Seçilecek cumhurbaşkanı milletin gerçek gündemini takip
edebilecek mi İşsizlik, hayat pahalılığı, taşeron işçileri, ürünü para
etmediği için şehrin varoşlarına göç etmek zorunda kalan çiftçiler umurunda
olacak mı Kahve köşelerine mahkûm edilen üniversite mezunu işsiz gençler,
kredi kartı borcunu ödeyemediği için arkadaşının can verdiği madende
çalışabilmek için sırada bekleyen çaresizler için çare bulacak mı
Ülkemizin sorunları düğümlenirken, televizyonu, gazetesi,
iktidarı, muhalefeti, bakanı, bürokratı bu konuları neden gündeme getirmiyor
Hakkın ve hakikatin mücadelesini vermekten vazgeçenlerin, 750 bin liralık saat
takan saltanatın mücadelesini vermeye başladığı ne zaman görülecek Çuvaldızı
kendimize batırmak adına: bir lokma helal ekmeğin peşinde koşarken can
verenler, survivor dizisinde bileğini incitenler kadar vicdanları kanatmayan
bir ülkeye nasıl dönüştük!
Toplumun ciddi taleplerinin örtülme politikası sonucu
insanlar, gelişmeye ve katma değere bakma yerine elindekine bakmaya
başlamıştır. Geçici bir başarı getiren bu süreç, ülke açısından kalıcı hasarlar
oluşturduğu bugün bir kez daha ortaya çıkmıştır. Üstelik yarının kurulması
fikri yerini, yarının kurtarılması endişesine bırakmaktadır. Sosyolojik olarak
başlayan bu etkileşimin ekonomik risklerle siyasi boyutlara ulaşabileceği ve
umutların sürekli erteleneceği de kaçınılmaz bir gerçektir. Bir kez daha gördük
ki; yarını kurtarmak düşman üreterek gerçekleşemez!
Alışıldık ve bildik siyasetlerden medet ummaya çalışan,
çalıştıkça yorulan, yoruldukça umudu tükenenlerin faize ödediği parayla yeni
bir Türkiye inşa edileceğini görmek zorundayız! Faize 12 yılda ödenen para ile
yüzyılın projesi dedikleri Marmaray dan tam 60 tane yapılabilirdi. 12 yılda
faize ödenen parayla, birim fiyatı 50 bin liradan, tam 12 milyon TOKİ dairesi
inşa edilebilirdi. İktidarda olduğu 12 yıl içinde faize tam 600 milyar lira
ödeyenler suçu devletin kurumlarına atarak kurtulamazlar! Türkiye de 5 milyon
asgari ücretlinin açlık sınırının altında yaşaması tesadüfî değildir.
Türkiye de devletin, özel şirketlerin, fertlerin borçlu olması planlıdır. Her 5
gençten birinin işsiz olması bu yüzdendir. Bütün milli ve stratejik tesislerin
satılması bu yüzdendir. Küresel baronlara her yıl 52 milyar faiz ödemesi bu
yüzdendir. Banka patronları kâr rekoru kırarken, insanımızın kredi kartı borcu
yüzünden intihar etmesi bu yüzdendir.
Körü körüne birilerinin peşine takılıp gitmenin sonuçları
görülmeye başlandı. Bayrağımızın indirilmesine sessiz kalanlar, Diyarbakır-
Bingöl yolunu açamayanlar ülkemizi esarete sürükleyen bu planın bir parçası
olmaktan kurtulamazlar. Bu planı bozmak için üreten bir Türkiye yi kurmak
zorundayız. Müstemleke tipi kalkınmayı reddederek, milli ve yaygın sanayiyi
kurmak zorundayız. Hak ve adalet üzerine kurulu yeni bir Türkiye yi kurmak
zorundayız.
Türkiye nin haktan, hukuktan, mazlumlardan ve doğrudan
yana olacak güçlü ısrarı korunmalıdır. Bu ise, kişiler üzerinden değil,
ilkeler, prensipler, üzerinden siyaset yapmanın öneminin anlaşılmasıyla
başarılabilir. Bu noktada yöneticileri hassas terazide tartmak adına sorulacak
soru şudur: seçildiğinde zadegândan yana mı garibandan yana mı oluyor
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bu açıdan bakan insan sayısı, bu ülkenin
geleceğiyle sağlıklı bir şekilde ilgilenen insan sayısıyla denktir.