Yunus Emre Enstitüsü’nün davetlisi olarak, ‘Uluslararası Türkçe Yaz Okulu Kapanış Programı’na katıldım.
Cumhurbaşkanlığı Beştepe Külliyesi’nde gerçekleştirilen programa ilişkin izlenim ve notları gelecek yazıda aktaracağım.
***
Bu vesile ile Yunus Emre Enstitüsü hakkında bazı bilgileri aktarmak istiyorum;
* Türk dilini ve kültürünü gerçekleştirdiği eğitim ve kültürel faaliyetlerle dünyanın dört bir köşesine başarıyla taşıyan Yunus Emre Enstitüsü her yıl 5 kıtada on binlerce insana Türkçe öğretiyor.
* Yunus Emre Enstitüsü’nün yurt dışındaki Türkçe kurslarını başarıyla tamamlayan kursiyerler ile yurt dışındaki üniversitelerin Türkoloji bölümlerinde okuyan yabancı öğrenciler, bu yıl da “Türkçe Yaz Okulu” programına iştirak etti.
* Enstitü aracılığıyla Türkçe öğrenen yabancı öğrenciler, Türkçe Yaz Okulu programı kapsamında Türkiye’ye gelerek öğrendikleri Türk dilini Anadolu’nun kültürü ile harmanlıyorlar.
* Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde eğitim alan öğrenciler, ders saatleri dışında kalan zamanlarda düzenlenen farklı etkinliklerle Türkiye’yi yakından tanıma fırsatı buldu.
* Enstitünün bu yıl 8’incisini gerçekleştirdiği Türkçe Yaz Okulu programı, Türkiye’nin 22 farklı şehrinde gerçekleşti.
* 23 üniversitenin ev sahipliği yaptığı program kapsamında öğrenciler; Erzurum, Rize, Balıkesir, Çanakkale, Sivas, İstanbul, Afyon, Isparta, Sakarya, Karabük, Eskişehir, Kütahya, Bursa, Bolu, Ankara, Giresun, Samsun, Karaman, Konya, Aydın, İzmir ve Nevşehir’de Türkçe eğitimi aldı.
* Programın kapanışı Cumhurbaşkanlığı’nca himaye edildi.
* Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, enstitü olarak 60 ülkede toplam 135 noktada hizmet verdiklerini belirtiyor.
* Prof. Dr. Şeref Ateş, dünya toplumlarının Türkiye’yi daha yakından ve doğru kaynaklardan tanımasını amaçladıklarını, Türkçe Yaz Okulu’nun da bu amaç doğrultusunda gerçekleştirilen önemli programlardan biri olduğunu söyledi.
* Prof. Dr. Ateş, “Türk kültür ve sanatını tanıtmak amacıyla birçok etkinlik düzenleniyor, ulusal veya uluslararası etkinliklerde Türkiye’yi temsil ediyoruz. Kültürümüzün bütün renklerini kuşatan bu faaliyetler sayesinde yüz binlerce insanla yüz yüze temas kurma ve kendimizi anlatma imkânı buluyoruz. Öğrencilerimiz, kurslarda öğrendikleri Türkçeyi, Anadolu’nun kültürü ile harmanlıyorlar, ülkeler arasında gönül köprüleri Türkçe ile sağlamlaşıyor” diyor.
* Türkçe Yaz Okulu katılımcıları; Türk kültürü, sanatı, tarihi ve dili hakkında sahip oldukları deneyimlerini paylaşmak ve Türkiye’nin doğal, tarihî, kültürel güzelliklerinin tanıtımını yapmak için sosyal medyada da birbirleriyle yarışıyorlar. Öğrencilerin gözünden Türkiye’nin konu edildiği yarışma; metin, fotoğraf ve video eser kategorilerinde yapılıyor. Mısır’dan Avusturya’ya, Cezayir’den Kosova’ya pek çok ülkeden katılımcılar, kendi gözlemlerini sosyal medya hesapları üzerinden #RotamTürkiye etiketiyle paylaşıyor. Gördüklerini ve hissettiklerini RotamTürkiye etiketiyle paylaşan öğrencilere çeşitli hediyeler veriliyor.
YÖNETİMDE KİMLER VAR?
Yunus Emre Vakfı; Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, kültürünü ve sanatını tanıtmak; bununla ilgili bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak; Türk dili, kültürü ve sanatı alanlarında eğitim almak isteyenlere yurt dışında hizmet vermek; Türkiye’nin diğer ülkeler ile kültürel alışverişini artırıp dostluğunu geliştirmek amacıyla 05.05.2007 tarihli ve 5653 sayılı kanunla kurulan bir kamu vakfı.
