HAS Parti’de Numan Bey’den sonra göze çarpan isim olarak Ahmet Demircan’ın bakanlığa getirilmesi en yalın ifadeyle “Siz uzaklaşmayın, Numan beyi harcasak da hepinizi kökten dışlamıyoruz” mesajını vermektedir.
AB’nin ülkemize karşı yürüttüğü gibi “ne içeri ne dışarı”, “ne git ne kal”, “umut içerisinde beklemeye devam et” politikasının bir benzerinin Has Parti’ye karşı uygulandığını görüyoruz.
Sn. Abdulhamit Gül’ün birkaç yıl öncesine kadar yürüttüğü Saadet Partisi Gençlik Kolları Başkan Yardımcılığı, kısa süreli Has Parti Ankara İl Başkanlığı, sonrasında AK Parti milletvekilliği, Genel Sekreterlik ve Bakanlığa gelmesi umarız (!) şahsi birikiminden ziyade, işlerin “özel kalem - sekretarya” tarafından yürütülmesi talebinden kaynaklanmıyordur.
Gül’ün bakanlığa gelmesini, geçmişine ve aile çevresine baktığımızda “insaflı bir şahsiyet” olarak adalet talepleri açısından olumlu bir gelişme olur temennisindeyiz. Kendisine yukarıdan gönderilen talimatları kayıtsız şartsız yerine getirip aynen uyguladığı sürece bu makamda kalacaktır. “Adalet” “hak” “hukuk” dediği an onun da işi bitecektir. İnşallah vicdanla cüzdan ikilemi yaşamaz. Adalette “Kuzu”ların sessizliğini aramayız inşallah.
***
Kabineye diğer yeni iki bakan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak Jülide Sarıeroğlu ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak Ahmet Eşref Fakıbaba’nın getirilmesi “omurga ve ilke” açısından önemli.
Atanmaları AK Parti’ye kayıtsız şartsız bağlılığın ön şart olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Zat-ı şahaneleri (!) partilerine kafa tutmuş olmaları ile ünlü.
Çiçeği burnunda Çalışma Bakanı, yeni gün yüzüne çıkan çok kısa bir süre öncesine kadar attığı iddia edilen twitlerle bir anda ilgi odağı oldu.
Demek ki bu “bakanları oluşturan el” 2-3 yıl öncesini hesap etmiyor. Hafıza kaybından ziyade, ciddi istihbarat zaafı yaşandığı, amiyane tabirle keleğe gelindiği anlaşılıyor.
Anlaşılan istihbarat sıfır. Her konuda olduğu gibi!
Diğer yandan partisinin aday göstermediği taze Tarım Bakanı’nın, “dolambaçlı” Şanlıurfa Belediye Başkanı Adaylığı ve Sn. Cumhurbaşkanıyla yaşadığı ceket polemiği hafızalarda tazeliğini koruyor.
Demek ki kocaman bir parti de olsan, bükemediğin eli öpeceksin.
***
Bu kabinenin bir özelliği de yarıya yakınının bürokrasiden gelen isimlerden oluşmasıdır.
Geçmişte bir şekilde “talimat” almış, almaya alışmış şahısların öne çıktığı bir dönemdeyiz.
Kabinenin hiçbir şekilde yeni bir beklenti, program ve hedefinin olmadığı açık. İsmi kamuoyunda “FETÖ” denen adamlarla anılan kişilerin hesaplarının dürülme beklentisi de boşa çıktı.
Refahın izleri biraz daha silindi ve GÖMLEK İYİDEN İYİYE ÇIKARTILMIŞ oldu. Gelin görün ki kamuoyunda adı FETÖ’cüye çıkan isimler yerinde durdu. Anlaşılan hükümet şu süreçte taşları yerinden oynatarak başına yeni bir bela almak istemiyor.
Şu anda Bakanlar Kurulu üyesi olduğu halde gelecek dönem milletvekilli olamayacağı anlaşılan isimler var. Köklü tasfiyeler listelere bırakılmış. Kadroda kimsenin yeri sağlam değil.