İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Karadeniz’de yaşanan sel afetini değerlendirirken kimsenin “nerede bu devlet” demediğini çünkü bütün unsurlarıyla büyük bir çabanın ortaya konulduğunu söylüyor.

Ve “Afet sonrası vatandaşımıza milletimize karşı en ufak bir mahcubiyet yaşamadık” diyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun değerlendirmeleri böyle ama tam aksini düşünenlerin varlığı da inkâr edilemez.

İçişleri Bakanı Soylu açıklamasında “afet sonrası” yapılanlara dikkat çekerken, karşı görüşte olanlar “afet öncesi” devletin alması gereken önlemleri almadığını iddia ediyorlar.    

Mesela böyle bir felaketin yaşanmasında en büyük etkenlerden birinin “yanlış şehirleşme” olduğu ileri sürülüyor.

Dere yataklarına yapılan çok katlı apartmanlara verilen inşaat izinlerine dikkat çekiliyor.

Ya da tomruk depolarının dere yataklarında olmasının ortaya çıkardığı sonuçlar tartışılıyor.

Bu yakınmalar ve bu tartışmalar sadece muhalifler arasında değil bizzat iktidar partisinin mensupları ve sempatizanları yani yandaşlar arasında yaşanıyor.

Afet sonrası devlet hemen duruma el koymuş ve İçişleri Bakanı Soylu’nun ifade ettiği gibi kimsenin “nerede bu devlet” diye sormasına gerek kalmadığı iddiası doğru olabilir.

Ama devletin “afet sonrası” gösterdiği performansı “afet öncesinde” göremeyenlerin yakınmaları da yabana atılamaz.

Yanlış şehirleşme ile yakınmaların biri de TBMM Başkanı Mustafa Şentop’dan geldi. TBMM Başkanı Şentop da dere yataklarına konut yapılmasının yanlışlığına dikkat çeken şeyler söyledi.

Yirmi yıldır iktidarda olan bir partinin mensuplarından ya da sempatizanlarından bu tür yakınmalar geliyorsa o zaman devletin “afet öncesi” üzerine düşen görevleri yeterince yaptığı herhalde söylenemez.

Hâl böyle olunca iktidar sözcüleri yapacakları açıklamalar da daha dikkatli olmalı ve sadece “afet sonrası verilen hizmetlerle” ilgili değil “afet öncesi verilemeyen hizmetleri” de göz önünde bulundurarak konuşmalılar.

İktidar sözcüleri konuşmaya başlayınca sadece yaptıklarını hatırlıyor ama yapmadıkları hiç akıllarının kenarından bile geçmiyor.

Bu nedenle “afet sonrası” vatandaşların “nerede bu devlet” diye sormamış olmaları “afet öncesi” için bir şey ifade etmiyor.