Yunus Emre Enstitüsü ise vakfa bağlı bir kuruluş olarak bu kanunun amaçlarını gerçekleştirmek üzere yurt dışında kurduğu merkezlerde yabancılara Türkçe öğretimi çalışmalarının yanı sıra ülkemizin tanıtımı amacıyla kültür ve sanat faaliyetleri yürütmekte, ayrıca bilimsel çalışmalara destek vermekte.
2009 yılında faaliyetlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsü’nün yurt dışında 40’tan fazla kültür merkezi bulunmakta. Kültür merkezlerinde verilen Türkçe eğitiminin yanı sıra, farklı ülkelerdeki eğitim kurumlarıyla yapılan işbirlikleri ile Türkoloji bölümleri ve Türkçe öğretimi desteklenmekte. Kültür merkezleri aracılığıyla kültür ve sanatımızı tanıtmak amacıyla birçok etkinlik düzenlenmekte, ulusal veya uluslararası etkinliklerde ülkemiz temsil edilmekte. Yunus Emre Enstitüsü, adını 13. ve 14. yüzyıllarda yaşamış bir Anadolu mutasavvıfı Yunus Emre’den alıyor.
***
Yunus Emre Vakfı Mütevelli Heyeti Üyeleri şu isimlerden oluşuyor;
* Mevlüt Çavuşoğlu- Dışişleri Bakanı (Başkan),
* Recep Akdağ- Başbakan Yardımcısı,
* Hakan Çavuşoğlu-Başbakan Yardımcısı,
* Numan Kurtulmuş-Kültür ve Turizm Bakanı,
* Naci Ağbal-Maliye Bakanı,
* İsmet Yılmaz-Millî Eğitim Bakanı,
* M. Rifat Hisarcıklıoğlu -Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı,
* Prof. Dr. M. Ali Yekta Saraç-YÖK Başkanı,
* Prof. Dr. Derya Örs-Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı,
* Prof. Dr. Mustafa S. Kaçalin-Türk Dil Kurumu Başkanı,
* Prof. Dr. Mahmut Ak-İstanbul Üniversitesi Rektörü,
* Prof. Dr. Ramazan Kaplan-Bartın Üniversitesi Rektörü,
* Doç. Dr. Ömer Bolat-İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Öğretim Üyesi,
* Rasim Özdenören-Yazar
NECMETTİN HOCAM
Necmettin Hocam, gözün aydın!
İlk göz ağrıların geldi.
Doyamadılar bakışlarına
Senin de onları göresin geldi.
***
Hep sen düşerdin yollara,
Bu kez, onlar sana geldi.
Öpüp okşayıp hepsini
Bağrına basasın geldi.
***
Dizildiler etrafına sıra sıra
Yine bir ders vaktin geldi.
Kur›an okundu, dualar edildi
Onlara «Aferin!» diyesin geldi.
***
Urfa toprağını üzerine serptiler
Burnuna İbrahim (A.S.) kokusu geldi.
Gözyaşları hiç dinmedi
Kalkıp birer birer silesin geldi.
***
Dedin ki: «Üzülmeyin yavrularım
Büyük yerden emir geldi.
Gonca gülken solan çocuklara
Ötelerde ders veresim geldi.”
(Abdullah Kara, Ortahisar/Trabzon)
ARAPÇAYA 500ATAMA
Selamünaleyküm…
Her yıl onlarca yeni İmam Hatip Lisesi açılmasına ve nüfuslarının yoğun olmasına rağmen maalesef her okula bir Arapça öğretmeni bile düşmemekte.
Arapça derslerine din kültürü öğretmenleri, ilahiyat mezunu meslekçi öğretmenler veya rehberlik öğretmenleri girmesine rağmen Arapça öğretmenlerine kontenjan çok az açılmakta.
Bunun neticesinde hem adaletsizlik hem de eğitimde kalitesizlik meydana gelmekte.
İmam Hatip mezunlarının Arapçadaki başarısızlığı bundan kaynaklıdır.
“Arapça dersi Arapça öğretmenlerinindir” diyerek sosyal medyada #Arapçaya500atama başlığı altında Milli Eğitim Bakanlığı’na sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.
İmam Hatiplerde Arapça öğretilecekse bunu Arapça öğretmenleri yapmalı. Ya da devletimiz Arap Dili ve Edebiyatı bölümleri ile Arapça öğretmenliği bölümlerini kapatsın. Ki insanlar büyük umutlarla yıllarını boşa harcamasın. Derdimiz dil eğitimidir.
(ENBİYA DÜNDAR).