Gezi Parkı olaylarının olumsuz pek çok sonucu olduğu gibi olumlu yanları da oldu!

Mesela toplumsal bilincimizin ne kadar güçlü olduğunu görmek teselli kaynağımız oldu!

Ve “Yaşasın toplumsal bilinç” diye sevincimizi ortaya koyduk!

Gezi Parkı olayları sırasında bazı kendini bilmezler camilere ayakkabıları ile girmişler, o kutsal mekânda yapılmayacak işlere imza atmışlardı!

Şimdi sevinerek öğreniyoruz ki bu rezilliğin fotoğrafları medyada yer alınca en yakınları bile kendilerine tepki göstermişler!

Yani toplumsal bilinç devreye girmiş!

Babaları niye kızmış

“Benim böyle camiye saygısız evladım olamaz” diye!

Nişanlılar nişanlarını niye atmış  

“Ben böyle camiye saygısız biriyle hayatımı birleştiremem!” diye!

Eş dost selamı sabahı niye kesmiş

“Bizim böyle eşimiz dostumuz olamaz” diye!

Şimdi böylesine fotoğraf karesinde yer alanlar, “Elimdeki içki kutusu değil kola kutusuydu” diyerek kendilerini savunuyorlar ve hayatlarının alt üst olduğunu ileri sürüyorlar!

Sanki camilerimize ayakkabılarla girip içerde kola içmek çok normal bir şeymiş gibi konuşuyorlar!

Kimsenin bir haksızlığa uğramasına gönlümüz razı değil!

Ancak ne var ki toplumsal bilincin devreye girip yapılan münasebetsizliklere karşı tavır konulmasına da sırt dönemeyiz!

Bu toplumsal bilinci mahalle baskısı diye karalayamayız ve kınayamayız!

İyi ki böyle bir toplumsal bilinç var!

İyi ki böyle bir mahalle baskısı var!

Böylesine güçlü bir toplumsal bir bilinç ve mahalle baskısı olmasa münasebetsizlerin patavatsızlığına kim dur diyebilir

Bu tür çirkin işlere imza atanlar en yakınlarından tepki görmeliler ki yaptıkları işin kötülüğünün farkına varmaları daha kolay olsun!

Bu densizliği yapanlara dışardan gösterilecek tepkilerin en yakınları tarafından gösterilen tepki kadar etkili olmayacağı aşikâr değil mi

Bir kez daha haykırıyoruz:

Yaşasın toplumsal bilinç!