Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)›a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
KUKLA: Baş, kol, ayak gibi eklemli yerleri, iplikle kuklacının parmaklarına bağlanarak, bir perdenin üzerinden oynatılan karton gibi hafif nesnelerden yapılmış oyuncak bebekler ve bu bebeklerle oynatılan seyirlik oyunlardır. Kukla oynatıcılarına kuklacı denir.
KUKLA: Kendi istek ve kararıyla iş görmeyip başkasının etkisinde, güdümünde olan kimseye de kukla denir.
Âdem ile İblis; ikisi de Allah’a kullukta bulunmak için yaratılmış varlılardır. İblis, Allah’a itaat eden Müslüman bir kul iken, Âdem yaratıldıktan sonra, Allah’ın: “Âdem’e secde edin” emrine itiraz etmiş ve secde edenlerden olmamıştır. “Niçin secde edenlerden olmadın” sorusuna “ben ondan hayırlı ve üstünüm, beni ateşten yarattın, onu ise topraktan yarattın” cevabını vermiştir. İblisin bu tavrı, Allah’ın hükmüne ve emrine bir başkaldırıdır. İblisin bu kalkışması onu, Allah’ın gazabına uğratmış, kovulmasına ve zelil olmasına sebep olmuştur. BAKARA 34: “Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem’e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu.” İblis “ben Âdem’den üstünüm, onun eşrefi mahlûkat olduğunu kabullenemem, o çamurdan yaratılmış bir zavallıdır, ben ise ateşten yaratılmış kaliteyim” diyerek kibirlenip büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştur. Âdem (a.s) ve eşi Havva, düşman, İblisin sahte yeminine kanarak Allah’ın “Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz” emrini dinlemeyip yasak ağacın meyvesini yedikten sonra yerleştirildikleri cennetten çıkarılıp “geçici bir hayat için” yeryüzüne indirildiler. ARAF 24-25: “Allah dedi ki: Birbirinize düşman olarak inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır, orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız.” Âdem (a.s) ve eşi işledikleri günahın farkına vardılar ve Allah’tan bağışlanmalarını dileyip tövbe ettiler. Kur’an bize, Âdem ile İblisin olayını iş olsun diye anlatmıyor. Bu kıssadan ibret alarak “geçici dünya hayatımızda” inatçı, inkârcı ve nankör İblis gibi olmayalım, Âdem gibi tövbe edip her daim Allah’a şükreden bir kul, yeryüzünü imar ve ıslah eden halifeler olalım. YASİN 60-61: “Ey Âdemoğulları, ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?” Burada şeytana kulluk yasaklanmış, Allah’a kulluk emredilmiştir. Onun için bir Müslümanın hayatı, Kur’an’sız, Sünnetsiz, İslamsız yaşanan bir hayat olamaz.
HAK İLE BATILIN MÜCADELESİ
Şeytan yıkmaya ve bozmaya çalışır. Şeytanın dostları da yıkmaya ve bozmaya çalışır. İman edenler ise yapmaya ve imar etmeye çalışır. Bu iki taraf arasında yürüyen bir mücadele vardır. Bu mücadele hak ile batılın mücadelesidir. NİSA 76: “İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inkâr edenler ise tağut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu hile düzeni pek zayıftır.” Bu mücadelede doğru tarafta yer alabilmek için Kur’an ve Sünnetin rehberliğine ihtiyaç vardır. Bu iki kaynağın rehberliğini esas alanlar hiçbir zaman yanılmazlar ve yanlış yerde durmazlar. Allah ve Resulüne düşmanlık edenlerle dostluk içinde olmazlar. ALİ İMRAN 118: “Ey iman edenler, sizden olmayan (kâfirleri, müşrikleri, münafıkları) sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.” Bu açık bilgilerden sonra İslam düşmanlığı tescilli ülkeler ve toplumlarla stratejik ortaklıklarını sürdürmeye çalışanlar helak olmaktan kendilerini kurtaramazlar.
Hak, İslam’dır. Günümüzde hakkı Milli Görüş temsil etmektedir. Batıl ise küresel emperyalizmin ifsat dini materyalizmdir. Günümüzde batılı, ABD, AB ve İsrail’in oluşturduğu inkârcı ve emperyalist blok temsil etmekte ve bunlar İslam ve Müslümanlarla savaşmaktadırlar. Bu gerçek görülüp İslam’da “din ve düzen” olarak karar kılmadan kurtulmak mümkün olmaz.
TARTIŞMALAR
Kafamızı kuma sokmaktan vazgeçelim, gerçeklerle yüzleşelim, net olalım. 15 Temmuz darbe girişiminin “azmettirici kuklacısı” tartışmasız emperyalist ABD, AB ve İsrail şer ittifakının derin devletidir. Biz, “Müslüman Türkiye’yi” BOP için böleceğini ve İsrail’e vilayet yapacağını gizlemeyen bu derin düşmanı görmezden gelir, sadece operasyonda kullanılan kuklayı hedef alırsak yanlış yapmış oluruz. Ve ülke olarak bu yanlışı yapıyoruz. Kuklacıyı kızdırmadan kuklaya lanet yağdırıyoruz. Kuklacı ABD ve müttefikleri, toplumun tepkisini kuklacıdan kuklaya yönlendirdiğimiz için kıkır, kıkır gülüyor ve bir sonraki hamlesinin hesaplarını yapıyor. Biz, bu düşman mihrakları tartışacağımıza, sanki başımıza gelenler, İslam yüzünden gelmiş gibi, İslam ve Müslümanlığı tartışıyoruz. Beyler, başımıza gelenlerin tamamı “din ve düzen” olarak İslam’dan kopmuş olmamızdandır. Siz “din ve düzen” olarak İslam’ı kamudan ve sosyal hayattan çekerseniz; Kur’an ahlakı yerine batı ahlakını, maneviyatçı eğitim yerine materyalist eğitimi, adil düzen yerine faizci kapitalist kölelik düzenini, hakkı üstün tutan doğal hukuk yerine, kuvveti üstün tutan batı hukukunu, adil yönetim yerine batı ürünü demokratur yönetim anlayışını esas alırsanız, biz millet olarak daha çok darbe yeriz, tekme yeriz. Oyun İslam’a karşı oynanıyor. Bizim sığınacağımız sağlam liman, İslam limanıdır. İslam ve değerlerini hırpalamaktan vazgeçmeliyiz. İslam’ı “din ve düzen” olarak öğrenmeliyiz ve yaşamalıyız. Erbakan Hocamızın ömrü boyunca savunduğu ve haklılığı bugün daha iyi anlaşılan Milli Görüş’e yeniden dönmeliyiz. Türkiye’nin Milli Görüş’e dönmesi bütün insanlığın yararınadır. İslamsız olmaz. Selam hidayete tabi olanlara…