Yol insanın değişmez kaderidir, yolculuk ise meşakkatli ve yorucudur. Ama öyle de olsa insan ne yürümekten ne de yolcu olmaktan geri kalır. Bu yüzdendir ki, insana sorulan en gerçekçi sorular nereden gelip nereye gidiyorsun, hayatla başlayan yolculuğunu nasıl sürdürüyorsun sorularıdır. Gençler kişilik oluşumunu tamamlarken, kimim ve nereye gidiyorum soruları ile yola çıkar. Yol uzun ve meşakkatlidir genç ise bu yolu yürüyecek dinamizme sahiptir. Yolda en sık başvurduğu şey sorulardır. Genç sorularla toplumdaki konumunu tanımlayamaya ve yaradılış esprisini yakalayamaya çalışır.  Gençlerde görülen fiziki ve ruhi dinamizm, onların manevi donanımlarına ve fıtratlarında mevcut olan istidatlarına işaret eder. Bu dönem akıldan ziyade hisler ön planda tutulsa da genç aslında sorularla yolunu bulmak ve yalpalamadan yürümeye çalışmaktadır.

Genç yolun en tehlikeli noktasındadır, karanlık üstüne üstüne gelirken o hep soru sormaktadır. Genci, hislerin heveslerin tahriplere karşı dengeleyecek ve hakikat zeminine çekecek en etkili yol ise ahiret inancıdır. Ahiret inancı kuvvetli olan bir genç, olayları muhakeme ederek tehlikelerden korunabilir. Bu kritik dönemde, kendilerini yetkin gören erişkinler ise çocuklarını her zamankinden daha fazla sevmeli ve onlara uygun bir dil kullanmalıdırlar.

İçinde bulunduğumuz çağda, gençlerimiz “izm” lerin ve tek tipleştiren eğitim sisteminin birer ürünü olarak şekillendiriliyor. Küresel bir fabrikanın ürünü gibi ortaya çıkan gençliğin tek hedefi başıboş gezmek ve hazların peşinde koşmak. Onlara iki hedef veriliyor, birincisi canının istediği her şeyi yapmalısın, ikincisi hayatta kalabilmek için maddi gücü elinde tutmalı ve başarılı olmalısın. Gömleğinizin ilk düğmesini yanlış iliklediğiniz vakit diğerlerini doğru iliklemeniz mümkün olamaz. Çünkü ikinci ve üçüncü düğmeler birinciye tabidir. Tıpkı bunun gibi gençlere çarpık bir bakış açısı veriliyor ve bu çocuklar hayatın tamamına yamuk bir gözle bakıyorlar.

Boşa harcanan ömürler, savrulan gençlik ve bitmek bilmeyen ihtiraslar materyalizmin çarpık bakış açısının bir ürünüdür. Materyalizm, var olma kaygısını bir bütün olarak fani olan dünya üzerine inşa ediyor. Bu durum hedonizm, nihilizm gibi bazı bulaşıcı hastalıklara sebebiyet veriyor. Ne yazık ki bundan en fazla da daha yolun başında olan gençlerimiz etkileniyor.

Çocuklarımızı koruyabilmek için sevgimizi merkeze almalı ve sabırlı olmalıyız. Buna mecburuz.