Emeklinin emeği sizin döneminizde yani 2008 yılında yapılan ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'ndaki değişiklik sonrası Türkiye'deki emeklilik sistemi köklü bir şekilde kayba uğradı. O günden beri de her geçen gün erimeye devam ediyor. Yani 2008 yılındaki emeklinin emeğini gasp eden o değişiklik mevcut iktidar eliyle yapılmasaydı bugün en düşük emekli maaşı dahi 40 bin liranın üzerinde olacaktı.

“YÜZDE 10/15’LİK İYİLEŞTİRME” KİMSEYİ İYİ ETMEZ

Derinleşen yoksulluk ve enflasyon girdabında en ağır yarayı alan milyonlarca emekli, kulislerde konuşulan kısmi ve geçici düzenlemelere artık umut bağlamıyor. Açlık sınırının 40 bin liraya dayandığı, ev kiralarının ödenemez hâle geldiği günümüz şartlarında; kök maaş adaletsizliğini çözmeyen ve yüzde 10-15’lik artışlarla sınırlı kalan "pansuman" tedbirler, emekliler nezdinde "göz boyamadan" öteye geçmiyor.

EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ASGARİ ÜCRETE ENDEKSLENSİN

Sabahın ilk ışıklarında ucuz ekmek kuyruklarına giren, temel gıda ve sağlık masraflarını karşılayamaz hâle gelen emekliler; en düşük maaşın asgari ücrete endekslenmesini, İntibak Yasası'nın derhal çıkarılmasını, faturalardan vergilerin kaldırılmasını ve bayram ikramiyelerinin gerçekçi seviyelere çekilmesini talep ediyor. Sadaka kültürüne dayalı geçici çözümlerin devrinin kapandığını belirten milyonlar, insan onuruna yaraşır adil bir düzen için acil çözüm bekliyor.

Türkiye ekonomisinin üzerine karabasan gibi çöken yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve derinleşen yoksulluk en çok emeklileri vurdu. Günlerdir Ankara kulislerinde dönen, milyonlarca emeklinin gelirini artıracağı iddia edilen yeni yasal düzenleme söylentileri, ne yazık ki dertlere derman olacak nitelikten uzak.

EMEKLİLER KALICI BİR ÇÖZÜM İSTİYOR

Yıllar boyunca alnının teriyle çalışıp prim günlerini dolduran, bu ülkenin üretimine omuz veren milyonlarca vatandaş; bugün bırakın insan onuruna yaraşır bir emeklilik hayatı sürmeyi, temel gıda maddelerine bile erişmekte zorlanmaktadır. Çarşıda, pazarda, mutfakta her geçen gün eriyen bütçeler karşısında yalnızlaştırılan emekliler, artık günü kurtarmaya yönelik politikaların son bulmasını ve hayatın her alanında hissedilen bu derin adaletsizliğe karşı kalıcı bir kalkınma mekanizmasının kurulmasını talep etmektedir.

KULİSLERDEKİ "PANSUMAN" SÖYLENTİLERİ BEKLENTİYİ KARŞILAMIYOR

Son günlerde hükümet kanadından ve ekonomi kulislerinden yansıyan bilgilere göre, yıl sonuna doğru veya önümüzdeki ocak ayında emekli maaşlarına yönelik bazı yasal düzenlemelerin yapılacağı, refah payı ya da yaş gruplarına (örneğin 65 yaş üstü) yönelik kademeli iyileştirme masalarının kurulduğu iddia ediliyor.

