Kadın mahalleye taşınalı iki ay olmuştur. Doğup büyüdüğü
köyden hiç çıkmayan kadın bu yabancı şehirde hasret çekmektedir. Çocukluğundan
beri hayalini kurduğu şehir artık ona cazip gelmemektedir. Apartman komşuları
ilk günden itibaren kapısını çalıp, hal hatır sorup, yeni komşu ile tanışmanın
heyecanını yaşarlar. Komşular genç kadının beklediğinin aksine sıcak ve yakın
davranırlar. Kadın komşuların ilgisinden memnundur, onların sıcak yaklaşımı
şehirle ilgili önyargılarını silmektedir. Aradan altı ay geçer kadın evine sık sık gelen iki komşusu ile
arkadaşlık kurar. Ancak birinin tavırları onu rahatsız etmekte ve her gelişinde
annesini hatırlamaktadır. Anne adeta bu kadını tanıyormuşçasına kızına birçok
kere nasihatte bulunmuş ve kızım saf kalplisin, kandırabilirler söylediklerimi
yabana atma demiştir. Evlenmiş çocuk
sahibi olmuştu fakat anne hala nasihatlerini sürdürüyor, tanımadığın
insanlarla arkadaşlık yapma, sende şüphe uyandıran kimselere karşı temkini
elinden bırakma diye kızını uyarmaktadır. Anne kızı evlenmeden önce de arkadaş
seçiminin önemine vurgu yapmış, sırf bu nasihatler yüzünden kızın en yakın
arkadaşıyla arası açılmıştı. Anne arkadaş insanın aynasıdır yavrum, fark
etmezsin seni kendine çeker derdi. Genç
kadın komşulardan birinin tavırlarından kuşkulanmaya başlar ve bu hanımla her
karşılaştığında annenin sesini duyar gibi olur ve ondan uzaklaşmaya çalışır.
Fakat bu tavrını sürdüremez ve annem zaten evhamlı bir kadındı, ben insanların
kalplerini bilemem ki neden olumsuz düşüncelere kapılayım der ve kadınla
arkadaşlığını sürdürmeye karar verir. Aradan bir yıl geçer, genç kadın,
arkadaşının yörüngesine geçmiş ve onun aracılığıyla bir adamla tanışmıştır.
Arkadaşı bu adamı öve öve bitiremez ve onunla arkadaşlık yapmasında bir sakınca
olmadığını söyler ve gençsin güzelsin, arkadaşların olmalı eder. İlk günler
kadın tepkisi ortaya koyar fakat çok geçmeden muhakeme gücünü yitirir ve yenik
düşer. Üç yıl sonra genç kadının hayatı tamamen değişmiştir. Eşinden ve
çocuklarından kopmuş ve hayatını karartan o kadının evinde yaşamaktadır. Genç
kadının eski halinden eser kalmamıştır. Artık, mutsuz kopuk ve yalnızdır. Fakat
ilginçtir bu içler acısı durumundan sıyrılıp temiz bir sayfa açmak yerine
hatalarında ısrar etmektedir. Kadın artık annenin nasihatlerini aklına dahi
getirmemekte ve bu nasihatlerin kendisi için birer kılavuz olduğunu fark
edemiyor. Kadın anneyi geri kafalı olmakla suçlamakta ve kendisinin ise artık
özgür yaşayacağını savunuyor. Yanlış arkadaş kurbanı olan kadın çocuklarını,
eşini yakınlarını ve her şeyden önemlisi onurunu kaybetmiş ve yoksullaşmıştır.
Koruyacak kadar büyük bir değer taşıdığını fark edemiyor. Annenin nasihatlerini
göz ardı eden kadın olayları muhakeme edememekte ve hayatını sonu görünmez
dehlizlere doğru sürüklemektedir. Bizler
doğru arkadaş seçimi konusunda çocukları bilgilendirirken kendimizi hep ihmal
ederiz. Büyükler yol yordam bilir zannederiz. Oysa yanlış arkadaş kurbanı olan
onlarca erişkin insan vardır ki, bu insanlar dipsiz çukurlarda kaybolup
gitmişlerdir.