Seçimlerin üstünden 1 aydan fazla bir süre geçti. Tek başına iktidar dönemi sona ererken, halk birtakım “şeylerden” duyduğu rahatsızlığı sandık sonuçlarına yansıttı. Bundan ders çıkarmak durumunda olanlar gerekli hisseyi çıkarırlar mı, Allah bilir.

Seçim sonuçlarını sadece HDP’nin barajı aşması üzerinden yorumlama eğilimi, sabık iktidar partisinin başlıca hareket tarzı oldu. Böylelikle gündemi oraya doğru kaydırmak ve kendisini kamuoyu önünde sorgulanır pozisyondan kurtarmak isteği buna sebep oldu. Kendi seçmeninden kayan oyların HDP’ye barajı aştırdığı ayan beyan ortadayken ve bunu kendileri de çok iyi biliyorlarken, maksatlı şekilde birileri suçlandı, sabık iktidar partisinin suçu günahı gündeme bile getirilmemeye çalışıldı.

Bugünlerde koalisyon görüşmeleri yapılıyor, tek başına iktidar döneminin sonunu getiren şımarıklık ve gücün verdiği kibir artık bir şekilde kırılmalı, toplumun her kesimine saygı duyulmalı. Sabık iktidar partisinin bir nefs muhasebesi yapması ve “küçük dağları ben yarattım” şımarıklığından vazgeçmesi gerekiyor.

Aynı zamanda, diğer partiler de seçimin sonuçları doğru tahlil etmeli. Seçim sonrası devamlı HDP konuşuldu ama halkın verdiği mesaj gayet açık. Yolsuzluklardan, şaibelerden, 4 Bakan’ın Yüce Divan’a gönderilmemesinden son derece rahatsız ve otoriterleşme değil de uzlaşma istiyor. HDP’nin, MHP’den 3 puan daha düşük alıp aynı sayıda vekil çıkarması gibi garabetlere gelince, o da seçim barajı denen ilkellikten kaynaklanıyor. Tüm partiler, halkın iradesine konan bu ipoteği kaldırmak zorunda. Birkaç milyon kişinin oyunun çöpe atılması, iradesinin yok sayılması veya metazori şekilde başka partilere oy atması Haktan reva değil en başta.

Yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ayyuka çıktığı günlerde her şeyi montajla, komployla, bilmemneyle açıklamaya çalışan, üstüne üstlük acayip acayip haberlerle bunu desteklemeye uğraşan sabık iktidarın medyası, bugünlerde birden bire yolsuzluk haberleri yapmaya başladı. CHP’li Ataşehir Belediyesi’yle ilgili çok ciddi yolsuzluk ve rüşvet iddiaları sıralanıyor. Bu konuda CHP gerekeni yapmalı, soruşturma açmalı. Sabık iktidarın medyası da, bu konuya gösterdiği hassasiyeti tüm diğer yolsuzluk iddialarına da göstermeli ve kendilerinin bile inanmadığı acayip savunmaları halkın önüne koymamaları.

Türkiye’nin bu dönemde en temel gündem maddeleri ekonomi (piyasalardaki durgunluk, işsizlik vb), yolsuzluklar ve seçim barajının bir an önce kaldırılması olmak zorundadır. Her 3 gündem maddesi de doğrudan doğruya halkı ilgilendiriyor. İlkinde halkın cebi, geçimi, hayat mücadelesi söz konusu; çarkı çevirmeye çalışan esnaf, üretim yerine arazi rantına yönelmek zorunda kalan sanayici, işsizlikten kırılan diplomalı gençler vb ekonominin sağlam bir büyüme rotasına girmesiyle sıkıntılarından kurtulabilir.

İkincisi, yolsuzluklar; halkın parası birilerinin cebine gidiyor, haksız ve haram kazançlar havalarda uçuşuyor. Türkiye, hangi partiden olursa olsun, yolsuzluklarla savaşı öncelikli gündemine almalı. Yolsuzluğun, rüşvetin, haksız kazancın normal sayılmaya başlanması, toplumun ahlakının bozulmasına, içten içe bir çürümeye de götürüyor çünkü.

Sonuncusu da halkın iradesinin doğrudan gaspıdır. X partiye gönül verdiyse vatandaş, o partiyi baraj korkusu olmadan dilediği gibi destekleyebilmeli. Milyonlarca oy çöpe gitmemeli, başka partilere yansımamalı.

Özetle, Türkiye’nin yapması gereken, halkın hakkını, parasını ve iradesini savunmaktır. Toplumsal uzlaşma mesajı veren halk, bunları talep ettiğini gösterdi zaten.