Hukuk Fakültesi öğrencilerine okudukları seneye ve derslerine uygun olarak ben de İslâm hukukunu, bir vakfın salonunda her hafta anlatırken fakültede öğretim üyesi olan bir hukukçumuz:
"Hocam Kur an 1400 sene önce indirildi. Deveye binen, deve eti yiyen, çadırda yaşayan bir kabile için çok iyi idi ama zaman değişti. Zamanın değişme-siyle de ahkam değişti. Kur an bizim hayatımıza bir canlılık katmaz" dediğinde ben de ona:
"Günümüz fizik, kimya, biyoloji bilginlerinden biri çıkıp da bu bizim içtiğimiz sudan Adem de içmişti, bu havadan Havva da koklamıştı. Şimdi zaman değişti. Biz iki binli yıllardayız. Bizim havamız ve suyumuz değişik ve çağdaş olmalı diyen var mı
Bu kelebeğin kanatları ve renkleri çağ-daş insanın renk anlayışına uygun değil diyen var mı
Tabiattaki binlerce kanundan bir tanesi bize uygun değildir diyebiliyorlar mı " dediğimde
"Hayır tabiatta kusur yokmuş." demişti
"Peki milyonlarca yıl önce yaratılan tabiat kanunlarında kusur yapmayan Allah (c.c) bin dört yüz sene önce indirdiği kitabında mı kusur yapacak
Kur an ayetleri anne sütü gibidir. Bir günlük çocuğa bir günlük gıdayı verir, altı aylık çocuğa altı aylıkken lazım olan gıdayı verir.
Rektörün aynı ayetten anladığı ile dağdaki çobanın anladığı ayrı olacaktır.
Altı milyar insan anlamak için gönlünü Kur an a verirse Rabbimizin murat ettiğine yaklaşılır.
Gıdaların tabii olanı daha iyi olduğu gibi, sözlerin ilahi olanı, yani Allah a ait olanı daha iyidir. Bu dünya yolculuğunda en ünlü hatipleri yaratan Allah ın hitabına kulak ver.
"Zamanın değişmesiyle örfe dayalı ahkam değişir." Çünkü örfte insan eli var. O örfü, aynı çağın insanları oluşturur.
"Taş devri insanlarının ısındığı güneşi istemeyiz. Milenyum güneşi isteriz" diyen yok.
"Hz. Nuh un gemi yüzdürdüğü suyu istemeyiz. Bizim suyumuz iki hidrojen, üç oksijen olsun" diyen de yok.
Güneş, hava, su, toprak ilk insandan son insana kadar herkese faydalı olarak yaratıldığı gibi Kur an-ı Kerim de son insana kadar insanlığa yol göstermeye devam edecektir.
Bin dört yüz yıl önce efendimizin arkadaşları suyu içerler, banyo yaparlar, abdest alırlar, hayvanlarını ve bahçelerini sularlardı. Şimdi ise sudan elektrik üretiyoruz. Daha sonraki çağlarda sudan daha nasıl yararlanılacağını o çağın insanları bilir.
Otlar, çiçekler, çekirdek ve danelerden Lokman Hekim kendi çağının hastalıklarına ilaçlar buluyordu. Aynı tabiattan İbn-i Sina kendi çağının ilaçlarını bul du.
Günümüz eczacıları yine aynı tabiattan çağımızın hastalıklarına ilaçlar bulmaya devam ediyorlar. İşte Kur an ayetleri ve kelimeleri kıyamete kadar gelecek insanların sorunlarına çareler içermektedir. Yeter ki ehil gönüller Kur an a eğilsinler.
Kur an ı şifa olarak indirdiğini haber verir Rabbimiz. (İsra 82) Tabiattaki hava, su, dağ, deniz, çiçekler, yiyecek, içecekler bizim sıhhatimizin devamı için yaratıldığı gibi Kur an-ı Kerim de maddi, manevi, ferdi, toplumsal hastalıklarımızın şifası olarak indirilmiştir.
Kur an eczanesindeki 114 sure eczanenin rafları gibidir. Kur an daki altı bin küsur ayeti kerime raflardaki ilaçlar gibidir.
Sıhhatimiz için her an havaya ihtiyacımız olduğu gibi her nefes alış verişimizde Kur an a imana ihtiyacımız var. Üç vakit yemeğe ihtiyacımız olduğu gibi beş vakit namazda da Kur an ayetlerini okumaya ihtiyacımız var.
"Ama hocam yemesek açlığımızı hissediyoruz. Yine de yemezsek hastalıklar başlıyor. Vücudumuzun içinden ve dışından yaralar baş gösteriyor. Ama Kur an ı okumadığımızda ihtiyaç hissetmiyoruz. Yine de okumasak bir şey kaybetmiyoruz." diyenlere şöyle cevap veriyorum.
- Acıkan insan birkaç gün yemek bulamazsa ondan sonra açlık hissetmezmiş. Bir zaman sonra önüne yemek koysanız isteği olmadığı gibi eliyle alacak desteği de kalmazmış. Hastahaneye kaldırılsa ağzından bir şey verilemez. Önce serumla kendine getirilirmiş.
Veya insan yiyecek bulamadığında en sevmediği şeylerle karnını doyururmuş.
İşte ruhumuzun gıdası olan Kur an gıdasını alamadığımız zaman, kendimiz gibi insanların ürettiği ..istlikleri, pislikleri ..izmleri kendimize rehber kabul eder ve dünyada çıkmaz sokaklara, ahirette cehenneme doğru yol alırız.
Kur an insanlığın hayatından çekilince, en demokrat kabul edilen devletler devlet terörüyle uluslararası katilliğe özendi, gasp, çalma, çırpma, soygun, hırsızlık arttı, bir kısım erkeklerimiz kadınlığa özenirken, bir kısım kadınlarımız erkekliğe özeniyor. Siyasette bir kısım vekillerimiz, müvekkil olan vatandaşın haklarını zimmetine geçiriyor.
İnsani olan bütün yolların çıkmazları herkes tarafından görüldü ve insanlık yeniden Kur an a yöneldi.
İşte böyle bir günde bizler Kur an ı okumaya, anlamaya ve örnek bir hayat göstermeye gayret edelim. Önümüzdeki Ramazan, Kur an eğitiminin yaygınlaşması için en güzel bir fırsattır, iyi değerlendirelim.