Düzensizlik yani karmaşa bugünün yaşama tarzı ve hayat anlayışı.

İnsanlar kendileriyle sınanıyorlar bir bakıma.

İnsan belki kendisi bir şeylerin farkında değil ama –belki de farkında- hayata bakışı deyim yerindeyse belirsizlik. Rüzgâr ne yönden eserse ona göre tavır alıyor. Rüzgârın savuruşuna kapılmak. Bu, bir Müslümanın yapabileceği bir şey değil. Bir yanıyla Müslümanların da artık kanları veya bir başka deyişle ruhları iyice sulandı. Kıvamını yitirdi. Dönemin koşullarına göre tavır alma ile birlikte daha çok bireysel çıkarlar öncelendi. Bir Müslüman hayatın zorluklarını göğüsleyerek asla yönünü değiştirmeden bildiği yürüyüşünü sürdürmekle yükümlü.

Günümüz siyasası insanımızı iyice bozdu. İnsanlar da buna eğilimli olduklarından çok rahat ve çok çabuk yön değiştirebiliyorlar. Yıllarca savundukları düşüncelerinden, ideallerinden vazgeçebiliyorlar. Bu, elbette kabullenebilir bir durum değil. Değil derken bugünün gerçekleri ve yaşananları göz ardı edilemez.

Bu temel sorun Müslümanların dünyevi ihtiraslara kapılmalarındandır. Gözlerinin önünde yaşanan görkemli, süslü, çekici bir hayat ve konfor var. Belki geçmiş zamanda imkânları sınırlı olduğundan bu gibi durumlara erişmek için hayallerini zorlayamadıkları bir hayat vardı. İmkânlar kendilerine geçince geçmişte kınadıkları veya kabullenemedikleri şeyleri kendileri yapmaya başladı. Bunu asla yadırgamadan. Sıradan başlayan ödünler giderek büyüdü, büyüdükçe  insanımızı sürükledi götürdü.

Geçmiş zamanda kültürel bir hesaplaşma içindeydik. Yargılayabiliyorduk. Doğru ile yanlışın, güzel ile çirkinin tartısını yapabiliyorduk. Artık o tartı özelliği ve özgünlüğü iyice yitti. Basit ilişkiler veya durumlar ölçü olarak alındığından, geçmişte yaşanmış olanların intikam duygusu de eklenince gözü kara, hiçbir şeyi ve durumu görmeden burunun doğrultusunda çıkarını önceleyerek gidiyor. Rüzgârın gücüne göre de yön değiştirebiliyor. Hayatı boyunca yadsıdıklarını, eleştirdiklerini rahatlıkla kendisi yapabiliyor

Cebinde banka kredi kartı bulunmayan insan sayısı azın da azı. Yok denecek kadar hem de. Yani demek istiyorum ki geçmişte faizden kaçan, korunma çabasında olanlar bugün faiz kurumunun kartlarını ceplerinde taşıyorlar. Banka kredisi kullanıyorlar.

Emperyalizmin tuzağında, onların yön vermesiyle hareket edebiliyorlar. Sağlıklı düşünme ortamı ve ruhu iyice yitti. Haçlıların öncüleri, emperyalizmin sürükleyicisi ya da müslümanları ortadan kaldırma ahdi içinde olanları kurtarıcı olarak kabullenebiliyorlar. Onun korumasına girebiliyorlar. Ondan kurtulmak yerine onunla işbirliği yapmaktan haz alıyorlar. Emperyalizm Müslüman soykırımı yapıyor, yapıyor ama Müslümanlar onun taşeronluğunu yapıyor elini güçlendiriyorlar. Hemen her dönemde vaatlerinin tam tersini yaptıkları, hemen her sonuçta Müslümanlar zarar gördüğü hâlde her ne hikmetse geçmişte hiçbir şey olmamış ya da yaşanmamış gibi gene aynı şemsiye altına girebiliyorlar.

Müslümanların yönsüzlüğü rüzgâr gülü gibi rüzgâr ne yandan esiyorsa, o yöne doğru evrilişleri kabul edilebilir bir durum değil. Değil ama günümüz Müslümanlarının gerçeği de bu.

Müslümanlar Müslümanlıklarını terk etti. Bugün sahip bulundukları din farklı. Günahtan sakınmayan ve hatta kabullenen, haram unsurları bile içselleştiren Müslümanlardan söz ediyoruz.

Müslümanlığı bazı yönleriyle salt bir slogan olarak algılıyorlar. Hiçbir zaman Peygamberimizin gösterdiği yön üzere değil. Dünya gerçekleri denen olguya yenik düşüyorlar. Bu da çıkarlarına halel getirmediğindendir.

Yön kendimize ait olmayınca başkasının esintisine kapılır gideriz. O zaman da biz, biz olmaktan çıkarız, başkasının esiri oluruz.