Biriken birkaç notumu paylaşmak istiyorum;
1) Enflasyon neden iyi bir şey değil? Çünkü enflasyon demek pahalılık demek! Enflasyon demek geçim zorluğu demek! Enflasyon demek gelirin gittikçe düşmesi demek!
Hatta ve hatta eski kurt politikacılardan, Süleyman Demirel’in deyimi ile; “Doğrudur Türkiye'nin birinci sorunudur enflasyon. Hakikaten bugün, enflasyon dediğimiz halk günlük yaşar. Halkın birinci sorunu geçim sıkıntısıdır. Esasen enflasyon devletleri yıkan bir olaydır. Milletleri içinden bozan bir olaydır. Esasen enflasyon sadece pahalılık olayı da değildir. Ahlakı bozar. Borcu olan borcunu ödeyemez. Alacağı olan alacağını alamaz. Hırsızlıktan, soygundan, fuhşa kadar hemen hemen bütün yolları açar. Toplumun içini bozan bir olaydır. Onun için Batılılar enflasyona bir numaralı halk düşmanı derler. Tek kollu canavar derler. Batı, enflasyondan fevkalade çekinir.”
Mevcut ekonomi yönetimi ve iktidar sözcüleri, bakanlar sık sık enflasyonun düşeceğinden dem vurmakta.
Ama gelin görün ki gerçekler hiç de öyle değil!
Dünya gazetesi yazarı Naki Bakır, geçenlerde işte bu gerçeği kaleme aldı. Naki Bakır, 2030’a kadar olan dönemde Türkiye için yıllık bazda tek haneli enflasyon öngörülmediğini yazdı.
Yani… Yani’si şu; hangi yıldayız; 2024. 2030 yılına ne kadar süre var; 6 yıl. Altı sene daha yüksek enflasyonla yaşayacağız demektir.
Eyvah ki eyvah!
Tek çözüm şu; Millî Görüş iktidarı gelmeden ekonominin düzlüğe çıkması mümkün değil!
2) Aile neden yok edilmek isteniyor? Siyonizm’in yapmak istediği bu da ondan! Tek ekonomi... Tek para… Tek sağlık... Tek dünya... Tek aile... Tek gelecek...
Neden TEK AİLE! Daha doğrusu TEK AİLE ne demek oluyor ki!
Aile yok olmalı ki, tek düğmeye basarak tüm dünya idare edilebilsin, aile bağları yok olsun!
Zira devleti devlet yapan ailedir. Toplumları bir arada tutan ailedir. Toplumlarda tutkal olan ailedir.
Ailenin yok edilmesi Siyonizm’in işini kolaylaştıracaktır!
Bilmem anlatabildim mi?
MESAJ PANOSU
* “Selamünaleyküm Adnan Bey, 23 Ekim 2024 tarihli Millî Gazete’deki köşe yazınızı okudum. Konut sorununa çözümün yazınızda da bahsedildiği şekilde basit olduğunu mevcut hükümete anlatanlar, öneri sunanlar çok olmuştur; (Mimar Semih Akşener, Turgut Cansever ve sair). Mevcut iktidar, bilakis konut sorunu üreterek ranta altyapı hazırlamaktadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bu konuda genel seçim öncesi altyapısı hazırlanmış arsa çözümü sunmuştu ama o işi de rafa kaldırdılar. Gıdadan sağlığa, eğitimden barınmaya tüm sektörler küresel güçlerin emrine amade edilmiş durumda. Velhasıl, Erbakan Hocamızın dediği gibi önce bu milleti narkozdan uyandırmak gerekiyor ki fıtrata uygun yaşam için ülkeyi yönetenlerden talepte bulunabilsinler.” (Eyüp İspir, İnşaat Mühendisi)
ŞEHİD YAHYA SİNVAR!
