Dinmek bilmez karmaşadan yorgun bir dünyada yaşıyoruz.
Dünya yoruldukça bizim yorgunluğumuzda o oranda artıyor. Hem dünyanın
yorgunluğu hem de insanın yorgunluğu biraz da insanın bitmek bilmeyen hırsı ile
şekilleniyor. Modern hayat tüm mecralarıyla bizi yersiz hayallere, mutsuzluk
kaynağı çatışmalara sürüklüyor. Bu durum giderek yalnızlaşan bireyi ortaya
çıkarıyor. Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor. Toplum
dışına itilen birey, kendi doğrularını oluşturup onunla yaşamaya alışıyor.
Zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de
hastalığının temel nedeni oluyor. Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyo-ekonomik
ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor. Söz konusu
değişim, insanlığın amacından sapmasına ve fıtrat dışı bir yöne doğru gitmesine
sebep oluyor. İnsanlığın iyi-kötü oluşturduğu asgari ahlak, elli yıldır
televizyon tarafından gıdım gıdım iğdiş ediliyor. Bir on yıldır da internet
tarafından, özellikle sosyal medya mecraları tarafından büyük bir iştahla
tüketiliyor.
Toplum giderek daha hızlı yıpranıyor. Adeta teknolojinin gölgesindeki insanlar
artık birbirlerine ulaşmanın yolunu bulamıyorlar. Uzunca bir sürede bir yol
bulacaklarını sanmıyorum. İnsan
ilişkilerini şekillendiren o uğursuz rekabet, tüketim ve iktidar hırsı; insanı,
merhametten ve de anlayıştan hızla uzaklaştırıyor. Yorgun şehirler, yorgun
binalar, metal ve beton kesiği insanın yaralarını onaramıyor. Toplumsal
dayanışma yerine toplumsal ayrışma ve de kutuplaşma her geçen gün daha da
artıyor. Bu durumda ne kardeşlikten ne de dayanışmadan bahsedebiliriz. Köşeye
sıkışmış boksörün yediği yumrukların etkisiyle sersemlemesi gibi hep beraber
sersemliyor, sendeliyor ve sallanıyoruz. Nesnelerin markalarını, etiketlerini teşhir
etmekle, insanların isimlerini, cisimlerini, etiketlerini teşhir etmek arasında
bir farkın olmadığı bir noktaya geldik. Ezen ve ezilenin birbirinden razı
olduğu bir bozulmayı yaşıyoruz. Çünkü
makinalaşan insan ve mekanik bir dünyadan, tekno bir dünyaya evriliyoruz. Onun
için herkes biraz marka, herkese bir etiket ve barkot Hakikatin açığa
çıkmasını değil de bireyin öne çıkmasını sağlayan kurumsal hesaplar, kurumlu
hesaplar
Tebliğ mi, teklif mi Modern zamanların belki de en büyük
problemi bu. Çünkü ağlar da bağlar. Ve bu bağımlılık çağında en büyük kurtuluş,
insanı ağlarından ve bağlarından kurtarmakla olacak gibi. Hayatı yeniden dizayn
edecek, zamanı kıymetli kılacak ve tüketilen değil de işlenen bir madene
dönüştürecek büyük bir insani hamle gerekiyor. Gelişim dedikçe, daralıyoruz.
Daraldıkça da körleşiyor ve hakikatin uzağına düşüyoruz. Onun içindir ki yitik
malımız hikmeti ararken belki de en çok kendimizi bulacağız. Neyi kaybettiğimiz
hatırlayıp, üzerimizdeki ölü toprağını atıp, yolu düzelteceğiz. Bozuk olan
kalbimizi ifsattan kurtarıp, eline iplerimizi almış azgın nefsimizi de ıslah
edeceğiz. Belki bütün kapatma tuşlarına basarak, yalancı ışıkları kapatacağız.
Ve kalbimizin ışıklarını yakacağız. Kim bilir her şey basitlikle, sadelikle başlar.
Hoşça bakın zatınıza
TAŞ GEMİ
mikrop üstüne mikrop küçüle küçüle
dağ üstünde dağ büyüye büyüye
büyüyüp küçülmeyen bende
sonsuz karıncalar doludur
(Asaf Halet Çelebi)
Bize Kadar
1-Dücane Cündioğlu nun dediği gibi Yürümeye devam et,
yol insanı terbiye eder.
2-Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu; İnsan gönülden ibârettir
diyerek tam da mimi koymuş.
3-İsmet Özel dikkatleri toplamaya çalışıyor ve
anlayabilene söylüyor; Birgün gelip de
hesaba çekileceği meselesini birinci meselesi yapmayan insan, Müslüman adı taşıyabilir ama Müslüman
vasfı taşıyamaz.
4-Jean Jacgues Rousseau da İnsan özgür doğar, ve fakat
her yerde zincirleriyle yaşar der.
5-Bazen hakikati en yakınındaki kulağına fısıldar da sen
onu hep uzakta ararsın.
6-Her şeyi bir kenara bırak, sadece kendi içinde kendi
hikâyende küçük bir seyahate çık. Ne kendini pas pas et, ne de nefsine torpil
geç. Kararında bir muhasebeye tabi tut. Belki de
7-Güzel bir yöresel yemek yap, yaptır. İçine muhabbet kat
ve dostalerına ikram et. Bir de bir mesele edin onu da sofranın bir köşesinde
ikram et. Bir mısra bul, içinde hikmet olsun, dostlarını uğurlarken yüreklerine
hediye olarak bırak. Pazar dır. Miskinlik kabul etmez.
Dağarcık
Geleceğin en önemli Manhattan Projeleri, politikacıların
ve katılan bilim adamlarının mutluluk sorunu adını vereceği konuda, diğer bir
deyişle insanlara köleliklerini sevdirme sorunu konusunda, devlet
sponsorluğunda yürütülecek büyük çaplı araştırmalar olacaktır. Ekonomik güvence
olmazsa kölelik sevgisi hayata geçirilemez; kısacası, güçleri kendinde toplayan
hükümet ve idarecilerinin kalıcı güvence sorununu çözeceklerini varsayıyorum./
Mutluluk ve erdemin sırrıdır, yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek. Tüm şartlandırmaların
amacı budur: insanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek. (Aldous
Huxley-Cesur Yeni Dünya, İthaki Yay. )
TEKKE
Önyargı içerisinde baktığımız konulara mesafeli
durduğumuz gibi, bize ait olduğunu iddia ettiğimiz konularda da ifrat derecesinde
bağnazlık yapıyor olabiliriz. Ayrıştırıcı dil ve üslupla kırıcı bireysel
yapının meydana gelmesi, toplumsal hazımsızlık oluşturmakta ve insani kopuşları
hızlandırmaktadır. İhtimam içerisinde kurulması gereken sosyal ilişkiler, hırs
ve ego pohpohlamaları sebebiyle, seviyesi düşük çıkar eksenli olmaktadır. İslam ın özü olan itidali kaybetmenin
getirdiği bir sonuç olan bu durum; bize, biz olma erdemini kaybetmemize neden
olmaktadır. (İsmail Şakıma dan, Tadımlık)