Rus psikolog Bluma Zeigarnik, tamamlanmamış işlerin stres düzeyini artırarak zihinde derin etkiler bıraktığını ve kişinin hayatını olumsuz yönde etkilediğini ileri sürer. Zihinde bir çatışmaya sebebiyet veren bu durum “Zeigarnik etkisi” olarak kavramlaşmıştır. Zegiranik etkisi ihtiyacınıza doğal olarak güdülendiğinizi, hedefinize ulaşamadığınızda ise zihninizin üretilen programı arşive kaldırarak sürekli şekilde hatırlattığını gösteriyor. Zihniniz kendini sürekli yeniliyor ve gerçekleştiremediğiniz hedeflerinizi, yarım kalmış işlerinizi, adresine ulaşamamış emeklerinizi hatırlatarak mevcut düzenini korumaya çalışıyor. Ancak ne kadar itina gösterirseniz gösterin ömrünüz tüm hayallerinizi gerçekleştirmeye yetmiyor ve yarım kalmış işleriniz bedeninizle birlikte toprağa gömülüyor. Fakat öyle de olsa geleceğe dair hayaller kurmaktan vazgeçmiyor insan, güç yetirebildiğine ulaşıyor geriye kalanları ise ebedi âleme bırakıyor. Zihin hiçbir şeyi atmıyor ve kullanılmayanları arşivine kaldırıp itina ile saklıyor.

Saman çöpü kadar zayıf olan bedenine sığmıyor insan ve o bedenden taşarak zamana sığmayacak hayaller kuruyor ve toprağın üzerinde işler hep yarım kalıyor. Saatler geriye doğru sarmaya başlıyor zaman tükeniyor ve ışığa ramak kala o sayfa kapanıyor. Dünyayı yedi kere dolaşacak kadar geniş olan hayalleri ile birlikte topraktan ayrılıyor ve özüne dönüyor…

Ölüm, ayrılık ve hastalık gibi durumlarda yarım kalan işler geride kalanların omuzlarına yüklenir. Geride kalanlar geçmişle gelecek arasında bir köprü kurar ve o işleri tamamlamak için revan olurlar. Ama toprağın üzerinde her şey eksik kalır ve bu döngü hep böyle devam eder.

Ömrünüz belli bir vakte tabidir, hayallerinizin ise sonu yoktur ve çoğu şeyler yarım kalmıştır hayatınızda… Ama güç yetirebildiğiniz halde rehavete kapılıp ertelediğiniz işler vardır bir de… Zamanı hoyratça kullanmış ve hayallerinizin geçip giden zamanla birlikte toprağa aktığını fark edemez hale gelmişsinizdir. Rüzgârın sesi kulaklarınızda belirdiğinde başınızı çevirmiş ve ötekilerin ölümünü seyretmişsinizdir. Yarım kalan işlerin arasına gömülüp nefes alacak vakit bulamaz hale geldiğinizde ise, “Zaman bu kadar çabuk geçmeseydi bunca işin üstesinden gelebilirdim” deyip işin içinden çıkmışsınızdır.

Hayallerimizle beslediğimiz şey bazen elimizin ulaşamayacağı, ömrümüzün yetmeyeceği bir yerdedir ve güç yetiremeyiz. Ama bir de keyfi olarak ertelediklerimiz var… Zaman yetmedi, zaman olsaydı yapardık dediklerimiz var bir de. Zamanla hep kavgalıyızdır nedense ve ertelediğimiz, önemsemediğimiz, tamamlayamadığımız işler için zamanı suçlamaya devam ederiz. Zaman dardı deriz, zaman yetmedi deriz, zamana sığmadı deriz ve gerçekleşmeyen hayallerimizin külleri üzerinde hayat ararız.

İlginçtir ertelediğimiz işler, büyüttüğümüz hayaller kendi yörüngemizden öteye gidememiştir. Oysa tamamlanan işlerimizde olduğu gibi tamamlanmayanlarda da başkalarının hakları vardır. Koskoca bir dünya taşırız içimizde fakat kendi alanımızdan çıkıp ötekilerin hayallerini besleyecek olgunluğa ulaşamayız. Oysa insanlığa bir borcumuz vardır ve yarım kalan işlerle birlikte borcumuzu da yarım bırakıp gitmişizdir. Peki, tamamlanmamış işlerinize göz atarken hiç sordunuz mu kendinize?

Kaç çocuğa sevgi borcunuz var? Kaçına vefa, kaçına selam borcunuz var? Ödemediğiniz borçlarınız yarım kalmış işleriniz arasındadır ve siz ihmal ettikçe kalbinizin yükü ağırlaşacaktır. Bu yükten kurtulabilmek için ötekilerin hayallerine de yol olun, güç olan sevgi olun…