Ahlâksız bir darbe idi 28 Şubat.
Hangi darbe ahlâklıydı ki diyebilirsiniz.
Ama öteki darbeler zalimliklerini göstermekten
çekinmeyecek kadar cüretkâr idiler.
Bunlar ise adına postmodern diyerek, basını arkalarına
alarak başları vururken diğerlerine göre insaflı oldukları etiketini elden
bırakmak istemediler.
Ahlâksızdı, halkına karşı bütün tanklarını yürüyüşe
geçirmişti.
Ne kadar ilkel, vahşi, halk düşmanı olduğunu elindeki silahları
her an kullanabileceği mesajı göndererek anlatmıştı.
Ahlâksızdı, elini yakmamak için maşa olarak medyayı
kullanmıştı.
Önceki gün 28 Şubat manşetlerini hep birlikte bir kez
daha gördük.
Fakat işin daha korkuncu, bu ahlâksızlığı Müslümanlara
miras olarak bıraktı.
Son yüzyılda sadece sindirilmeyi, susmayı, tepki
vermemeyi, baş eğmeyi, korkmayı, uysallaşmayı öğrenmiş Müslümanlar.
28 Şubat tan ahlâksızlığı da öğrendiler.
Bin yıl sürecek diyenlere itiraz eden deli yürekler çıktı
çıkmasına.
Sürer mi sürer iyisi mi ben susma rolüme devam edeyim, ne
kaybederim diyenler de oldu.
Bununla da kalmadı ahlâksızlık.
28 Şubat kodlarını alıp kullanan Müslümanlar bile çıktı.
Bürokratlar arasında derin düşünceye mensuplar vardı,
vazifeleri başında krallar gibi tutuldu.
Hatta bu düşünceden bakanlar bile yapıldı.
Meclis başkanı bile çıktı.
Sanki büyükannesinin zenci kulübesinden utananlara bu
zevat, bir övünme sebebi oldu.
Bakın yanımızda kimler var, kimler destek vermekte, lüks
salonlarda kim demiş ayağımız gitmez vals a edaları taşındı.
Derinler içinde imam hatipli, ilahiyatlı olanlar bile
vardı, okullarını gizlemekten geri durmadılar.
28 Şubat ın pis kokusu üzerlerine sinmişti.
Koca koca makamların sahipleri, birinci okulu olan Yüksek
İslam Enstitüsü nü dillendirmiyordu; ikinci okul siyasal, hukuk ya da işletme
arkasına saklanıyordu.
Hiç devam etmese 28 Şubat, bu zengin birikimli okuldan
niçin ar duyup saklasın yüksek makamların mensupları.
Ahlâksızdı çünkü bugün bile o İslami okulunu saklayan
kişiye dosya dosya jurnaller gidiyordu.
Dini yapılanma var, tiz başını vurasız, görevden alasız,
ilahiyatçı biri şu makama sızmış, derhal püskürtesiz.
Gelen şikâyet anında yerine getirilip dinci yerine
uçkuruna gevşek, cumaya bile gitmeyen serkeş biri getiriliyor.
Şimdilik isimleri açıklamıyorum.
Arkadaşlar devirlerinin sefasını sürsün diye.
Dahası yine dinozor Müslümanlardan birinin kaleme aldığı
şikâyet faksı.
Yazan namaz kılmakta, zengin kayın pederinin hürmetine
daha otuz yaşında hiç emek vermediği halde büyük makama oturtulmuş.
Malum medya için hazırlanmış faks da iğrenç bir jurnali
kaleme almış:
Siz biliyor musunuz bu kişi hafız ve makamında Kur an
okumakta ne duruyorsunuz gelin haber yapın.
Bel altına vurma ahlâksızlığını Müslümanlar 28
Şubatçılardan öğrendi.
Öğrenecekleri en korkunç, en aşağılık şeydi.
İstanbul un büyük bir ilçesinde AGD, program yapmak için
belediyenin salonunu kiralamak ister.
Göbeği kocaman olmuş belediye başkanı rahatsız olur, hâlâ
gömleği çıkarmadığı sanılır telaşına düşer, içinden geldiği halk çocuklarını
tepeden tırnağa süzer, parmağını bir paşa taklidi ile sallar:
Bakın, sakın ha siyaset yapmayacaksınız.
Çocuklar o geceki programlarında Filistin e, şehitlere,
Erbakan Hoca ya değinirler.
Başkan burnundan solur, kızar köpürür, bir daha size
salon yok der.
Bahaneyi bulmuştur zaten maziyi anımsatan bu gençlikten
haz etmemektedir.
Sanki kendi gençliklerine güzel bir hedef koymuşlar gibi
hâlihazırda ideal bir nesil olma çabası taşıyanlara değil destek, köstek
olmakla tarihe ahlâksız bir vazife yaptığı yazılmakta, farkında değil.
O gençlik derneğinin evlerinde kalan yoksul gençler için
de bir firavuna dönüşmüş malum başkan.
Çocukların evlerini boşaltıp sokağa atmış.
Belki adlarını vermeyerek milyonlar bu şahısların ismini
öğrenemiyor ama canlarını yaktığı otuz kırk genç zaten milyonlara bedel acılar
çektiler.
Meleklerin kameralarına kayıtlı bu adamlar yarın büyük
mahkemede ter dökerken kim bilir nasıl utanacaklar.
28 Şubat ın yıldönümünde başörtülü din dersi öğretmeninin
mesleğine son verilmesi, bu ahlâksızlığın devam ettiğine dair en somut
örneklerden sadece biri.
Hatta Milli Eğitim Bakanı nın seçim bölgesinde.
Bugün hâlâ din dersi öğretmenleri komik peruklarla derse
girmek zorunda bırakılıyorsa artık söyleyecek sözümüz bitmiştir.
Öğrencilerine Kur an öğreten bir bayan öğretmene, Kerim
Kitabın en önem verdiği olgulardan biri olan örtü, bugün hâlâ yasaklıysa, kalem
daha ne yazsın.
Seçimle gelmiş, dişi tırnağı ile mücadele vererek kurduğu
hükümeti tank ve silah göstererek yıkmış darbecilere adeta ironi yaparcasına 27
Şubat ta vefat eden Erbakan Hoca nın mazlum portresi dururken önümüzde.
Bu utanç paradoksu asırlarca unutulmayacak.
Bu iri, zor, ahlâksız darbenin en ufak kırıntısına dahi
tahammül edilmeyecek.
Hele bu ahlâksızlığı Müslümanlar üzerinde gördükçe
tiksintimiz daha da artacak.