Anayasa Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan’ın şu cümlelerine dikkatinizi çekmek istiyorum;

* “Sözün konusu hukuk ve adalet olduğunda aslında güneşin altında söylenmedik yeni bir söz bulmak kolay değil. Söylenmesi gereken her şey binlerce yıldır söylenegelmektedir. Mesela Aristoteles 2.500 yıl önce adaleti bireysel ve toplumsal hayatın üzerine inşa edilmesi gereken temel erdem olarak nitelendirmiştir. Aristoteles’e göre, “Yaşayan varlıkların en mükemmeli olan insan, hukuk ve adaletten ayrıldığında mahlûkatın en kötüsü olur.”

* “Adaletin temel erdem olduğu, insanın ve devletin yaşamını devam ettirmesinin ona bağlı olduğu fikri, Selçuklularda zirvesine ulaşan siyasetname geleneğinin de ortak temasını oluşturur.”

* “İslam dünyasının meşhur hukukçularından Mâverdî, yaklaşık bin yıl önce yazdığı “Dürerü’s-Sülûk” adlı siyasetnamesinde hükümdarlara her şeyden evvel adil olmalarını öğütler. Mâverdî’nin aktardığına göre Aristoteles’in öğrencisi olan Büyük İskender, cesaretin mi yoksa adaletin mi üstün değer olduğunu merak eder. İskender, Hindistan seferinde karşılaştığı Hint filozoflarına bunu sorar. Aldığı cevap ilginçtir. Der ki filozoflar; “Adalet sağlanırsa cesarete ihtiyaç kalmaz!”

* “Hukuku uygulamakla ve adaleti tesis etmekle görevli olan başta hâkimler olmak üzere yargı mensuplarının şiarı 3A yani akıl, ahlak ve adalet olmalıdır.”

* “Hâkim ve savcılar, sadece akıllarını kullanırlarken cesarete ihtiyaç duyabilirler. Kant’ın belirttiği üzere kendi aklını kullanmaya cesaret edemeyenler, vesayet altında kalmaya mahkûmdur. Vesayet altındaki yargısal akıl ise adaleti tesis edemez.”

* “Bunun en canlı ve yıkıcı örneğini ülkemizi 15 Temmuz darbe girişimine götüren süreçte yaşadık. Akıllarını ve vicdanlarını başkalarına teslim edenlerin yaptıkları ve yaşattıkları hukuksuzluklara hep birlikte şahit olduk. Bu meşum darbe teşebbüsünden çıkarılması gereken en önemli derslerden biri, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının ve bunun yanında yargı mensuplarının sadece hukuka bağlı kalarak karar vermelerinin sağlanmasının demokratik hukuk devletinin geleceği bakımından hayati derecede önemli olduğu gerçeğidir.”

* “Fikri ve vicdanı hür olmayandan hâkim olmaz. Aklını ve vicdanını başkalarına kiralayan veya iradesine ipotek konmasına izin veren kişiden hâkim olamaz. Hukuk devletinde, uzaktan kumandalı yargı da, yargıç da düşünülemez.”

* “Bu esaslardan uzaklaşıldığında hukuk ve adalet açığı ortaya çıkacaktır. Hukuk ve adalet açığı bir ülkenin geleceği bakımından her türlü açıktan daha tehlikelidir. Zira bu açık, temeli adalet olması gereken devlete yönelik toplumsal güveni ve inancı zedeleyecektir.”

* “Hukuk devletinde adaletin yegâne adresi mahkemelerdir. Mahkemelerin adalet arayışına cevap veremediği, bağımsız ve tarafsız yargılama ilkelerine uygun şekilde uyuşmazlıklara çözüm üretemediği bir yerde hukuk dışı arayışların ortaya çıkması kaçınılmazdır.”

ÖZEL HAYATIN MAHREMİYETİ

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın konuşma metnini dikkatle okudum. Geçmiş konuşmaları dikkate alındığında Zühtü Bey ‘manifesto’ niteliğinde notlar bırakıyor, geleceğe.