AÇLIK SINIRI 49 BİN TL’YE DAYANDI

Ancak masada konuşulan senaryolar, çarşıdaki pazardaki yangını söndürmekten çok uzak. Açlık sınırının 40 bin liraya dayandığı, ev kiralarının büyükşehirlerde astronomik rakamlara ulaştığı günümüz ekonomik şartlarında, kök maaş adaletsizliğini çözmeyen, taban aylıkları en temel insani ihtiyaçların altında bırakan bu hamleler, emekliler nezdinde ancak "yaraya merhem değil, göz boyama" olarak değerlendiriliyor. Yüzde 10-15’lik öngörüler ya da lafta kalan refah payı artışları, hayat pahalılığı karşısında eriyip gitmeye mahkûmken, bu tablonun artık sürdürülebilir olmadığı açıkça görülüyor.

EMEKLİNİN FERYADI: "GEÇİNEMİYORUZ, YALNIZLAŞTIK!"

Bugün Türkiye’de milyonlarca emekli; sabahın ilk ışıklarında ucuz ekmek kuyruklarına giriyor, eczaneye gittiğinde ödediği katkı payları cebini yakıyor, torununa harçlık verememenin ve hatta mutfak masrafını denkleştirememenin mahcubiyetini yaşıyor. Çalışma hayatı boyunca düzenli primi yatırılmış, gününü doldurmuş vatandaşlar, emeklilik döneminde dinlenmeyi ve huzur bulmayı beklerken; ikinci hatta üçüncü baharında hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Açlık sınırının çok altında kalan aylıklar, kök maaş cambazlıklarıyla sıfırlanan zamlar, dul ve yetim aylıklarındaki adaletsizlikler emekliyi adeta toplumsal hayatın dışına itti. Emekliler, sosyal tesislerden bile yararlanmakta güçlük çekerken, temel gıda ve fatura giderleri karşısında tamamen çaresiz bırakılmış durumda.

EMEKLİLERİN NET TALEBİ: LÜTUF DEĞİL, HAKKIMIZ!

Millî Gazete olarak her zaman mazlumun, ezilenin ve hakkı yenenin sesçisi olduk. Bugün de geçim mücadelesi veren milyonlarca emeklinin haykırışını tek bir manşette birleştiriyoruz: Emekliler pansuman değil, köklü çözüm istiyor!

İŞTE EMEKLİLERİN TALEPLERİ

Emekli derneklerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve milyonların ortaklaşa dile getirdiği acil çözüm reçetesi ve temel talepler şunlardır:

En Düşük Emekli Maaşı Asgari Ücrete Endekslenmelidir: En düşük emekli aylığı, güncel ekonomik gerçekler ve açlık sınırı göz önünde bulundurularak asgari ücretten kesinlikle az olmamalıdır.

İntibak Yasası Derhal Çıkarılmalıdır: Aynı primi ödeyen ancak farklı dönemlerde emekli oldukları için aralarında uçurum oluşan emekliler arasındaki adaletsizlikler intibak yasasıyla giderilmelidir.

Kök Maaş Aldatmacasına Son Verilmelidir: Seyyanen ve refah payı artışları kök maaşa değil, doğrudan ele geçen taban aylığa yansıtılmalı, Hazine destekli tamamlamalı maaş sistemindeki adaletsizlikler ortadan kaldırılmalıdır.

Sağlıkta Katkı Payları Kaldırılmalıdır: Yıllarca sağlık primi ödeyen emeklilerden hastanelerde, ilaç alımlarında ve muayenelerde alınan ilave katkı payı ve kesintilere son verilmelidir.

Bayram İkramiyeleri Gerçekçi Bir Seviyeye Çekilmelidir: Dini bayramlarda verilen ikramiyeler sembolik olmaktan çıkarılmalı, en düşük emekli aylığı seviyesine endekslenmelidir.

Faturalardan Alınan Vergiler Kaldırılmalıdır: Emeklilerin elektrik, su, doğalgaz ve iletişim gibi temel faturalarından KDV ve ÖTV muafiyeti sağlanmalıdır.

Emekliler artık geçici çözümleri değil, hakkı olan refah payını, insan onuruna yaraşır bir hayatı ve adil bir düzeni acilen beklemektedir!

Muhabir: Cihat Yunus İzmirli