Bismillahirrahmanirrahim;
Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.
Müslümanlığı; muhafazakârlıktan ibaret gören kesimlerin tamamı, her zaman olduğu gibi, bu gün de çok kötü bir sınav veriyorlar. İçi boşaltılmış mefhumları kullanarak, “hakkın nurunu, batılın karanlığına” boğdurmak için yalana ve siyasetine teslim olduklarının farkında bile değiller. Kur’an, sünnet ve salim fıkhın rehberliğinde düşünüp muhakeme etmekten nasibi kesilmiş bu güruh, zalimlerin iktidarına yardım ve yataklık etmeyi, Müslümanlık sanıyorlar. Anlaşılan, bu adamların zihin dünyalarında “Kur’an nizamı” diye bir tasavvurun izi dahi bulunmuyor. Kur’an; Peygamberlerin ve onlara tabi olan samimi müminlerin hayata ikame etmeye çalıştıkları “adil düzenin” temel dayanağıdır. Kur’an etrafında kenetlenmiş bir toplum, insanları hayra davet eder, toplumun faydasına olan iyilikleri, yani “marufu” emreder, toplumun zararına olan kötülüklere, yani “münkere” de engel olmaya çalışır.
Bu görevi yapmanın ne bahanesi, ne de mazereti olur. Merhum Erbakan Hocamızın başlattığı ve özü, “İslamsız saadet olmaz” esasından ibaret olan Milli Görüş, zalime ve bütün kötülükler ile mücadele etmeyi kendisine şiar edinmiş bir harekettir. Kötülükler ile mücadele kendiliğinden olmaz. Milli Görüş’ün tek temsilcisi olan Saadet Partisi, insanlığı tehdit eden bütün kötülükler ile mücadele etmek üzere kurulmuş disiplinli bir “ıslah” ordusu olduğu için kıymetlidir. Saadet Partisi’ni, bunun dışında başka bir şeyle tanımlamak, hem ilmen hem de ahlaken en büyük vebaldir. Günümüzde hak-batıl mücadelesi parti teşkilatlanmaları ile yürüyor. Saadet Partisi de partidir. Diğerleri de partidir, aralarında fark yoktur diyenler olabilir. Mekke’ye giden araba da arabadır, Brüksel’e giden araba da arabadır. İki araba da Alman malı Mercedes olsun, neticede arabadır ve araçtır. Mekke’ye giden arabaya binenler Kâbe’ye varır, hacı olur. Brüksel’e giden arabaya binenler ise Brüksel’e varır, turist olur. İlim, partileri zihniyetlerine göre değerlendirmeyi gerektirir. Saadet Partisi; Hakkı üstün tutan zihniyetin kapısını tutmuştur. Bu Milli Görüş ve Adil Düzen demektir. AK Parti, CHP ve diğerleri ise kuvveti üstün tutan zihniyetin kapısını tutmuşlardır. Bu materyalizm ve faizci kapitalist düzen demektir. Saadet Partisi, toplumu Milli Görüş’e ve Adil Düzen’e çağırırken, Ak Parti, CHP ve diğerleri ise toplumu materyalizme ve faizci kapitalist düzene çağırmaktadır.
Burada iddialar önemlidir, ancak eylemler daha da önemlidir. İddiası güzel, eylemi batıl olana itibar edilemez. Zihniyetleri hesaba katmadan partileri değerlendirmek yanlıştır. Sağcılık ve solculuk, kuvveti üstün tutan batı zihniyetine ait mefhumlardır. Milli Görüş ise, hakkı üstün tutan İslam zihniyetine ait bir mefhumudur.
YALAN VE İTHAM
Saadet Partisi’ne muhalefet edenler genellikle, hakikate değil yalana kulak verenlerdir. Biri çıkmış; “Erbakan Hoca bize, ‘Sadıklar ile beraber olunuz’ ayetini okudu ve dedi ki sadıklarla beraber olmak Allah’ın emridir. Saadet Partisi doğrular ile değil, eğriler ile beraber oluyor” diyor. Bu zata göre doğruluk, Erdoğan ve AK Parti ile birlikte olmak, eğrilik ise karşısında bulunmaktır. Müthiş bir buluş değil mi? Erbakan Hoca, o gün onlara, “Sadıklar ile beraber olun” ayetini, niçin Saadet Partisi’nde kalmaları gerektiğini izah için okumuştur. Sadıkların kim olduğu ise, Hucurat Suresi’nin 15. ayetinde net bir şekilde tanımlanmıştır: “İman edenler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenlerdir. İşte onlar sadıkların (doğru kimselerin) ta kendileridir.” Ayet açıktır.
Sadıklar; iman edenler, şüpheye düşmeyenler, malıyla canıyla Allah yolunda cihat edenlerdir. Saadet Partisi ve liderini, şer ittifakının içindeymiş, zilletmiş, illetmiş, din düşmanlarıyla, münafıklarla berabermiş, vatanı ve milleti satmışmış, çizgisinden sapmışmış, Milli Görüş ile alakası kalmamışmış gibi akla ziyan ithamlarla suçlamak, zandan, yalan isnattan, karalama kampanyasından başka bir şey değildir. Müslüman yalana ve siyasetine teslim olan kimse olamaz. Teslim olursa yok olur.
DOĞRUSU
Saadet Partisi’nin, kendisine isnat edilen haksız ve yalan ithamlar ile uzaktan yakından alakası yoktur. Gerçekte Saadet Partisi; ne AK Parti ve MHP’nin karşısındadır, ne de CHP ve diğerlerinin yanındadır. Saadet Partisi; Milli Görüş’ün tek temsilcisi olarak dönüşen değil dönüştüren, etkilenen değil etkileyendir. Saadet Partisi “ıslah” için çalışır. İfsat için çalışanlara da nasihat eder, uyarır, onlara yolun doğrusunu telkin eder. Bunu yaparken de hiçbir kimseyi veya topluluğu inancından dolayı ayıplayıp ötekileştirmez.
Saadet Partisi, bütün kesimlerle, Milli Görüş’ün benimsediği prensipler istikametinde işbirliği yapmaktan da imtina etmez. Bu diyalogları milletimizin saadeti için zorunlu görür. Saadet Partisi, AK Parti ve Erdoğan’ın düşmanı değildir. CHP ve diğer partilerin de düşmanı değildir. Saadet Partisi’ne bugün düşmanca yaklaşan AK Parti, MHP, lider ve sözcüleridir. Kullandıkları kin ve nefret dili, ülkeyi uçurumun kenarına getirmiştir. Kibir siyasetinin kimseye faydası yoktur. Biz büyüğüz, siz küçüksünüz, küçük büyüğe katılır diyorlar.
Büyük olmak, her zaman faydalı olmak anlamına gelmez. Küçük olmak da önemsiz olmak anlamına gelmez. Fil büyük, arı küçüktür. Küçük olan arı, ürettiği bal ile bütün insanlığa şifa dağıtırken, büyük olan fil sadece hayvanlar âleminin bir üyesi olarak zihinlerde yer alır. Saadet Partisi, kemiyet olarak küçük gibidir amma, keyfiyet olarak bereketlidir ve ürettiği fikirler, yetiştirdiği şuurlu kadrolar bakımından, karanlığı aydınlığa çeviren bir nur veya fener gibidir. Seçimi her zaman Saadet ile birlikte olup, oyunu gösterdiği aday için kullananlar kazanır. Bunu da ancak, İslam ile ölçen ve değerlendirenler anlayabilir. Haydin Saadet’e. Selam hidayete tabi olanlara...