Ülke yönetiminde sıkıntılar olduğu aşikâr!

Herkes gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu durumun farkında.

Farkında olduğunu nereden mi biliyoruz? Nereden olacak kötü gidişata dur diyebilmek ya da en azından bu gidişatı frenleyebilmek için “ bakan değişikliği” yapmak ihtiyacını duymasından biliyoruz.

Peki, bu değişiklikler durumu kurtarmak için yeterli mi?

Hiç sanmıyoruz, daha doğrusu hiç ihtimal vermiyoruz.

“Ama dört bakanın daha değiştirileceği söyleniyor” diyenlere cevabımız şöyle olacak: Değil dört bakan bakanlar kurulunun tamamı yenilense bu gidişatın önüne geçmek mümkün değil! Çünkü kötü gidişatı durdurmak için tedbiri vakti zamanında almak gerekti. Vakit geçtikten sonra siz istediğiniz kadar alın!

Neye yarar ki! Yani dememiz odur ki kurtsuz bir elma dişlemek istiyorsanız tedbiri önceden almanız gerekir.

Elmanın içine kurt düştükten sonra hangi tedbiri alırsanız alın sonuç değişmeyecektir. Enflasyon alıp başını gitmişken. Döviz kurlarını dizginleyebilmek için icat edilmiş olan kur garantili hesaplar bile yetersiz kalırken. Market raflarındaki fiyatlar katlanarak artarken Ahmet’in Mehmet’i ya da Ali’nin yerine Veli’yi getirseniz ne değişir ki?

Ekonomide ipin ucu kaçmış durumda! İşin kötüsü ipin uçununun nerede ya da kimin elinde olduğu da hiç belli değil! Bakın yandaş yazarlar bile artık isyanları oynuyorlar. Ve Cumhurbaşkanı’na çağrı üzerine çağrı yapıyorlar.

“Bir çare bul, yoksa durum çok kötü” diye uyarıyorlar. Yine her şeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bekliyorlar. Oysa her şey kendi ellerinde!

Ülke yönetimini bu hale sokanları bir süre dinlenmeleri için evlerine yollayıp yerlerine yeni isimleri getirmelerinden başka çıkar yol yok gibi bir şey.

Hani yola çıkarken altını çizdikleri bir “ortak akıl” diye bir şey vardı ya! İşte ona dönmekten yani tek kişinin aklı yerine ortak akılla karar almaktan başka çare yok!