1962’nin 29 Ekim'i
Yine hazan mevsimi
Yine hüzün mevsimi
Han Yunus mülteci kampı sakinleri bekliyordu
Kutlu bebeğin doğumuna şahit olunuyordu
Adı Yahya olsun dediler
Ömrü uzun olsun dediler
Güzel ve mutlu yaşasın dediler
Oysa gam yükünün kervanı
Yola düzülmüştü bir kere
Köşe başını tutmuş haramiler
Size hayat hakkı yok dediler
***
Umurunda mıydı Yahya Sinvar'ın
Çünkü biliyordu şu maddeleşmiş âlemde
Canını tek Rabbe adamanın sonsuz erdemini
Mücâhid komutan İzzeddin el Kassam gibi
Tekerlekli sandalyede Şeyh Ahmed Yasin gibi
Apaçiyle gelen ölümü bekleyen Abdulaziz Rantisi gibi
Şehâdeti koynunda taşıyan Salih Aruri gibi
Ve vakar âbidesi İsmail Heniyye gibi
Adım adım yürüdü mübarek menzile
Terör devletlerinin terörist listesine girdi
Yûsuf misâli yirmi üç yıl
Çile yumağını ördü İsrail zindanlarında
Yılmadı, bıkmadı, usanmadı, pes etmedi
HAMAS'ın Mecd Gücü'nü kurdu, azmetti
***
Nasıl ki Zeyd b. Hârise şehid oldu
Sancağı Cafer b. Ebi Tâlib aldı
Nasıl ki Câfer-i Tayyar şehid düştü
Sancağı Abdullah b. Revaha kuşandı
O da şehit düşünce
Sancağı Hâlid b. Velid teslim aldı
Aynen öyle de KUDÜS kahramanları
Hiç yere düşürmediler İslâm sancağını
Kavganın tam göbeğinde dimdik durdular
Küfrün bükülmeyen beline kazmalarla vurdular
Suikastlar, katliamlar direnişi sona erdirmedi
***
Erseydi doksan yıl önce el Kassam ile ererdi
Tam aksine bilendiler, hızlandılar, güçlendiler
Ölümü öldüren yiğitler ordusuna eklendiler
Şehitlerin ölümsüzleştiğini her dem haykırdılar
Direnişin ise ölmezliğini anbean kanıtladılar
Ne zaman cihad gemisi karaya otursa
Kanlarını pompalayan erler çıktı ortaya
***
Siz ey Firavun artığı Siyonistler ve işbirlikçiler
Ne Filistin ne Lübnan asla boyun eğmeyecekler
Bütün çocukları öldürseniz de saraylarda
Elbet bir Musa sağ kalacak meydanlarda
Yeni Heniyye’ler, genç Sinvar’lar sizden hesap soracak
Kaçtığınız deliklere özgürlüğün mührünü vuracak
***
Ve yine Ekim ayı
Yine hicran çaldı kapımızı
Bebek katili zalimler kana boğdular Sinvar'ımızı
Refah Tel El-sultan bölgesinde katlettiler
Üç aydır askerî bölge deyip işgal ettiler
Beyaz sakalıyla hücum yeleğiyle başında poşusuyla
Yürüdü En Sevgili'ye kavuşmanın coşkusuyla
Yanında tırnak makası çakmağı ve kâğıt mendili
Duâ kitabı ve yara bandı ve tesbihi
Garip geldi bu dünyaya, garip gitti
“Ne mutlu o gariplere” müjdesini hak etti
***
Ey şehid! Şehâdet size, sürgün bize
Siz şehid biz şâhid! İzzet size, zillet bize
Lider gibi yaşadın, komutan gibi vefat ettin
Canım kanım şehitlerimizden daha değerli değil dedin
***
Ey Mescid-i Aksâ'nın korkusuz kahramanı
Yolun yolumuzdur, şimdi artık koşma zamanı
Sana cennet, sana Cemâlullah, sana saadetler düştü
Bize sabır, bize hasret, bize metânetler düştü
(Metin Kızılok)

BİR MİLLÎ GÖRÜŞ ÇINARI: METİN KIZILOK!
Metin Kızılok…
1948 Mersin doğumlu. 1970 Ankara İlâhiyat mezunu. Trabzon İHL’de iki yıl öğretmenlikten sonra Mersin'de çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı.
1996’da Mersin İHL’den emekli oldu. Çağrı FM, Beyzade FM’de ve yerel TV’de programlar yaptı.
Radyo Gençlik'te hâlen program yapmaya devam ediyor.
Yurt dışında Millî Görüş camilerinde görev yaptı.
MGV-AGD'de ve Saadet Partisi’nde sohbetlere devam ediyor…
Yenidevir Gazetesi’nin hikâye yarışmasında mansiyon kazandı ve gazetede yayınlandı.
Cuma Cumartesi Pazar konulu tezi var. Tek Gerçek adlı romanı Millî Gazete’de tefrika edildi.
Metin Kızılok, 7 kitap yazdı, farklı alanlarda.
***
Geçen gün Millî Gazete’ye ziyarete geldi, Metin Kızılok abimiz.
Hoş sohbet bir ağabeyimiz. Sohbetinden, muhabbetinden müstefid olduk.
Zaman zaman konulu şiirlerine bu köşede yer veriyorum…
Kışları Mersin'de, yazları İstanbul'da geçiriyor... Mersin yaz aylarında çok sıcak olduğu gerekçesiyle... İlginç bir formül…
Her zaman bekleriz Metin abi...
---