da Madem ki İsrail’de ülkemizdeki olayların devam etmesi için duaya çıkılıyor bu ülke ile aynı safta bulunmanın aynı safta görünmenin bile görünmenin ne anlamı var. Arada bir posta atarak bu işin çözümü mümkün olabilir mi İran ve Türkiye, İsrail ve ABD’nin hedefindedir, öyle ise Türkiye’nin İran ile ilişkilerini tehlikeye atması doğru bir yaklaşım olabilir mi Bölgeyi yapışık ikizlerin mezhep çatışmasına sürüklemekte olduğu görülürken hala onların safında dış politika yürütmenin manası nedir
‘Dünyanın genel durumu ve dengeler bunu gerektiriyor, farklı bir çizgide yer almak iktidarların sonunu getirebilmektedir’ şeklindeki değerlendirme sağlıklı olabilir mi .. En azından o zaman hiç olmazsa bu ikiliyle bölgemiz konusunda aynı çizgide olunmaması doğru olmaz mı Çünkü özellikle ABD’nin bölgemize yönelik politikalarını sadece çıkarları ve birde İsrail belirlediğine göre bizimde kendi çıkarlarımız doğrultusunda politika belirlememiz işin doğrusu değil mi
Eğer birileri çıkıp her ne olursa olsun Türkiye kendi çıkarlarını bir kenara bırakarak ABD ile aynı çuvala girmeye mecburdur diyecek olursa, o zaman bağımsız bir ülke oluşumuzun sorgulanması gerekir. Çünkü ABD belli bir süre Türkiye’nin isteklerinin yanında duruyor görüntüsü verdikten sonra son noktayı koymaya sıra geldiğinde İsrail’in ve kendi çıkarlarını koruyan adımı atıyor. Bunun son örneğini Irak’ın işgali ve arkasından şimdilik otonom ama ileride bağımsız olması planlanmış bir Kürt Devleti ABD tarafından kurulmuş değil mi Bir diğer ifade ile İngilizlerin 1900’lü yıllarda gündeme getirdiği Büyük Kürdistan’ın adımı atılmış olmadı mı Peki biz yıllardan beri ne diye Irak’ın toprak bütünlüğünden yana ve Kuzey Irak’ta bir oluşuma karşı olduğumuzu yüzlerce kez açıkladık. Bunun kırmızı çizgimiz olduğunu tekrarlayıp durduk.
Biz kırmızı çizgilerden söz ediyoruz ama özellikle İsrail kırmızı çizgilerine sahip çıkıyor, her şartta bunun mücadelesini veriyor. Büyük İsrail hedefine yandaşlarının da desteği ile adım adım ilerliyor. Unutulmaması gerekir ki, Büyük İsrail’in sınırları içinde Türkiye’nin de bir bölümü vardır. Biz bir bölümü diyoruz, gerçek niyetleri tam olarak bilmiyoruz. Bu bakımdan özellikle dış politikada kırmızı çizgilerimiz olmalıdır ve yeri geldiğinde bedel ödemek de gerekirse o çizgilere sahip çıkmak mecburiyeti vardır: Aksi halde kırmızı çizgiler konusunda inandırıcılığımızı kaybederiz.