Başkan, ‘özel hayatın mahremiyetine’ de özel vurgu yapıyor, bu konuşmasında. Şöyle ki;

*“İçinde yaşadığımız internet çağında ve gözetim toplumunda kişilerin özel hayatlarının korunması çok daha zorlaşmıştır. Buna paralel olarak da özel hayata saygı hakkını korumaya yönelik anayasal ve yasal güvencelerin etkili bir şekilde hayata geçirilmesi çok daha önemli hâle gelmiştir.”

* “Türk anayasal sisteminde hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı düzenleme yapma yetkisi sadece yasama organına aittir.”

* “Özel hayata saygı hakkının ve mahremiyetin güvence altına alınması, bireyin maddi ve manevi varlığının, özerklik ve özgürlüğünün korunması ve geliştirilmesi bakımından son derece önemlidir.”

Önemli cümleler…

İHL MEZUNU HAFIZ ÖĞRENCİLER İÇİN GÜZEL BİR HABER

* Yükseköğretim Kurulu (YÖK) hafızlık belgesi olanlar ve ilahiyat fakülteleri ile İslami ilimler fakültelerini tercih edecek ‘hafız’ öğrenciler için kontenjan ayırdı. Hafızlara yüzde 10 bir alan açıldı. Yaklaşık 1.900 kadar bir kontenjan hafızlara ayrıldı.

* Temel amaç, ilahiyat fakülteleri ile İslami ilimler fakültelerindeki öğretim üyelerinin niteliğini artırmak. 

* Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirilen YKS sınavında bu hafızlar kendi arasında yarıştı en iyi olanlar ilahiyat fakülteleri ile İslami ilimler fakültelerine yerleşecek.

Biraz daha ayrıntı vermek gerekirse;

* İlahiyat/İslami ilimler fakültelerinde mevcut kontenjanların içinden olmak kaydıyla imam hatip lisesi mezunu hafız öğrenciler için ayrı kontenjanlar belirlendi.

* Yükseköğretim Kurulu(YÖK) tarafından Diyanet İşleri Başkanlığının görüş ve talepleri de dikkate alınarak; ilahiyat alanında daha ehliyetli kadroların yetiştirilmesi, ilgili alanda ihtiyaç duyulan insan kaynağının daha nitelikli hale getirilebilmesi ve imam hatip lisesi mezunu hafız öğrencilerin ilahiyat alanına yönlendirilmesi amacıyla, teknoloji, sanat ve tasarım fakültelerinde olduğu gibi, ilahiyat/İslami ilimler fakültelerinde de imam hatip lisesi hafızlık programı mezunları ile imam hatip lisesi mezunu olup Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından verilen hafızlık belgesine sahip olanların tercih edebileceği kontenjanlar ayrıldı.

* Söz konusu kontenjanlar ilahiyat/İslami ilimler fakültesi kontenjanlarını artırmadan mevcut kontenjan içinden ayrıldı. Yani bu uygulama ilahiyat/İslami ilimler fakültesi kontenjanlarının artmasına yol açmayacak.

* Ayrılan kontenjanlar için hafız öğrenciler kendi aralarında yarıştı, geçtiğimiz hafta sonu. ÖSYM sınavından aldıkları puanlara göre tıpkı teknoloji, sanat ve tasarım fakültelerinde olduğu gibi yerleşecekler.

* İlahiyat/İslami ilimler fakültelerinde hafız adaylar için ayrılan kontenjanların yerleşmeden boş kalması durumunda boş kalan kontenjanlara yine teknoloji, sanat ve tasarım fakültelerinde olduğu gibi, diğer öğretim kurumlarının diğer alan/dallarından mezun olan/olacak adaylar da tercih ettikleri takdirde yerleştirilebilecekler.

***

Hülasa, imam hatip lisesi mezunu olup aynı zamanda hafız olanlar için güzel bir imkân…

Uygulama, ‘hafız’lığı teşvik açısından da önemli bir adım. Ne güzel…

YÖK’ü bu kararından dolayı tebrik ediyorum.